Ağlattın

Elbet kader, bir aşılmaz hakikat
Duvarları yıktığımda ağlattın.
Saat hüzün, başlar biter gün firkat
Yaşamaktan bıktığımda ağlattın.

Mamur kalsın diye sevda bağların
Esiriydim nice himmet sağların.
Bir hükmü yok artık yüce dağların
Zirvesine çıktığımda ağlattın.

Ne nazar kıl bana artık ne sev de
Harabat var gönül denen bu evde.
Hicranlarla hemhal olmuş alevde
Son resmini yaktığımda ağlattın.

Dönüyorum aşkın firkat çarkında
Bir yangınsın hala gönül barkında.
Hiç olmadın sen bu halin farkında
Ben gönlüne aktığımda ağlattın.

Yara olmuş, şimdi işler gül içe
Dün ve bugün sanki geçmiş iç içe.
Şu gönlümde sultan olmuş bir hiçe
Kör kurşunu sıktığımda ağlattın.
                          Hamit Hayal

Gurbet düştü bahtıma

Bu kavgada ben gücümü bitirdim
Her bilinmez zaten hep iç içeymiş.
Kudretim yok, ümidimi yitirdim
Bütün çabam her gayretim hiçeymiş.

Her ne anlattıysan bana imasız
Sen vardasın, yıllar yılı ben yokta.
Yüzünde bir maske, cismin simasız
Anladım ki ben ömründe bir nokta.

İnat etme. Gel sen yaz bu söylemi
Gerçek neyse, etmiyorum sikayet.
Aşkın mevsiminden kalan, öyle mi
Çözülmez bir kördüğüm bu hikayet.

Ne çağ kalır geriye ne dün döner
Bir seraptır bu toprakta kavrulan.
Buda gelir geçer elbet, gün döner
Güz yurdunda ben olurum savrulan.

En sonunda gurbet düştü bahtıma
Zindanlar kör, prangalar yükümsüz.
Neden bağlı kalmaz zaman ahtıma
Hangi zindan gamla dolar hükümsüz?
                               Hamit Hayal

Yazdım

Bir zamanlar sultan idim özünde
Şimdi bir vefasız bil diye yazdım.
Bir hükmüm kalmadı belki gözünde
Gönül defterinden sil diye yazdım.

Ayrılık acıdır, sanmam yeğler var
Bu benim derdime ortak neyler var.
Yüreğimde senden kalma şeyler var
Ağlıyor gözlerim, sel diye yazdım.

Ne kaldı geriye geçen çağlardan
Yol istedim aman vermez dağlardan.
Bülbül hicret etti, göçtü bağlardan
Şimdi bir virandır il diye yazdım.

Bir dertli mektupla bu son anışım.
Sönmez yangınlara döndü kanışım.
Hüzün benim kalbimde her yanışım
Sen sevdanla yaşa, gül diye yazdım.

Artık ne diyeyim sana ben candan
Bu yolda yolcuyum sevdiğim andan.
Uğrunda ne mülkler yıkılan handan
Bilmem ki ne bekler el diye yazdım

Seven esiridir sanma bir hiçin
Hani nerde vuslat, bu perde niçin?
Bir hayal uğrunda yandığım için
Yeter bu hasretlik, gel diye yazdım.
                                Hamit Hayal

Belki bir gün döner şansın demiştin

Yer vermedin bana bunca düşünde
Bir hayalsin ya da zansın demiştin.
Bu son mevsim insafa gel, düşünde
Seven aşkı bahar sansın demiştin.

Arınmıştı hasretlerden dün bahar
Artık değil ömrümüzde gün bahar.
Gönül gökkubbemde şimdi ün bahar.
Kalbim hicranlarla yansın demiştin.

Hatıramda bir başka haz mealin
Yük olsada, çekeceğim melalin.
Başka nevde, başka tonda celalin
Beni seven böyle ansın demiştin.

Ne farkın var senin zulüm edenle
Sen beni hep beklettin bir nedenle.
Yorulmuş ruh, köhneleşmiş bedenle
Belki bir gün döner şansın demiştin.

Yıkılmaz yüce bir devsin gönlümde
Başka bir hal başka nevsin gönlümde.
Özüm sevdalansın, sevsin gönlümde.
Hep seninle aşka kansın demiştin.
                           Hamit Hayal

Bir gün

Şafağın söktüğü yerden ay sima
Bir gün geçeceksin sen bu şehirden.
Ne bir söylence bu ne de bir ima
Bir gün geçeceksin sen bu şehirden.

Bir gurbet şehridir bu yoksul zemin
Hicrandan bir andır gözdeki nemin.
Verilmiş sözler var, edilmiş yemin
Bir gün geçeceksin sen bu şehirden.

Kuşlar çığlık atar, sonra bir siren
Her şafak vaktinde menzile giren
Zihnimde hep böyle bekler bir tiren
Bir gün geçeceksin sen bu şehirden.

Yolların ucunda bekler bir derviş
O günden uzakta, gün ona ermiş.
Nasibi olmayan aşk masal dermiş
Bir gün geçeceksin sen bu şehirden.

Bülbül güle hayat verir emekle
Ne baharlar gelir ne gün demekle.
Hayal içinde bu hayal, sevmekle
Bir gün geçeceksin sen bu şehirden.
                                Hamit Hayal

1 2 3 157