Yaz gönül defterine

Bu sevda üzerine söylediğim her nutkum,

Bütün ayrılıklarda muhakkak var bir neden.

Bir hayal olarak kal ömrümde ki tek tutkum,

Ruhum emanet zaten, hazır göçmeye beden.

 

Güllerin son şafağı kanattığı zamanlar,

Yalnızlıklar dolarken her ana gurbetimden.

Zaten dünyada senden başka beni kim anlar,

Bir veda mektubudur sana bu gurbetimden,

 

Sözün var çalmalısın açılmayan kapımı,

Yaz gönül defterine, yeniden ekle beni.
Aşklarda son denilen kaçılmayan kapı mı?

Bir gün bende aslıma dönerken bekle beni.

 

Sevgim ki karşılıksız aşkta ettiğim de eda,

Bir gurbet yolcusuyum, içimde ki şevk kırık.

Bu yazdığım son şiir belki de aşka veda,
Bir tutam gözyaşı ve geri kalan hıçkırık.

 

Ebedi ağlatsan da, kalbinde bir tahtım var,

Biliyorum, aslında sen zaten hiç olmadın.

Aşkın son kitabında, anlatmaya ahtım var.

Nice hazanlar değdi, sen yine hiç solmadın,

            Hamit Hayal / 25.07.2014

Fermanında adım var

Beni davet ederken hatıralar dolu dün,

Hangi dua var kabul olsun ki Onsuzlukta.

Şafağı bekliyorum, sonrası bir uzun gün,

Dünyamız yine dalgın dönecek sonsuzlukta.

               

Beni kaderim bile terk etti bir boşlukta,

Nice selamlar verdim, kuşlarda almadılar.

Üstüme yok yıllardır bir tadım sarhoşlukta,
Senden başka küsecek kimseler kalmadılar.

 

Büyülü gölgelerin son uyku çağında mı,

Hangi yana döneyim, her kabir taşında sen.

Ya da meftunun olan bir duygu çağında mı?

Şu toprağa düşerken söyle kaç yaşında sen

 

Döküldüm lime lime ne ümit var ne emel,

Yürüyorum katına varmaya kaç adım var?

Ben kurumuş kökteyim, sen de virane temel,

Hükümsüz hünkârların fermanında adım var.

 

Hakikatimi alan eller kurur ya bir gün,

Düşler âlemindeyken çalanlar var ülkümü.

Sonsuz değil şu çalan saat duracak bir gün,

Bir vuslat hülyasıyla terk ederken mülkümü.

                  Hamit Hayal / 16.01.2014

Hani gönlünde hünkâr

Ey vasfınca şiirler yazdığım peri kızı,

Silinmiş sayfalarda bir özde kalsın adın.

Adına ne dersen de, gözyaşından bir sızı,

Seni toprak çağırdı, bir sözde kalsın adın.

 

Ne hakikat var artık ne direnme inadım,

Bazen şafaktan önce güller açar, solarmış.

Sonsuzluk uykusunda aklına gelmez adım,

Boşluk kalmaz âlemde, elbet yeri dolarmış.

 

Ayrılığın vedası hep böyle içten belki,
Senden sonra yolların b8risi değil düzgün.

Şafağa çalan gözün hala öyle güzel ki,

Son resmin var elimde, yaralı yorgun üzgün.

 

Sabah ezanları bu, ben hala bir başımla,

Hani gönlünde hünkâr hani başında taçtım;

Tek başıma ve yalnız gözümdeki yaşımla,

Düşlerim gerçek olsun diye Rabbe el açtım.

 

Ve bende iflâh etmez yaralı kalp, buruk iç,

Çoğunca bir perdenin ardında kaldı yüzün.

Dönüp arkama baktım, ellerimde kalan hiç,

Sonu hep böylemidir aşkların sonsuz hüzün,

                    Hamit Hayal / 17.01.2014

Adı özlem olan gül

Masamdaki eskimiş resmine daldı gözüm,

Yaramı kanastanda veda etmek isterdim.

Kalp yakan gözlerine yeniden daldı gözüm,

Benim dünyada senden başka ne olsun derdim.

