İstemem sevgini versen

Boşa geçti yıllar, gitti emeğim,
Nazın senin olsun, süslü yalancı.
Al sevgini başına çal bebeğim,
Yazın senin olsun, süslü yalancı.

Gözün aydın, başın göğe erdi mi,
Sil artık gönlüne düşmüş derdimi.
Verir Rabbim bir sevdayı, verdi mi,
Hüzün senin olsun, süslü yalancı.

Varsın el sarılsın ince belince,
İstemem sevgini, versen elince;
“Bende sevdim”; Diyen sana gelince,
Sözün senin olsun süslü yalancı.

Belki ben indinde hiçim de, seni,
Bir daha dönülmez biçimde seni;
Tükettim ben artık içimde seni,
Özün senin olsun, süslü yalancı.

Bitirsen, kahretsen, kalmasa gücüm,
Senden alınacak elbet var öcüm.
Gönül yangınınla etsen de hücum,
Közün senin olsun, süslü yalancı.

Hamit Hayal / Gönen / 10.06.2013

Aşkımdan ağıt

Çilekeş bir kalem, eski bir masa,
Şimdi önümde boş bir beyaz kâğıt.
Gönlümü sorarsan, bürünmüş yasa,
Yazdığım her şiir, aşkımdan ağıt.

Sen benim içimde bir derin sızı,
Sönmesin özümde yaktığın küller.
Adını kim koydu ey deniz kızı,
Yanında bir hiçtir emsalsiz güller.

Kalbim seni ister, dil seni anar,
Sırılsıklam bir aşk artık battığım.
Gözlerin içimde bir yara kanar,
İlk ve son acımsın, her gün tattığım.

Nasıl yaktın beni derin bu kadar,
Anlarsın karşıma geç bana bak ta.
Sevenler aşkı hep böyle mi tadar,
Bilsem benim için gül ağlamakta.

Deniz gözlerinde esrarlı bakış,
Vuslat gönüllerde bir yar olmakmış.
Gönülden bir yağmur, gözlerde akış,
Sevmek çoğu zaman hep var olmakmış.

Çilekeş bir kalem, eski bir masa,
Şimdi önümde bir boş beyaz kâğıt;
Gönlümü sorarsan, bürünmüş yasa,
Yazdığım her şiir, aşkımdan ağıt.

Hamit Hayal / Gönen / 10.03.2013

Yorgun bir hakikate

Hayat ile ölümün karşılaşma diyarı,
Burda yalnız ölümü bekleyen koridorlar.
Bir kere bozulmasın ömrümüzün ayarı,
Yalnızlığa yalnızlık ekleyen koridorlar.

Kim biliyor geceden sabaha var kaç vuruş,
Yorulmuş yüreklerde kim hisseder çağrıyı;
Biter düşme zamanı, kibir, gurur, dik duruş,
İnsan nasıl taşıyor ölüm denen ağrıyı?

Bazen bilmek adına bir divane dönüşü,
Her ruhun bedendeki yazılamaz isyanı.
Belki hicran doludur kandillerin sönüşü,
Yaşamak denen aşkın tadılmış mı nisyanı?

Ölüm her başlangıcın kucakladığı sonda,
Belki de son kapıyı açmasıdır göklerin.
Ölüm, renklerin bitip, ayrıntısız bir tonda,
Belki de yaşamaktan kopmasıdır köklerin.

Ya da akan zamana kurulduysa bir saat,
Bir zamanlar şakıyan dillerdeki kusmamı?
İnsan denen varlığın sahibinden bir vaat,
Güllerdeki son soluş, bülbüldeki susmamı?

Ağlamak, açılmayan kapı ardında çile,
Ağlamak, en nihayet sonun gelişi başa;
Ölüm içinde ölüm, ölümü yense bile,
Ömür bir tadımlık aşk, sığar bir damla yaşa.

Bazen de zor dağların düşüşü, yücelerden,
Bozulmuş yuvalarda ağlayışı kuşların;
Ölüm ne ister bilmem, biz garip cücelerden,
Ölüm, beklide sonu gelmesi yokuşların.

İnsanın gurbetidir iki kapılı bir han,
Denilecek ki bir gün”; Bir hiçmiş geri kalan”,
Bir sır ki ötelerden, aynadaki bir nihan,
Yalan bu dünya yalan, ta en başından yalan.

Biz devleri biliriz, hâlâ varlar masalda,
Belki de bir rüyadan çıkıp ta geldi onlar,
Şimdi onlar bir çocuk, omuz üstünde salda,
Belki de yaşamaktan bıkıpta geldi onlar.

Ömrün son şafağında, belki eda zamanı,
Belki yorgun bir yüzde derin coşacak ölüm;
Ufka dalan gözlerde şimdi veda zamanı,
Yorgun bir hakikate doğru koşacak ölüm.

