Anılar

Nereye daldıysa gözümün ucu,
Gördüm ki yaşanmış oyun anılar.
Hayatın aslına olsaydı rücu,
Derdim ki yerine koyun anılar.

Sonsuza binilmiş kanatlı atlar,
Üst üste yaşanmış, iç içe katlar.
Nasıl unutulur maziden tatlar,
Beni gözyaşımla yuyun anılar.

Ümitler tükenir, tutkular siner,
Bulutlar çekilir, fırtına diner;
Her oyun sonunda bir perde iner,
Bükmek zamanıdır boyun anılar.

Kimi sevdimse ben şimdi bir isim,
Kimi solmuş kimi renkli bir resim.
Sığındığım liman, eski adresim,
Beynimi derinden oyun anılar.

Sevginin kucağı, aşkın dizinde,
Günahım, sevabım saklı gizinde.
Geri dönsem yaşanmışın izinde,
Sessiz çığlığım var duyun anılar.

Hamit Hayal / Gönen / 06.08.2011

Osmanlı Devletinin Kuruluş ve Gelişmesinde İtici Güçler

Roma İmparatorluğunu bir yana bırakacak olursak, Osmanlı İmparatorluğundan başka hiçbir imparatorluk dünyanın üç kıtasında 600 yıla yakın bir zaman hüküm sürmemiştir. Bu devletin tarih sahnesinde nasıl ortaya çıkmış olduğu meselesi oldukça yakın zamanlara kadar bilim çevrelerine dahi meçhul kaldığı gibi, bugün bile geniş çevrelerde layıkıyla bilinmemektedir.

Malazgirt ve Kürtler *

Malazgirt Savaşı’nda Mervânî Emirliği Türkler’le ittifak yaptığı için değil, Selçuklular’a tâbi olduğu için muharebeye asker göndermişti
Aysel Tuğluk, “Türkler, Malazgirt Savaşı’nı Kürtler’in desteğiyle kazanmışlardır. Anadolu içlerine doğru yönelirken Kürtler’le ittifak içinde olmayı başarıları için zorunlu görmüşlerdir” şeklinde bir beyanatta bulundu.
Malazgirt Savaşı’nın sonucuna tesir edecek büyüklükte olmasa da Kürtler bu savaşta Selçuklu bayrağı altında savaşmışlardır. Ancak burada bir ittifak söz konusu değildir. Kürtler, Mervânî Emirliği Selçuklular’a tâbi olduğu için Malazgirt Savaşı’na katılmışlardır. Anadolu’nun içlerine ilerlerken de başarı için bir ittifak yapılmamış, Anadolu’yu kısa sürede Türkmenler fethetmişlerdir.

150 yıl önce hangi Avrupa başkentinde Müslüman vardı? *

150 yıl önce Avrupa’da bir tane bile Müslüman yokken, Osmanlı topraklarında her dinden insan özgürce yaşamıştı.
ABD Temsilciler Meclisi Türkiye’den “ülkedeki Hristiyanlar’ın haklarına tam olarak saygı göstermesini” isteyen bir teklifi görüştü.
Amerikalı vekiller acaba 150 yıl önce Viyana, Paris, Madrid gibi Avrupa başkentlerinde bir tane Müslüman yokken, 150 yıl önce de, 450 yıl önce de Osmanlı İmparatorluğu’nun her yerinde her din ve mezhepten insanların Müslümanlarla birlikte yaşadığını biliyorlar mı?

Aramaktayım

Anladım vefa yok, sevgi cihanda,
Uzakta, Acem`de aramaktayım.
Ben bu gurbet denen virane handa,
Gündüzü gecemde aramaktayım.

Bu sevda bıraktı gözümde nemi.
Ağladım limandan giderken gemi.
Oysa ben sevginde o eski demi,
Dilimde, hecemde aramaktayım.

Kımıldama, kal hep öyle yerinden,
Bakışınla vurgun yedim derinden.
Ummanlar çalkayıp gözün ferinden,
Aşkı ben ecemde aramaktayım.

Hatıralar gidin yalnızlık gelsin,
İsterdim gözlerin sinemi delsin.
Nice var ki sevdam artık sen elsin,
Rahmeti yücemde aramaktayım.

Hamit Hayal / Gönen / 20.07.2011

Özledim

Alem düşerken sensiz, inlerken yerde beşer,
Mazlumun imdadına erişini özledim.
Ey aklım kudretim ol, ey iman bende yeşer,
Ümidi nice kula verişini özledim.

Biz ayrılan yolların solunda, sağındayız,
Yine Bedri aratan zor Uhut dağındayız.
Ey efendim yine biz şirk ve put çağındayız,
Putları yıkıp yere serişini özledim.

Senden başka her şaha, padişaha, hana ret,
Çilesiz bülbüllere, gülşen’de nihana ret.
Alemler efendisi sensiz bir cihana ret,
İtaat eden bir ümmet derişini özledim.

Kainat zikrederken yüce Rabbi an be an,
Unutulmuş hakikat, ehl-i dilde yok beyan.
Efendim siz bir zaman Kisra’ya mektup yazan,
Yanmış gönülde yara sarışını özledim.

Benim sonsuz mürşidim, her müşkülüme arif,
Lütfen düşüme girin, doğruyu edin tarif,
Siz ne muhteşem resul, sanatkâr, ince, zarif,
Nice farklı milletten karışını özledim.