 

İçimde dert bıraktın bu aşktan beni yerde,

Söz verirde gelmezsem, anla kanadım kırık.

Bekleme artık beni seni bulduğum yerde,

Ne derdim kalır bir gün ne kalbimde hıçkırık.

 

Ayrılık yağmurları başlar, boşalır içim,

Eylül kapımı çaldı, bu son oyun son perde.

Sen yuvana dön artık, yansın aldırma içim,

Ömrümdün yaşadığım, tükensin sona erde.

 

Vurgun anılarımda gülen yüz olacaksın,
Senden güzeli yoktu inan ki her gülüşte.

Yıllar sonra aklıma düşen güz olacaksın,
Aşkta beşinci mevsim sen daldığım her düşte.

 

Beni kaderim olan aşkınla yalnız bırak,

Şehrin bu hüzün kokan sokaklarından çekil

Dünyada senden bana kim vardı böyle ırak,

Git gönül denen yerden, gölgeni bırak vekil.

 

Aşkın kaderinden kök almış bu hikâyemiz,

Gönlümde bağların var, bağlıyor öyle derin.

Çağlar ötesi çağdan kalmış aşk hikâyemiz,

Bende göz, sende yürek çağlıyor, öyle derin.

 

Dünyamı anlatmaya yetmedi bildiklerim,

Nasıl sever sultanlar sultanını bir cüce?
Aramızda sır kalsın dilimden sildiklerim,

İçe işler hangi söz vardır sevgimden yüce.

 

Elveda hakikatim, adı özlem olan gül,

Bu aşkta varsa hüküm ebedi sona ersin.

Ağlamak benim olsun, sen kaderin ile gül,

Bir hayali sevginin ömrü bu kadar dersin.

                    Hamit Hayal / 17.01.2014

Bir gülden yara aldım

Bazen alıp başımı gitmek istedim dargın,

Çekilen bunca kahır belki de boş, nedensiz.

Belki de beni çoktan gönlünden sildi yargın,

Aşkın zindanlarında çürüttün beni densiz.

 

İyi kötü her amel, çalıştığım her işte,

Hâlâ anlamadıysan artık beni yorma git,
Ezelden bir sebeple sevdim seni ben işte,

Bir yabancı misali derdim var mı, sorma git.

 

İstersen her dakika kalbime dol, uzaksın,

İnsin yüce göklerin sonsuzluğundan Ülgen.

Ne kadar yakınımda olursan ol, uzaksın,
Şehrin bu hüzün kokan sokaklarında gölgen.

 

Biliyorum güzelsin, her titrinde alım var,

Bir hakikat, dünyanda zaten bana yer yokta.

Sen hâlâ kibirdesin, kalbinde hep çalım var,

Sana gelmek istedim, önüme koydun nokta.

 

Kalbimdeki sevgini görecek göz yok sende.

Gün içimde kararmış, geceler zihnimde loş,

Kalbime değdi hüzün, ölüm kusan ok sende.

Sana bir yaprak gibi solgunum desem de boş.

 

Biliyorum bir ömür sürecek esaretim,

Bir gülden yara aldım veda ederken aşka,

Seni sevdim demeye yok artık cesaretim,

İçime düşen acın her zamankinden başka,

                    Hamit Hayal / 07.09.2014

İçime sığındım ben

Gözlerine dalmaya yok artık cesaretim,
Sendeki güzelliği görmez kör yanım kalsın.

Bin yıl sürsün razıyım kalbinde esaretim,

Al götür yüreğimi, aşkımdan anım kalsın,

 

Coşkun seldir gözümde, duygulara karışan,

Sevgimin gerçeğinde kalbimde kalan yaram.

Yenilmez bir duygum var, vuslatına yarışan,

Bir başka bahardasın, sana dokunmak haram.

 

Bilsen ki ne anılar bırakıp gittin bende,
Uğrunda ağlanan gül, gözlerime dolan yaş,

Bilmezsin hangi kırık gönül sana bir bende,

Şu sendeki kalp değil, sanki kapkara bir taş.