            Hamit Hayal / Gönen 29.05.2013

Elveda 2

Sen varken yaşamanın tadını aldım aşkta;
Ben bugün hüzünleri gönlümde ettim de linç;
Dönülmez hülyalara daldım ben bugün aşkta.
Bugün dünya bambaşka, bugün kalbimde sevinç,

Körelttiğim kalemim hicranlar yazmayacak,
Gülecek bundan sonra yas bağlamış kâğıtlar;
Bundan sonra kalbimde ağrım hiç olmayacak,
Bundan sonra hiç masum olmayacak ağıtlar.

Sen benim içimde ki boşlukları doldurdun,
Yürüdüğüm yolların sonu geldi nihayet;
Rüyada var sandığım olmazları oldurdun,
Ferhat’ta Şirin için dağı deldi nihayet.

Seni çok seviyorum ben kalbimle, ta içten,
Ruhunla, bedeninle rüyamdasın gördüğüm;
Bir el verip alırsan beni tükenmiş hiçten,
Kalmayacak ömrümde çözülmedik kördüğüm.

Yalancı gecelerin sonunda var bir şafak,
Muhatabım aşkına, yerim senden tarafta;
Bana kalbini açan sevgilim, yar bir şafak,
Acırım kim kalmışsa bundan sonra arafta,

Bu ikinci baharın adını senden aldım.
Sende hatırım için bir başka sayfa çevir,
Sevgilim ben sevmenin tadını senden aldım;
Nihayet ömrümüzde başlar yeni bir devir,

Gözyaşların akarsa, ağlaman benim için,
Kalbinde yer verdiğin aşk benim aşkım olsun,
Gönlündeki yarayı bağlaman benim için,
Bir murada erdiğin aşk benim aşkım olsun.

Bilmelisin, yıllardır çürüyen içimde şen,
Yakalarsan yüzümde mezarım olsun hüzün;
Yıllar sonra yeşerdi içimdeki bir gülşen,
Kaderimden bir mühür, kalbimde gülen yüzün

Ellerini elime ver yapalım bir ahit,
Seni hep sevdiğimi âleme haykırdım ben.
Benim seni sevmeme geçen yıllarım şahit,
Yüreğime dolanan zincirleri kırdım ben;

Elveda ey aşkımın beni yaktığı acı,
Bundan sonra ebedi dönüp duracak dünyam.
Elveda gözyaşımın sessiz aktığı acı,
Bundan sonra başlıyor belki en mutlu rüyam.

             Hamit Hayal /Gönen / 28.05.2013

Değişmez

Ben senin gözlerinde rengini almış gülden,
Sabır denen kudreti dokumayı öğrendim;
Kerem niçin yanmıştı, niçin yakmıştı Aslı,
Aşk denen bilinmezi okumayı öğrendim.

Kaderde ne yazıyor, bulmaya çalışarak,
Meçhuller ülkesinde dost yürekten bir ülkü;
Yenildim ben özümde, hasrete çalışarak,
Bulamadım gönlünde vatanım olan mülkü.

Aslında duygularım birbirine karışmış,
Nedir beni özümden özüne mahkûm eden?
Sevgiler var bilirim, sevgiliyle barışmış,
Neden beni hep yaktın sevgilim söyle neden?

Kolay mı sanıyorsun, yüce katına varmak,
Bunca çöllerden geçip, Mecnun nasıl aşıyor?
Ben ömrümce diledim her an zatına varmak,
Demek ki aşk insanda bilinmezle yaşıyor.

Yürüdüğüm yolların menzilinde ay söner,
Karanlığın içine dalsam bir anda yorgun;
Bu kader çıkmazında bana kurtuluş öner,
Bekliyorum sonumu, yıkık bir handa yorgun

Coşkusunu yitirmiş, ömrün ırmağı durgun,
Yüreğim artık değil, aşka tutkun ve sağır;
Gözlerinden almışım kalbime onmaz vurgun,
Benim bahtıma yokta, bahtım mı bana dargın?

Bilmiyorum sonunda var mı bu aşka çözüm,
Ya da mahkûm edecek gözden akan yaşlara?
Derinden kanayacak, yanacak sensiz özüm,
Vuracağım başımı merhametsiz taşlara.

Güzeldi düşlerime cemalinin dolması,
Ümitle tutunmuştum, uzandığım dallarda;
Şimdi başıma bela bir sevdanın olması,
Hicran ve gözyaşı var, karalarda allarda.

Gönül dalgalarım var hırçın, rıhtıma vuran,
Yorulmuş kanatlarda aşkı taşımakta zor;
Artık ben değilim ki nice hayaller kuran,
Bir yangın yüreğimde, alevden, ateşten kor.

Zaten bu aşktan sonra, ben eski ben değilim,
Ömre sığmaz dünyamın küçüldü gitti çapı;
Bir yaşamak mı desem, ölmeye mi eğilim,
Kapanıyor yüzüme her gönülden bir kapı.

Bir sebeple meçhulde sevgiliyi aratan,
Düşmem için yaratmış deniz gözlerde kuyu;
Biliyorum, kalbimde ümidim var, yaratan,
Değişmez Aslı Han’ın Kerem’i yakan huyu.

                Hamit Hayal / Gönen / 27.05.2013

1 … 137 138 139 140 141 … 162