İçime sığındım ben

Gözlerine dalmaya yok artık cesaretim,
Sendeki güzelliği görmez kör yanım kalsın.

Bin yıl sürsün razıyım kalbinde esaretim,

Al götür yüreğimi, aşkımdan anım kalsın,

 

Coşkun seldir gözümde, duygulara karışan,

Sevgimin gerçeğinde kalbimde kalan yaram.

Yenilmez bir duygum var, vuslatına yarışan,

Bir başka bahardasın, sana dokunmak haram.

 

Bilsen ki ne anılar bırakıp gittin bende,
Uğrunda ağlanan gül, gözlerime dolan yaş,

Bilmezsin hangi kırık gönül sana bir bende,

Şu sendeki kalp değil, sanki kapkara bir taş.

 

Manası yok hayatın, varlık içi boş cisim.

Bil ki kanadım kırık, bil ki yüreğim hasta.
Hatıramda kalmadı senden başka bir isim,

İçime sığındım ben, kalbim zaten her yasta.

 

İflah olmaz derdimi arz ettim tek Allah’a,

Yüreğim üşümesin diye her demde niyaz.

Lebalep dolan gönlüm petek petek Allah’a,

Baharlar mı gecikti, gelmeyecek mi son yaz?

 

Bir türlü ulaşmadı vuslatın son çağrısı,
Zamana bırak dedim gelir geçer her acı.

Eskiyor, eksilmiyor bende ki kalp ağrısı,
Gönlündeki taht mı boş, düştü mü sevda tacı?

                    Hamit Hayal / 08.09.2014

Uyanırken Türkiyem

Yeni bir gün doğuyor şafağın arkasında,

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın.

Bir bayram sabahına uyanırken Türkiyem.

Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,

 

Ne bir engin yorulmuş hasretlere erilir,

Ne de hakikat olur, şahlanır Onsuz düşler.

Her kimin bir hasreti varsa eğer, verilir.
Kırılmış gönüllerde yaşar mı sonsuz düşler,

 

Neden hâlâ anlamsız insanın savaşları,
Neden Hakka bakışta kahreden bunca sığlık?

Bazen Filistin olmuş dünyanın gözyaşları,

Bazen çok ötelerden, Sincan’da derin çığlık.

 

Hakikati arayan kalplerde hâlâ kırık,

Bir zamanlar Bosna’ydı ateşler altında kül.

Ve hâlâ müminlerin kalbinde bir hıçkırık,
Bilmiyorum, bu çağda kalıdımı goncada gül.

 

Parmakları kınalı nineler hâlâ yasta,

Ölüm tarlalarında esir kalmış ya Gülşen.
Medeniyet denilen bu bakış dünden hasta,

En uzak diyarlardan yakına nedir düşen.

 

Hani nerde diriltip, aşka umut verenler,
Çözülmüş ve çürümüş her gönülde bir şaki.

Oysa ne yiğitlikler kaldı ne alperenler,

Bir yanda zulümle kin, bir yanda puştluk baki.

                 Hamit Hayal / 26.07.2013

Artık bekleme

Delirme, dermansız bir hayal ise

Demek insan kalbi olan bir cisim.

Gönlümüz bürünür bazen bir sise,

Neden her simada farklı bir isim?

 

Kaderime düşen hükümdür yafta,

Kırılır her vurgun yedikçe hissim.

Seni görmek için belki ön safta,

Artık dağılmalı beynimden sisim.

 

Aşkın yorgun hikâyesi yalnızlar,

Sevginin diliyle döner çarkımız.

İndi mi hiç gökten yere yıldızlar,

Ne kanadı kırık kuştan farkımız?

 

Bilme, neden bir yokluğa karıştım,

Bir müşfik el gözyaşımı siler mi?

Bir sır kalsın yüreğimle barıştım,

Gönlün beni yeni baştan diler mi?

 

Sen içimde sükûn dolu duruşla,

Ağlamaya kâfi gelmez heceler.

Bende âlemimde hayal kuruşla,

Uzar gider sonu gelmez geceler,

 

Hali nedir sor sevdana açların,

Akıp gitti zaman, artık bekleme.

Hükmü nedir deme bana taçların,

Bu yaraya bir yara sen ekleme

                Hamit Hayal / 08.09.2014

Bir vedaya elveda

Nice yanmış gönülde ümit olmak isterdim,

Daha kaç yıl sürecek dünyada bunca hüzün?

Bir türlü bitemiyor, ebed mi benim derdim,

Şimdi mahzun olmaya doğru yanmış bir yüzün.

 

Aslında kapıları ardınca açık Hakkın,

Bir vedaya elveda değil ruhumda ki güz.

Şimdi dualarında kim Hakka öyle yakın,

Kimin alnı secdede, kimde var nurani yüz?

 

Yeniden bir diriliş ile gönül bağımız,
Tutmalıyız elinden, yücelmeli umutlar.

Hep böyle yanmamalı biliyorum çağımız,

Bu bayram sabahında dağılmalı bulutlar.

 

Ve kim ki yüreğini hakikate açarsa,

Zamanlar ötesinden Arş’a yakın yerdesin.

Kim bir yudum hayatın baharında naçarsa,

Ne hükmü olur adı bayram olsa her dersin.

 

Bayramlar güzelliğin zirve yaptığı zemin,
Gönül coşkunluğuyla şaha kalktığı zaman.

Her kim ki yaradanın merhametinden emin,

Gerçek sadet deminde gözler aktığı zaman.

 

Karanlık gecelerin nurlu sabahına gel,

Ey insanlık! İlahi hükümce varsa cezan,

Bir nurani gönülle, Hakkın İlahına gel,

Bir başka edasıyla bu şafakta ilk ezan.

                   Hamit Hayal / 04.10.2014

Bir hayal ötesinden

Veda edip ebedi içimizde putlara,

İbrahim makamından çağlar ötesi çağrı.
Koşun ey sevgililer gökten inmiş kutlara,

Ne hasret kalsın bugün, ne kalplerde bir ağrı.

 

Bir hayal ötesinden kapıyı çalan kimdi,
Dilimde bir isyanla istiyorum haykırmak.
Gönül sadetle dolan eski zamanda şimdi,

Heyhat, hatıralardan zihnimde coşkun ırmak.

 

Nemrutun ateşinde yanan kimin günahı,

Ey nefsim tutun artık, anlamak için yanda.

Anlarız elbet bir gün yandığımız gün ahı,

En mübarek bayramlar diliyorum bu anda.

 

Her zalim günahınca inşa eder bir eser,
Maveradan öteye geçmesin, burda kalsın.

Kardeşlik denen ahtın yerinde yel mi eser,

Bir ilahi hüküm mü, bu dünya kurda kalsın?

 

Ne ayrılık sevdanın vuslatla biten faslı,

Ne Ferhat’ı bekleyen Şirin kaldı âlemde.

Ve hâlâ bilinmeyen ölüm ne, nedir aslı,
Yoruldu günahları yazan mahzun kalemde.

 

Ümitsizlik ruhumu dirilten aşka engel.

Tatmak varken âlemde nice günler nice ak;

Umulmadık yerlerden çıkıyor başka engel.

Bir sonsuz duam kaldı yüreğimde bir de Hak.

                  Hamit Hayal / 26.07.2013

 

1 2 3 4 … 241