 

Manası yok hayatın, varlık içi boş cisim.

Bil ki kanadım kırık, bil ki yüreğim hasta.
Hatıramda kalmadı senden başka bir isim,

İçime sığındım ben, kalbim zaten her yasta.

 

İflah olmaz derdimi arz ettim tek Allah’a,

Yüreğim üşümesin diye her demde niyaz.

Lebalep dolan gönlüm petek petek Allah’a,

Baharlar mı gecikti, gelmeyecek mi son yaz?

 

Bir türlü ulaşmadı vuslatın son çağrısı,
Zamana bırak dedim gelir geçer her acı.

Eskiyor, eksilmiyor bende ki kalp ağrısı,
Gönlündeki taht mı boş, düştü mü sevda tacı?

                    Hamit Hayal / 08.09.2014

Uyanırken Türkiyem

Yeni bir gün doğuyor şafağın arkasında,

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın.

Bir bayram sabahına uyanırken Türkiyem.

Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,

 

Ne bir engin yorulmuş hasretlere erilir,

Ne de hakikat olur, şahlanır Onsuz düşler.

Her kimin bir hasreti varsa eğer, verilir.
Kırılmış gönüllerde yaşar mı sonsuz düşler,

 

Neden hâlâ anlamsız insanın savaşları,
Neden Hakka bakışta kahreden bunca sığlık?

Bazen Filistin olmuş dünyanın gözyaşları,

Bazen çok ötelerden, Sincan’da derin çığlık.

 

Hakikati arayan kalplerde hâlâ kırık,

Bir zamanlar Bosna’ydı ateşler altında kül.

Ve hâlâ müminlerin kalbinde bir hıçkırık,
Bilmiyorum, bu çağda kalıdımı goncada gül.

 

Parmakları kınalı nineler hâlâ yasta,

Ölüm tarlalarında esir kalmış ya Gülşen.
Medeniyet denilen bu bakış dünden hasta,

En uzak diyarlardan yakına nedir düşen.

 

Hani nerde diriltip, aşka umut verenler,
Çözülmüş ve çürümüş her gönülde bir şaki.

Oysa ne yiğitlikler kaldı ne alperenler,

Bir yanda zulümle kin, bir yanda puştluk baki.

                 Hamit Hayal / 26.07.2013

Artık bekleme

Delirme, dermansız bir hayal ise

Demek insan kalbi olan bir cisim.

Gönlümüz bürünür bazen bir sise,

Neden her simada farklı bir isim?

 

Kaderime düşen hükümdür yafta,

Kırılır her vurgun yedikçe hissim.

Seni görmek için belki ön safta,

Artık dağılmalı beynimden sisim.

 

Aşkın yorgun hikâyesi yalnızlar,

Sevginin diliyle döner çarkımız.

İndi mi hiç gökten yere yıldızlar,

Ne kanadı kırık kuştan farkımız?

 

Bilme, neden bir yokluğa karıştım,

Bir müşfik el gözyaşımı siler mi?

Bir sır kalsın yüreğimle barıştım,

Gönlün beni yeni baştan diler mi?

 

Sen içimde sükûn dolu duruşla,

Ağlamaya kâfi gelmez heceler.

Bende âlemimde hayal kuruşla,

Uzar gider sonu gelmez geceler,

 

Hali nedir sor sevdana açların,

Akıp gitti zaman, artık bekleme.

Hükmü nedir deme bana taçların,

Bu yaraya bir yara sen ekleme

                Hamit Hayal / 08.09.2014

Bir vedaya elveda

Nice yanmış gönülde ümit olmak isterdim,

Daha kaç yıl sürecek dünyada bunca hüzün?

Bir türlü bitemiyor, ebed mi benim derdim,

Şimdi mahzun olmaya doğru yanmış bir yüzün.

 

Aslında kapıları ardınca açık Hakkın,

Bir vedaya elveda değil ruhumda ki güz.

Şimdi dualarında kim Hakka öyle yakın,

Kimin alnı secdede, kimde var nurani yüz?

