Seni anlatmak ne zor

Ben seni karşılarım can evim yapılarda,
Yaşama sevincini al, hasretten bıkta gel.

Artık ölmeye yatmış gül kokar kapılarda,
Görünmez duvarların arkasından çık ta gel.

 

Anladın mı gidenin bir gelmez olduğunu,

İşte ben böyle oldum, yüz gülerken, ağlar iç.

Sevmeyen nerden bilsin gözlerin dolduğunu,

Sen de köprüler yakmak zorunda kaldın mı hiç?

 

Aşkın hakikatine kaç kişi var dokunmuş,
Ağlamak aşkta dünü defterden silmek gibi.

Kaç mektup var yazılıp, gözyaşıyla okunmuş,

Yaşamak bu dünyada seni var bilmek gibi.

 

Erilmez düşlerinde kaldırıma düşen gül,

Mektuplarında yazar aşkın sonu bir hüzün.

Sen ne kadar ağlasan, ne kadar gülersen gül,

Bilmiyorum, belkide artık solmuştur yüzün,

 

Seni sevdim seveli yengin hep aşkı yazan

Biliyorsun değil mi, hülyan boş, yenik düşün.

Yüreğinde nefretten kaynıyor mu bir kazan,

Güz yine erken düştü, yaz neden kısa düşün.

 

Neresi olacaksa bilmiyorum son durak,

Aşkın hazan mevsimi çökünce bir gecede.

Hayat bazen bir çöle benzer, susuz ve kurak,

Seni anlatmak ne zor bir cümle, bir hecede.

                    Hamit Hayal / 13.11.2013

Bir yalnızlık öyküsü

Niceleri göç etti, gitmek sırası bende,
Erişilmez hayalki aşkta beşinci mevsim.

Ve hâla bekliyorum hislerle yüklü demde

Yüreğime çizilmis aşkın yalnız bir resim.

 

Başımı bir vefasız güle eğermiş felek, Hislenmiş rüyalarda gönül aşkı ararken.

Yorgun kanatlarıma elin mi değdi felek,

Görmeni istiyorum sevda yara sararken.

 

Gülüşlerin eylesin artık yollarımı düz,

Yeniden izin ver de içimde uyansın aşk.

Ezelden diliyorum sende gülecek bir yüz

Bir gönül sıcağının alevinde yansın aşk,

 

Sevgisizse ümidin, yalancıysa diller zor,

Gülen yüzün merhemi yaralara sürülen.

Aç kapını ardınca, aşkın şehri nerde sor,

Onca mevhumlar vardır, hakikate erilen.

 

Hatıraların tadı belki bir yerde düşler,

Sinerek bakmamalı mazide kalan düne.

Eskimiş hülyalarla manayı giyer düşler,

Onca derin anıdan gölgeler düşer güne.

 

İnan ki ödenecek bedelim önce aşka,

Sevgini tarif etsen, sende eski biçimde.

Ömrümüzü armağan edelim önce aşka.

Sen denen şey ebedi hatırandır içimde,

                    Hamit Hayal / 13.11.2013

En güzel mevsimiydi

Acıların diyarı, güllerin hep solduğu,

Derin izler bırakır akıp giden her nehir.
Nicedir sokaklarda gözlerimin dolduğu,

Acılarınn olduğu düşten uzak bu şehir.

 

Gönüllerin yokuşu zirvesi gök dağlarda.

Kerem’i Aslı yaktı, Mecnun çöle yenildi.

İnsan gibi meçhulü kaderimiz  bağlarda

Kime sordumsa seni, ayrılık var denildi,

 

Erken çalmada aşkın kapısını kara kış,

Nice sevgili vardır gözleri sanki kömür.

Bırak içimde kalsın onulmaz bir yara kış.

İnan boşa gitmedi sana verdiğim ömür.

 

Bana engin bir hisle kimliğimi soracak

Sevenin âleminde yangınlarla içlenme.

Ayrılık var pldukça, hasretlerim yoracak,

Nihayet anlıyorum, kolay değil hiçlenme.

 

Ki bu hatıraların en güzel mevsimiydi,

Fakat anlıyorum ki kalmadı eski nazlar.

Nasıl tarif edeyim, bir özel mevsimiydi,

Baharlar hayal oldu, göç etti gitti yazlar

                         Hamit Hayal / 13.11.2013

Yazmalıyım

Vurgun yemiş bir sevendir şair de,
Duyguların ve cisminle sen varsın.

Yazdığım her hüzün dolu şiirde,

Anla artık gül isminle sen varsın.

 

Yitirdiğim aşkı geri vermiyor

Çok zamandır yaralar bu çağ beni.
Hasretime hayalinde ermiyor

Ölmüşüm ben biliyorsan sağ beni.

 

Özü aynı, sevilen her ecenin,

Yeter bana aşk denilen tek hece.

Var sen şimdi gir koynuna gecenin,

Sonrası mı? Sır dolu bir bilmece

 

İlhamımı hak eylesin yaradan

Bir sebebi var ki sunmuş “İsra”yı

Bir bütün gör, çekip alma aradan

Aşkım için yazdığım her mısrayı.

 

Bir sır kalsın şairliğin edası

Aslı Han’la dolup taşsın özümüz

Şair gider, kalır engin sedası

Bizim aşka bir hüccettir sözümüz.

 

Kalp ürperir, kalem yazar ağlasam

Bu dünya da nice gönlü var kırık

Uzun oldu ben sözümü bağlasam,
Yazmalıyım, her kader bir hıçkırık.

             Hamit Hayal / 26.04.2013

Yine kırık kanatla

Şair oldum şimdi ben, şiir yazarım aşka,

Varsa ilham kapını bırak bana aralı.

Anıları bıraktım, sildim ne varsa başka,

Sığındığım limanda bekliyorum yaralı.

 

Elleri ellerimden kayıp gitti bir yıldız,

Hasretle büyüttüğüm gülleri soluyorum.

Yüzünden düştü maske, dökülürken her yaldız

Boşalıyor gözyaşım, yeniden doluyorum.

 

Gurbet akşamlarının yeşerir bir gün dalı,

Sen yine yollarına düş ve aşkını savun.

Geç kalmış baharlarda tadarsın aşktan alı,

Kirlenmemiş bir gönül ve özleminle avun.

 

İsterim yine gül sen ve mutlu ol da içten,

Bir kor misali yakan acılar benim olsun.

Kes ümidi sevgilim benim gibi bir hiçten,

Bırak özünden akan acılar benim olsun.

 

Biliyorum acıdır her ayrılık, her veda,

Ezeli bir öyküden ebede verdim nişan.

Son yol ayrımındayım, kaderi ettim eda,

Yenilmez bi tavırla, sen hâlâ zat-ı zişan.

 

Geriye dönmek olsa yine kırık kanatla,

Ta Arş’ın kapısına varıp niyaz ederdim.

Yine sana koşardım aşk denen bir sanatla,

Sana bir bahar verir, ömrünü yaz ederdim.

                    Hamit Hayal / 06.11.2013

1 2 3 4 5 6 … 241