Bu bahtsız coğrafya

Vatan ve milleten, kültür ve dine
Yüklendi sırtına her derdi Mehmet.
Bu bahtsız coğrafya ağlarken yine
Toprağın bağrında can verdi Mehmet.

Şu vefasız zaman her ömrü yerken
Bir kader hükmü bu, gül solar erken.
Son gece, ardından son şafak derken
Sanki bir sabaha gün erdi Mehmet.

Ne bu vatan düşer ne biter canlar
Aşkın sırrı burada, her bilen anlar.
Kalkın ey sultanlar, dirilin hanlar
Yol dönülmez olsa, giderdi Mehmet.

Tarih yine yazar bu coşkun cengi
Ne misli görüldü ne vardı dengi.
Şimdi çiçeklerde bir ölüm rengi
Bütün zamanların en merdi Mehmet.

Bilmeyiz, kimliği nedir zilletin
Küfür yoldaşıymış mutlak illetin.
Ne gam ne kasavet, bu zor milletin
Her biri bir aslan, her ferdi Mehmet.

Gafiller aldanır, kim sansa köksüz
Dağlar yere iner, kalmaz ya göksüz.
Yetimler bıraktı gül yüzlü, öksüz
Allah’a dönerken kederdi Mehmet.

Bir yanda Hak bilmez arsız, azanlar
Bir yanda fıtratı yüce nazanlar.
Tevhidi toprağa kanla yazanlar
Şahadet, alnında kaderdi Mehmet.

Hamit Hayal / Gönen / 14.09.2015

Kader örmüş

Gördüm ki yaşanan her şey rüyada
Gerçek ne, özüme ıraktım annem.
Ayrılık var, hasret zor bu dünyada
Ben ölüm ne bilmez çıraktım annem.

Güller solmak için açarmış zahir
Bin yıl yaşasam ne, ölüm var ahir.
Bitsin bir an önce dedim bu kahir
Zaten kalbinde hep firaktım annem.

Her yeni eskiyor, tutmuyor yama
Düşündüm, dünyada ne değer gama.
Ölüm bu kaderden yazılmış nama
Hayat yolunda bir duraktım annem.

Nerede bir oyun var, kader örmüş
Gecenin ardından kim günü görmüş?
Hançeri bir âlem, kurşunu körmüş
Yenildim, bu oynu bıraktım annem.

Hamit Hayal / Gönen / 10.09.2015

Sen yoksun

Yine yorgun bir eylüle girerken
Aşkın bu sonbaharında sen yoksun.
Neden düşer ömrümüze güz erken
Aşkın bu sonbaharında sen yoksun.

Hayalime, hasretime gün ekle
Nasıl girer zaman böyle bir şekle?
Vuslat hayal, bir gölgeyi hep bekle
Aşkın bu sonbaharında sen yoksun.

Yetsin artık ayrılıklar, bık ta gel
Dön bu şehre, bir şafakta çık ta gel.
Nefsin o zor zindanından yık ta gel
Aşkın bu sonbaharında sen yoksun.

Yeni mana yüklemek var eceye
Ayrılıklar neden benzer geceye?
Yoksa sevdam sığmıyor bir heceye.
Aşkın bu sonbaharında sen yoksun.

Bir yokluğun bin söz eder, öğrendim
Sevdam neden hüzün keder, öğrendim.
Eylül ömrümüzde kader, öğrendim
Aşkın bu sonbaharında sen yoksun.

Hamit Hayal / Gönen / 06.09.2015

Ağlamak gelir

Çözülmez bir sırrın hükmünce hüzün
Çilemi kadere bağlamak gelir.
Hayal perdesine düşünce yüzün
İçimden hep böyle ağlamak gelir.

Aşkın serabı bu , gül gamsız koksun
Kalbime saplanmış en zalim oksun.
Kuşlar döndü yuvasına sen yoksun
İçimden hep böyle ağlamak gelir.

Ömrümün tadı yok, isyanda özüm
Aşkın zor deminde olmuyor çözüm.
Yol vermez dağlara dalınca gözüm
İçimden hep böyle ağlamak gelir.

Hayal ve hakikat hep senin ile
İsmini sen koy da bitsin bu çile.
Bu hal görülmedi Kerem’de bile
İçimden hep böyle ağlamak gelir.

Beşinci mevsimdi adı bu aşkın.
Yenildim, yaşamak zor böyle şaşkın.
Ruhumla isyankâr, hissimle taşkın
İçimden hep böyle ağlamak gelir.

Neden hayat dönmez yeniden başa
Pişmanım, başımı vurdum hep taşa.
Kirpiğim her demde bulanıp yaşa
İçimden hep böyle ağlamak gelir.

Hamit Hayal / Gönen / 03.09.2015

Mektuplar var

Beni yakan içimde bir köz vardı
Kaç gün kaç ay kaç yıl geçti, unuttum.
Hiç durmadan sessiz akan göz vardı
Kaç gün kaç ay kaç yıl geçti, unuttum.

Kader misin, sanki ferman eylersin
Düştü gözden bu son damla, neylersin.
Bundan sonra sende gönül eğlersin
Kaç gün kaç ay kaç yıl geçti, unuttum

Sükût bulmuş gözyaşlarım durgunda
Son keder bu, kalbimdeki vurgunda.
Belki gönlüm bir hayale kurgunda
Kaç gün kaç ay kaç yıl geçti, unuttum.

Çöktü dağlar yüreğimde, düz şimdi
Sende bahar, bende mevsim güz şimdi.
Nasıl beni çeken engin yüz şimdi
Kaç gün kaç ay kaç yıl geçti, unuttum.

Biz değiliz kaderi bir dokunmuş
Mektuplar var, gözyaşıyla okunmuş.
Şimdi hüzün gül yarası kokunmuş
Kaç gün kaç ay kaç yıl geçti, unuttum.

Hamit Hayal / Gönen / 26.08.2015

1 … 122 123 124 125 126 … 241