 

Yeniden bir diriliş ile gönül bağımız,
Tutmalıyız elinden, yücelmeli umutlar.

Hep böyle yanmamalı biliyorum çağımız,

Bu bayram sabahında dağılmalı bulutlar.

 

Ve kim ki yüreğini hakikate açarsa,

Zamanlar ötesinden Arş’a yakın yerdesin.

Kim bir yudum hayatın baharında naçarsa,

Ne hükmü olur adı bayram olsa her dersin.

 

Bayramlar güzelliğin zirve yaptığı zemin,
Gönül coşkunluğuyla şaha kalktığı zaman.

Her kim ki yaradanın merhametinden emin,

Gerçek sadet deminde gözler aktığı zaman.

 

Karanlık gecelerin nurlu sabahına gel,

Ey insanlık! İlahi hükümce varsa cezan,

Bir nurani gönülle, Hakkın İlahına gel,

Bir başka edasıyla bu şafakta ilk ezan.

                   Hamit Hayal / 04.10.2014

Bir hayal ötesinden

Veda edip ebedi içimizde putlara,

İbrahim makamından çağlar ötesi çağrı.
Koşun ey sevgililer gökten inmiş kutlara,

Ne hasret kalsın bugün, ne kalplerde bir ağrı.

 

Bir hayal ötesinden kapıyı çalan kimdi,
Dilimde bir isyanla istiyorum haykırmak.
Gönül sadetle dolan eski zamanda şimdi,

Heyhat, hatıralardan zihnimde coşkun ırmak.

 

Nemrutun ateşinde yanan kimin günahı,

Ey nefsim tutun artık, anlamak için yanda.

Anlarız elbet bir gün yandığımız gün ahı,

En mübarek bayramlar diliyorum bu anda.

 

Her zalim günahınca inşa eder bir eser,
Maveradan öteye geçmesin, burda kalsın.

Kardeşlik denen ahtın yerinde yel mi eser,

Bir ilahi hüküm mü, bu dünya kurda kalsın?

 

Ne ayrılık sevdanın vuslatla biten faslı,

Ne Ferhat’ı bekleyen Şirin kaldı âlemde.

Ve hâlâ bilinmeyen ölüm ne, nedir aslı,
Yoruldu günahları yazan mahzun kalemde.

 

Ümitsizlik ruhumu dirilten aşka engel.

Tatmak varken âlemde nice günler nice ak;

Umulmadık yerlerden çıkıyor başka engel.

Bir sonsuz duam kaldı yüreğimde bir de Hak.

                  Hamit Hayal / 26.07.2013

 

Tutun artık elimden

Yıllar sonra yeniden âşık olduğum ece,

Sensin aşkı ararken bulup ta, kaybettiğim.

Uğrunda ne acılar çekip, dolduğum ece,

Keşke hep sen olsaydın imdadına yettiğim.

 

Ayrılık kahır dolu, ayrılık sanki zehir,
Sığındığım tek liman hasretin var adresim.
Bütün hülyalarıma kapı açan bu şehir
Baharın gelmediği mevsimlerden bir resim.

 

Bilmelisin, çok oldu veda edeli aşka

Hatıralar canlandı zihnimde onca içten.
Çoktandır unuttuğum Ümraniye bir başka,

Sense zaten yoldasın özü bensiz sevinçten.

 

Daldığım rüyalarda ilk aşkı arar gibi,

İstanbul belki kazan, ben içinde bir kepçe.

Ümitsizlik çevremi surlarla sarmış gibi,

Bütün sokaklar sensiz, yüreğimde kelepçe.

 

Tutun artık elimden kanadı kırık kuşlar

Ne kaldı benden geri, hayallerle çürürken.

Düşlerimin izinde, önümde sarp yokuşlar, 

Tükenmiş sevdam ile sona doğru yürürken.

                  Hamit Hayal / 29.08.2013

Arkadaş yaram bana

Senin de duyguların var elbet aşka dair

Bir yaralı ceylanı vurdun mu benim gibi?

Ben eli kalem tutan yaralı, yorgun şair
Erilemez hayaller kurdun mu benim gibi?

