O ümitler gönlümüzde açarmış

Bir zamanlar gül açardı bağların,
Söyle, şimdi mamur ilin nerede?
Tez mi geçti sevda dolu çağların,
Beni benden alan halin nerede?

Sevenleri bir gül gibi solduran,
Çevresinde bir pervane olduran;
Bir katreden bir ummanı dolduran,
Bülbül gibi şakır dilin nerede?

İstiyorsan vur da beni taşlara,
Dokunma hiç gözümde ki yaşlara.
Yaz mı bitti, ömrün döndü kışlara,
Solup gitmiş gonca gülün nerede?

O ümitler gönlümüzde açarmış,
Fırsat elde iken bir gün kaçarmış.
Çöle düşen her mecnun bir naçarmış.
Gören gözün, tutan elin nerede?

Ateş düştü yüreğime sezdikçe,
Tükenmişim bu sevdadan bezdikçe.
Geçti gitti, sen zalimce ezdikçe,
Hani sana meftun kulun nerede?

Hamit Hayal / Gönen / 27.07.2013

Yılların yorgunluğu senden bana hatıra

Hayalini sakladım gönülden aşk ağımda,
Sana adadım ömrün yaşanmış her babını.
Ölümüne bir hasret dayanmış şakağımda,
Yazıyorum nihayet bu aşkın kitabını;
Sana adadım ömrün yaşanmış her babını.

Keşke bir gün sorsaydın netti bana gözlerin,
Beni sen mahkûm ettin sonu gelmez bu aşka.
Bilmiyorsun bir mecnun etti beni gözlerin,
Seni öyle sevmiştim, dünyamda yerin başka;
Beni sen mahkûm ettin sonu gelmez bu aşka.

Bir vuslata davette aynaların çağrısı,
Yalnız varlığın değil, unutulsun adında.
Belki dinerdi bir gün kalbimin aşk ağrısı,
Öyle bir bıkkınlığım var ki, hasret tadında;
Yalnız varlığın değil, unutulsun adında.

Ümitliyim, kalkacak bir gün üstümden dağlar,
Tadılmış bir hasretten bana dert bıraktı dün.
Bazen de yüreğimde sanki solmuş gül ağlar,
Kara bahtlı yasımı sayıyorum gün be gün;
Tadılmış bir hasretten bana dert bıraktı dün.

Kaderime bir ortak solumdaki bu acı,
Ayrılık denen derde tarifsiz alışırken.
Aslında hiç olmadı yüzün bana yabancı,
Ben sevda kitabımdan dersimi çalışırken;
Ayrılık denen derde tarifsiz alışırken.

Aşkı elemleriyle benzetip bir oyuna,
Dalıp gidilen zaman zaten belki bir anmış.
Bir selvinin altında yatmak koyun koyuna,
Denilir ki bir zaman bir aşk vardı yaşanmış;
Bütün sevdalar zaten belki böyle bir anmış.

Sen gönül kitabımda aşka yazılmış nesir,
Gözlerinle vurdun da kaderime bir mühür.
Ezelden biliyorum, gönlüm sana bir esir,
Seni sevmekti coşkum, senin aşkınla ben hür;
Gözlerinle vurdun da kaderime bir mühür.

Yıkılacaksa dünyam, giden yolcu dönmesin,
Zaten fani değil mi kulda heves ve heva?
Gözlerinde ışığın, ışığın hiç sönmesin,
Anladım, bundan sonra bana sensizlik deva;
Zaten fani değil mi kulda heves ve heva?

Bu âlem bizim için iki kapılı bir han,
Kar düşen saçlarından bırak beyaz utansın.
Ben yaralı gönlümde seni kıldım da nihan,
Hasret kader olduysa bırak ta naz utansın;
Kar düşen saçlarından bırak beyaz utansın.

Bir solgun gül misali, hoyrat eller mi değdi,
Neden sustu gönlümde aşktan yaralı bülbül?
Kim yenecek feleği, deneyenler baş eğdi,
Demek ki bizim gibi bahtı karalı bülbül;
Neden sustu gönlümde aşktan yaralı bülbül?

Ne zaman bir limandan kalkar hasret gemisi,
Kaderin alnımıza yazdığı bu son sefer.
Çoğunca gözyaşından hüzzam ayrılık demi,
Kalbimin vuruşundan vurgun yemiş her nefer;
Kaderin alnımıza yazdığı bu son sefer.

Bir yaralı ayrılık yakacak içten beni,
Sevgili, gözlerimde hep ummanlar coşacak.
Ellerimden tutmuştun, almıştın hiçten beni,
İçimde sana doğru bir çocuk var koşacak;
Sevgili, gözlerimde hep ummanlar coşacak.

Ne diyeyim, kiminin bahtı ezelden kara,
Hasretin düşlerinde arama beni, yokum.
Seni sevdim, kalbimde onulmaz eski yara,
Ben senin yüreğine sanki saplanmış okum;
Hasretin düşlerinde arama beni, yokum.

Sen benim yüreğimde Leyla gibi bir yardın,
Uğrunda dağlar aşıp, çöllere düşmek varmış.
Senin için kalbimde hıçkırıklar duyardın,
Çevremde bir pervane, beni ayrılık sarmış;
Uğrunda dağlar aşıp, çöllere düşmek varmış.

