Be şehir

Nasıl tarif etsem, aşktanda üstün

Rengin bir tutkuyla sardın be sehir.

Benim kaderimde sanki bir süstün

Gönlümde dağları yardın be şehir.

 

Kalbimin kalmazdı aşka inancı

Bazen gelir geçer, bu bir kör sancı.

Özünde bin hüzün yüklü ey hancı

Kaç asır kaç cağda vardın be şehir.

 

Gün gelip boşluğa dönsede dolun

Bazen omuzumda bir dosttu kolun.

Küskündü sokaklar, ön vermmez yolun

Sen benim ruhuma dardın be şehir.

 

Zamanlar göç etti, kalmadı izde

Hasretin en derin boyu var dizde.

Ey Gönen hayalsin, bazen bir gizde

Yanmış yüreğimde zardın be şehir.

 

Özünde erilmez bir düştü huşun

Uzak diyarlardan göçmen bir kuşun;

Bir gün hasretine değdi kör kurşun…

Sen benim başımda kardın be şehir.

                  Hamit Hayal / 10.10.2024

Bir bahar vardır

Bugünler karanlık fakat yarın ak

Koynunda bekleyen bir bahar vardır.

Gecenin sonundan yükselir şafak

Boynunda bekleyen bir bahar vardır.

 

İnsan sıcağından sonsuz sevince

Tanım yok tarif yok, kendi nevince.

Kader nura döner, kudret devince

Oynunda bekleyen bir bahar vardır.

 

Sormayın gülecek memleket nerde

Çözülmez sırlara mevsimler perde

Uzun sürse bu kış, kar kalsa yerde

Göynünde bekleyen bir bahar vardır.

 

Hasretle kardeştir zaman ve firak

Güzel günler bugün hayalden ırak.

Her çağda titrini meşk eder çırak.

Beyninde bekleyen bir bahar vardır.

Hamit Hayal / 12112021

Sılam çeker

Senelerdir unutulmuş şu köyün

Dağlarında hırçın esen yel vardır.

Mutlu idik ekmek bulsak bir öğün  

Bağrı yanık, gözlerinde sel vardır.

 

Dor atların ter bulanmış sağrısı

Dinmez bizim kalbimizin ağrısı.

Bu toprağın hasret yüklü çağrısı

Sır misali manasında gel vardır.

 

Geceleri göz ağlarken, gün yasta

İflah etmez derde düçar her hasta.

Dokun bana bir rüyada vur, sarsta

Yollar uzun, bir bükülü bel vardır.

 

En sevgili, en erilmez ulyada

Çocukluğum geçti sanki rüyada.

Bir hakikat, bu vefasız dünyada

Onu bize unutturan el vardır.

 

Sılam çeker, dağlar sıra önümde

Ömür kısa, gün bekliyor dönümde.

Şimdi benim pare pare gönlümde

Dokundukça inleyen bir tel vardır

                Hamit Hayal / 09112021

Allah’a yakın

Yığitliğin düşmediği son timsal

Benim gurbet bağlarımı çöz dağlar.

Ben ne dersem deyim hepsi bir misal

Sonsuz hasretlerle yanar öz dağlar.

 

Sanki bahtı kara, ömrü gecedir

Bizim dağlar hiç eğilmez, yücedir.

Sanmayın ki bir cümleden hecedir

Her biriniz bir kitaptan söz dağlar.

 

Eğri doğru bir cümleyle sınarlar

Hayat verip, çağlıyor mu pınarlar?

Bilmiyorum, küskün müdür çınarlar

Yazda bitti, memleketim güz dağlar.

 

Bülbüller zay olmuş, güllerin nerde

Bir yalnızlık masalından son perde.

Güneş göçmen kuştur bu ıssız yerde

Ne eğri bir çizgi ne de düz dağlar.

 

Allah’a yakındır elbet bu toprak.

Kördüğüm çözülür, derken hu toprak

Can sunar kalbinden, verir su toprak.

Sanki bir gelinde süslü yüz dağlar.

                Hamit Hayal / 13.07.2021

Çocuk umutlarla

Hicran türküleri söyletir saza

Aşkı gözyaşıyla belerdim köyüm.

Gurbet toprağında hasretken yaza

Zamanı elekte elerdim köyüm.

 

Derman kabul etmez, nice bu acı

Hasretten beslenir, büyür şu acı

Boğazımdan geçmez, içsem su acı.

Öksüz yağmurları dilerdim köyüm.

 

Girizgah ister ya her destan başı

Her aşkın sonunda vardır gözyaşı.

“Muradıma engel.” Der kalpsiz taşı

Bende Ferhat olur delerdim köyüm.

 

İntizar et bana, sitem söyle sen

Değiştin, kalmadın elbet öyle sen.

Güz düşmüş sabahın aşkı öğle sen

Bir anne ardınca melerdim köyüm 

 

Bir ferman yazdılar idraksiz, ussuz

Gurbet diyorum ya bir çöl ve susuz

Bitmez düşlerimde yorgun, uykusuz

Çocuk umutlarla gülerdim köyüm.

           Hamit Hayal / 13.07.2021

1 2 3 … 7