 

Hayat nice sürprizler dolu olarak geçti

Bazen gözyaşı oldu, bazen sessiz hıçkırık.
Gözlerimin önünden resmin solarak geçti
Hâlâ pişmanlığım var, hâlâ kalbimde kırık.

 

Aşkta bütün sözlerin tükendiği an sanki
Anladım ki aslında sen de bir ele döndün.
Gençliğimin tadımsız son yaz yağmuru sanki
Kararan gözlerimde durulmaz sele döndün.

 

Ben benim olmayacak birini sevdim meğer
Bu yüzden yüreğimde yaranın izi derin.

Bir gün bir başkasını seveceksem ben eğer
Muhakkak bilmelisin hiç dolmayacak yerin.

 

Sevdanın anlamını kaybettiği bir çağda

Sen ezelden gelerek, ebede koşan acım.
Eleminden arındır, yağmur ol gökten yağ da,

Dinsin artık kalbimde ne olur coşan acım.

 

Bu dünyanın neşesi, sevinci haram bana,

Artık böyle kalacak yüreğim dilsiz, suskun.

Başkasına ne hacet, arkadaş yaram bana,

Yıllar hep böyle geçti aşka, kadere küskün.

                    Hamit Hayal / 28.08.2013

Sana armağan olsun

Ben yaralı bir devdim, zapt edilmez, delice,

Oysa sen ellerimden bir anda akıp gittin.

Yalnız bir kere sevdim seni bilmez, delice,

Bir ümit bırakmadın, köprüler yakıp gittin.

 

Yüreğimde acı var, gecelerimde kahır,

Eziyet çekenlerin duası ben de saklı.

Dilim isyanla yüklü, hecelerimde kahır.
Bilmiyorum sevilen ya da seven mi haklı.

 

Gözleriyle sonsuza dalıp gidecek biri

Sana armağan olsun sevgimin hatırası,

Seni çok özlemenin ceylan gözlü yarası,
Bugün benden kalbimi alıp gidecek biri.

 

Bana özünü açan geceme selam olsun

Yeniden doğmak olsa, yine seni severim.

Aşkımız sevenlerin dilinde kelâm olsun,

Gül yine erken solsa, yine seni severim.

 

Bir sıcaklık kaldı mı boşalan avucunda,

Sahipsiz, saltanatsız, geride bir han şimdi.

Yüreginden uzakta dünyanın en ucunda,

Ümidimi bitirdin, ne zaman ne an kaldı.

            Hamit Hayal / 08.10.2013

Ya kanarsa yüregim

Gökteki yıldızların yalnızlığı var bende,
Sararmış yaprakların ümidi bitti çoktan.

Gönül tutkunluğunu bulmadın mı sen bende,

Sevdanın cümlesine çoktan konuldu noktan.

 

Mumlar gibi eriyip bitme sırası bende,

Artık cesaret ister bir sevdaya bulaşmak.

Mutluluk senin olsun, gitme sırası bende,
Anladım ki çok zormuş yıldızlara ulaşmak.

 

Belki bu son baharın üşüten ayazı sen,

Ya kanarsa yüreğim, düşerse öne başım.

Saçıma yağan karın ıslanmış beyazı sen,

Birazdan sele döner, yakar beni gözyaşım.

 

Nihayet düşlerimi alır gider bir tiren,

Bu şehir sevdamızın virane olmuş tahtı.

Bir hicran şarkısına döner burada her siren,

Dilden düsen sözlerin başı hoş, sonu vahtı.

 

Bilmezdim ben sevgili özünde bunca sığlık,

Bilmezdim dirilmeden azap olmuş yalanlar. 

Neden böyleb bir başka sözünde bunca çığlık,

Varsın gelmesin geri, göçsün dünde kalanlar.

                  Hamit Hayal / 09.10.2013

Bir sevda hikâyesi

İçime işlerken güz, ellerim üşüyordu,

Bir gurbet çağrısına uyduğumda, gitmiştin.

Karşımda bir solgun yüz, ellerim üşüyordu,

Yalnızlığı içimde duyduğumda, gitmiştin.