Yılların yorgunluğu senden bana hatıra,
Gidip de dönmediğin yollara dalacağım.
Bütün emellerimiz sığmaz birkaç satıra,
Ben bana bir yabancı, sana el kalacağım;
Gidip de dönmediğin yollara dalacağım.

Ya Leyla ile Mecnun, ya Kerem ile Aslı,
Bir aşk hikâyesinden doldururda özümü;
Anlarım ben çağları, neden yorgun ve yaslı,
Bir emanet bırakmak isterim son sözümü;
Bir aşk hikâyesinden doldururda özümü.

Tutuşmuş bir sevdanın yalnız kışında şimdi,
Elveda ey sevdiğim, aşkın yasını gördüm.
Sana koşan yolların kaldım dışında şimdi,
Ben senin bin çileni, nice nazını gördüm;
Elveda ey sevdiğim, aşkın yasını gördüm.

Hamit Hayal / Gönen / 27.07.2013

Bir gün hayal olduğumu anlarsın

Ateş düşer, alev yakar özünde,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.
Hasret tüter, ismim büyür gözünde,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Her şafak bir karanlığı yararken,
Düşün beni bir yaranı sararken.
Yüreğinde, bir yerlerde ararken
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Bir gün gönül bağı viran olunca,
Çekip gider bülbül, gülü solunca.
Bir serapta gözyaşların dolunca,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Seninde hülyanda varmış ki loşluk,
Neden yüreğinde derin bir boşluk?
Rüyan biter, gelir geçer sarhoşluk,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Ne dirisin bu âlemde ne ölü,
Geçeceksin ömründeki son çölü.
Yüreğimde yorgun düşmüş han gülü,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Uyanır mı bir rüyaya bir dalan,
Yıkıp giden selden geri ne kalan?
Sevgi yalan, sevda yalan, aşk yalan,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Sel sel olup ela gözün taşınca,
Gönlün inler bir emelde yaşınca.
Yol vermez şu yüce dağı aşınca,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Sevdada yanmayan bilemez aşkı,
Kaderden bir hüküm, silemez aşkı.
Hangi bülbül vardır, çilemez aşkı,
Bir gün hayal olduğumu anlarsın.

Hamit Hayal / Gönen / 26.07.2013

Bir çığlık, belki bir çığdın içimde

Gel gönül eğleme, kalma ellerde
Viran olup gider gülün sevdiğim.
Ümitler tükenir coşkun sellerde
Bir gün solup gider gülün sevdiğim.

Sen yalnız aşkınla sığdın içimde
Sonsuz hasretleri yığdın içimde.
Bir çığlık, belki bir çığdın içimde
Ömür alıp gider gülün sevdiğim.

Aylar, yıllar geçer uzar da ara
Aşkın bir dert olur, hasretin yara.
Bir gün çullar giyer, bürünür kara
Garip kalıp gider gülün sevdiğim.

Ayrılık sel olur bir yol başında
Kalbimin ağrısı gözün yaşında.
Bir muamma isim kabrin taşında
Anla, ölüp gider gülün sevdiğim.

Nice hatıramda gölgeli yüzün
Nice yaz düşünün ardında güzün.
Bir beşinci mevsim kalbinde hüzün
Düne dalıp gider gülün sevdiğim.

Belki hâlâ durur yorgun masanda
Aşk için yazdığın hasret yasanda.
Artık sen koklasan, koklamasanda
Gerçek, solup gider gülün sevdiğim.

Hamit Hayal / Gönen / 24.07.2013

Gönlümde derledim gül, senin için

Senin için gördüm ben her rüyayı,
Âlemde bin bir renk, al senin için.
Neyleyeyim ben bu yalancı dünyayı,
Dillerim olduysa lal, senin için

Yılları yaşadım senden uzakta,
Bedenden uzağım, tenden uzakta.
Gönül mesafen var benden uzakta,
Bu bende mecnunca hal, senin için.

Tükendim ben bende, beni yiyerek,
Her sevende bir dert vardır diyerek.
Sen şallara bürün, ben çul giyerek,
Bekliyorum bunca yıl, senin için.

Türküm oldu dilimdeki heceler,
Beni yalnız kucaklardı geceler.
Bakışımı bekliyor da niceler,
Bütün sevgilerim al, senin için.

Farkımız yok bizim gülüp, ağlardan,
Kolay değil, aştım geldim çağlardan.
Sevda ülkesine şu zor dağlardan,
İnleyip, aştığım yol, senin için.

Ne diyeyim hasret artık haz bana,
Kışlar gelsin, cemalinde yaz bana.
Kuvvet verir, kudret verir naz bana,
Düşüp de yandığım çöl, senin için.

Yüreğinde hâlâ var mı izlerim,
Hasretimi sensizlikte gizlerim.
Her ne kadar tutmasada dizlerim,
Emrine amade kul, senin için.

Ne ararsın beni boşa zanlarda,
Tatmak zormuş yalnızlığı anlarda.
Gönülce yıkıldım, viran hanlarda,
Ben yanıp olduysam kül, senin için.

Bir hançerde, bir okta mı, nerdesin,
Kaderimde bir nokta mı, nerdesin?
Varlıkta mı, her yokta mı nerdesin,
Gönlümde derledim gül, senin için.

Hamit Hayal / Gönen / 22.07.2013

1 111 112 113 114 115 144