Efendim bu ayrılık, bu hasret beni yerde,
Nolur ölüm bulmasın nurun olmayan yerde.
Bir imdat eyle bize, yalnız bir ümit ver de,
Mekke’den Medine’ye varışını özledim.

Efendim bir rüyamda szi gördüm, yüzünle,
Gam mı, keder mi desem, belki biraz hüzünle.
Beni bahtiyar kılan, insan olan özünle,
İslam’ın sonsuz tadı barışını özledim.

             Hamit Hayal / Gönen / 28.06.2011

Yalnızsın diyor

Nice zaman var ki, bu sessiz gece,
Yalnızlıklar tattım ‘yalnızsın` diyor.
Sanki gözlerinde derin bilmece,
Ne ümitler kattın `yalnızsın` diyor.

Gölgeler uzayıp, vakit erince,
Yeniden başlıyor gece, derince.
İnsan bu, bir güle gönül verince,
Bir belaya çattın `yalnızsın` diyor.

O sancı benzersiz, eşsiz, yalınca,
Saplanan bir mızrak kalbe dalınca.
Nihayet kurduğun saat çalınca,
Uzağa fırlattın `yalnızsın` diyor.

Belki de bu böyle bir ömür senle,
Sadece bir sual `hangi nedenle?
Kabına sığmaz ruh, köhne bedenle,
Ne elemler tattın `yalnızsın` diyor.

Ne varsa alem de sevmek adına,
Varamadın bir sevdanın tadına.
Yıllar sonra bile düşse yadına,
Hep içime attın `yalnızsın ` diyor.

Hamit Hayal / Gönen / 24.06.2011

Oğulcuğum

Bir nişane kalsın senden ak diye,
Yolun hakikate ersin inşallah.
Rabbi zikret, son kelamın Hak diye,
Ne muradın varsa versin inşallah.

Dünyayı büyütme bunca gözünde,
Aşkı dirilt, sevgi olsun sözünde.
Yüce Peygamberin aşkı özünde,
Son deminde “Allah” dersin inşallah.

Yolun sonu belli olur başında,
Hak olmalı bir ömrün her yaşında.
“Mağrur” yazmamalı mezar taşında,
Hak gözetsin, seni görsün inşallah.

Önümüzde uzun yollar var derken,
Ölüm gelir, ne gecikir ne erken.
Dilerim ki Rabbe kulluk ederken,
Ocağın şen, neslin sürsün inşallah.

Ümit veren bir imanla dol da sen,
Rabbimizi zikreden kul ol da sen.
Oğulcuğum hak denilen yolda sen,
Duan yüce kata varsın inşallah.

Hamit Hayal / Gönen / 24.06.2011

Güzün var senin şehir

Belki zaman yenecek, açacak ya aramı
Hatıramdan silinmez yüzün var senin şehir.
Kadim zamandan beri onulmaz bir yaramı,
Neden sokaklarında hüzün var senin şehir?

Ey Gönen, ey sevgili, nice gönlümdeki yar,
Kader rüzgârlarımın savurduğu son diyar;
Kudretten mi düştün, belki gönlün ihtiyar,
Yaşamaya verilmiş sözün var senin şehir.

Bir kader mührü sanki zamanlara adınca,
Bildiğim hep aydınlık şafakların tadınca;
Gurbetim olan şehir ansam da hep yâdınca,
Sırlar alemi denen özün var senin şehir.

Yağmurlarla ıslanmış, rahmetinle sözde yaş,
Belki de kaderin bu, ta derinde, özde yaş;
Neden Gönen denince saçımda kar, gözde yaş,
Yüreğinde bir ateş, közün var senin şehir.

İçten içe yanmada, savrulmadayken küller,
Aydan simalar gördüm kuşanmış rengin tüller;
Bütün ihtişamıyla belki açacak güller,
Oysaki yaşanacak güzün var senin şehir.

Ağlayan gözlerimden hayat buldukça yaşta,
Bütün faniler göçer, Gönen kalır en başta;
Bir gün yazarlar seni adın bir bengi taşta,
Kaderden bir kitapta cüzün var senin şehir.

                  Hamit Hayal/Gönen/ 06.09.2009

Ey gümüş şehir

Hayale daldığım bu gümüş şehrin,
Kudret ikliminde kanmaya geldim.
Adı Harşit olan sonsuz şah nehrin,
Ruhumda izi var anmaya geldim.

Ey şehir gördüm ki sarmış da dağlar,
İrem bahçesinde gül açmış bağlar.
Ayrılık yıl değil, sürse de çağlar,
Hayali hakikat sanmaya geldim.

Yıllar yılı yaktın beni narınca.
Anladım boş değil sevdan varınca.
Çok uzun yolda ben topal karınca,
Bahtiyar kalbimi sunmaya geldim.

Gönül dolu sevgilerle aktım ben,
Yükselen bir kudret ile yaktım ben.
Dönüp te arkama her gün baktım ben,
Hasretten arınıp, yunmaya geldim.

İnleyen bir nağme titreyen telde,
Bu gümüş şehirden hasret var elde,
Gurbette savruldum, kavruldum yelde,
Ah çekip derinden yanmaya geldim.

Hamit Hayal / Gönen / 27.02.2011

1 85 86 87 88 89