 

Yıllar sonra atarken sensizliğe ilk adım,

Ve hâlâ bilmiyorum, seni neden sevmiştim.

Dilinden düşeceğim, anılmayacak adım,

İçinde öz olmayan kalpsiz beden sevmiştim.

 

Sevin, mutluluğumu alıp gittin ya benden,

İsterdim her gecemde seninle gün ışısın.

Hüzün koktu sokaklar, aşkı çaldın ya benden,

Sen kısacık bir ömrün sonu gelmez kışısın.

 

Seven bir hatır için boyun eğmez mi aşka,

Neden vardır dünyada sevda yüklü hülyalar.

Hevesiyle başlamak düşün değmez mi aşka

Hakikat olduğun gün, biter bütün rüyalar.

 

Gözlerini boşluğa dik ve son defa inle,

Bana benim ardımdan ağladıysan gül artık.

Bir sevda hikâyesi, sonunu benden dinle,

Ne bülbül kaldı bağda ne açacak gül artık.

                   Hamit Hayal / 10.10.2013

Seni anlatmak ne zor

Ben seni karşılarım can evim yapılarda,
Yaşama sevincini al, hasretten bıkta gel.

Artık ölmeye yatmış gül kokar kapılarda,
Görünmez duvarların arkasından çık ta gel.

 

Anladın mı gidenin bir gelmez olduğunu,

İşte ben böyle oldum, yüz gülerken, ağlar iç.

Sevmeyen nerden bilsin gözlerin dolduğunu,

Sen de köprüler yakmak zorunda kaldın mı hiç?

 

Aşkın hakikatine kaç kişi var dokunmuş,
Ağlamak aşkta dünü defterden silmek gibi.

Kaç mektup var yazılıp, gözyaşıyla okunmuş,

Yaşamak bu dünyada seni var bilmek gibi.

 

Erilmez düşlerinde kaldırıma düşen gül,

Mektuplarında yazar aşkın sonu bir hüzün.

Sen ne kadar ağlasan, ne kadar gülersen gül,

Bilmiyorum, belkide artık solmuştur yüzün,

 

Seni sevdim seveli yengin hep aşkı yazan

Biliyorsun değil mi, hülyan boş, yenik düşün.

Yüreğinde nefretten kaynıyor mu bir kazan,

Güz yine erken düştü, yaz neden kısa düşün.

 

Neresi olacaksa bilmiyorum son durak,

Aşkın hazan mevsimi çökünce bir gecede.

Hayat bazen bir çöle benzer, susuz ve kurak,

Seni anlatmak ne zor bir cümle, bir hecede.

                    Hamit Hayal / 13.11.2013

Bir yalnızlık öyküsü

Niceleri göç etti, gitmek sırası bende,
Erişilmez hayalki aşkta beşinci mevsim.

Ve hâla bekliyorum hislerle yüklü demde

Yüreğime çizilmis aşkın yalnız bir resim.

 

Başımı bir vefasız güle eğermiş felek, Hislenmiş rüyalarda gönül aşkı ararken.

Yorgun kanatlarıma elin mi değdi felek,

Görmeni istiyorum sevda yara sararken.

 

Gülüşlerin eylesin artık yollarımı düz,

Yeniden izin ver de içimde uyansın aşk.

Ezelden diliyorum sende gülecek bir yüz

Bir gönül sıcağının alevinde yansın aşk,

 

Sevgisizse ümidin, yalancıysa diller zor,

Gülen yüzün merhemi yaralara sürülen.

Aç kapını ardınca, aşkın şehri nerde sor,

Onca mevhumlar vardır, hakikate erilen.

 

Hatıraların tadı belki bir yerde düşler,

Sinerek bakmamalı mazide kalan düne.

Eskimiş hülyalarla manayı giyer düşler,

Onca derin anıdan gölgeler düşer güne.

 

İnan ki ödenecek bedelim önce aşka,

Sevgini tarif etsen, sende eski biçimde.

Ömrümüzü armağan edelim önce aşka.

Sen denen şey ebedi hatırandır içimde,

                    Hamit Hayal / 13.11.2013

En güzel mevsimiydi

Acıların diyarı, güllerin hep solduğu,

Derin izler bırakır akıp giden her nehir.
Nicedir sokaklarda gözlerimin dolduğu,

Acılarınn olduğu düşten uzak bu şehir.

 

Gönüllerin yokuşu zirvesi gök dağlarda.

Kerem’i Aslı yaktı, Mecnun çöle yenildi.

İnsan gibi meçhulü kaderimiz  bağlarda

Kime sordumsa seni, ayrılık var denildi,

 

Erken çalmada aşkın kapısını kara kış,

Nice sevgili vardır gözleri sanki kömür.

Bırak içimde kalsın onulmaz bir yara kış.

İnan boşa gitmedi sana verdiğim ömür.

 

Bana engin bir hisle kimliğimi soracak

Sevenin âleminde yangınlarla içlenme.

Ayrılık var pldukça, hasretlerim yoracak,

Nihayet anlıyorum, kolay değil hiçlenme.

 

Ki bu hatıraların en güzel mevsimiydi,

Fakat anlıyorum ki kalmadı eski nazlar.

Nasıl tarif edeyim, bir özel mevsimiydi,

Baharlar hayal oldu, göç etti gitti yazlar

                         Hamit Hayal / 13.11.2013

Yazmalıyım

Vurgun yemiş bir sevendir şair de,
Duyguların ve cisminle sen varsın.

Yazdığım her hüzün dolu şiirde,

Anla artık gül isminle sen varsın.

 

Yitirdiğim aşkı geri vermiyor

Çok zamandır yaralar bu çağ beni.
Hasretime hayalinde ermiyor

Ölmüşüm ben biliyorsan sağ beni.

 

Özü aynı, sevilen her ecenin,

Yeter bana aşk denilen tek hece.

Var sen şimdi gir koynuna gecenin,

Sonrası mı? Sır dolu bir bilmece

 

İlhamımı hak eylesin yaradan

Bir sebebi var ki sunmuş “İsra”yı

Bir bütün gör, çekip alma aradan

Aşkım için yazdığım her mısrayı.

 

Bir sır kalsın şairliğin edası

Aslı Han’la dolup taşsın özümüz

Şair gider, kalır engin sedası

Bizim aşka bir hüccettir sözümüz.

 

Kalp ürperir, kalem yazar ağlasam

Bu dünya da nice gönlü var kırık

Uzun oldu ben sözümü bağlasam,
Yazmalıyım, her kader bir hıçkırık.

             Hamit Hayal / 26.04.2013

Yine kırık kanatla

Şair oldum şimdi ben, şiir yazarım aşka,

Varsa ilham kapını bırak bana aralı.

Anıları bıraktım, sildim ne varsa başka,

Sığındığım limanda bekliyorum yaralı.

 

Elleri ellerimden kayıp gitti bir yıldız,

Hasretle büyüttüğüm gülleri soluyorum.

Yüzünden düştü maske, dökülürken her yaldız

Boşalıyor gözyaşım, yeniden doluyorum.

 

Gurbet akşamlarının yeşerir bir gün dalı,

Sen yine yollarına düş ve aşkını savun.

Geç kalmış baharlarda tadarsın aşktan alı,

Kirlenmemiş bir gönül ve özleminle avun.

 

İsterim yine gül sen ve mutlu ol da içten,

Bir kor misali yakan acılar benim olsun.

Kes ümidi sevgilim benim gibi bir hiçten,

Bırak özünden akan acılar benim olsun.

 

Biliyorum acıdır her ayrılık, her veda,

Ezeli bir öyküden ebede verdim nişan.

Son yol ayrımındayım, kaderi ettim eda,

Yenilmez bi tavırla, sen hâlâ zat-ı zişan.

 

Geriye dönmek olsa yine kırık kanatla,

Ta Arş’ın kapısına varıp niyaz ederdim.

Yine sana koşardım aşk denen bir sanatla,

Sana bir bahar verir, ömrünü yaz ederdim.

                    Hamit Hayal / 06.11.2013

1 2 3 61