Bırak hayal edeyim, tutmasam da elini

Şiirlerimi sakla göğsünün sol üstünde,
Satır satır işlenen sözlerimde bul beni.
Sana armağan ettim yenildiğim tutkumu,
Hayalimin peşinde, gözlerimde bul beni.

Sen benim hayalimin en ucunda saklısın,
Keşke şu an yanımda olsaydın peri kızı.
Görünmez diyarlarda saklanmakta haklısın,
Ya bir vurgun deminde solsaydın peri kızı.

Yüreğimde bir mühür kaldı da acı sözün,
Bir gurbette ömrümü yiyerek ağlasaydım.
Keşke unutabilsem, keşke kül olsa özün,
Sevmek benim neyime diyerek ağlasaydım.

Sevdim seni, bilmeni istiyorum bir ömür,
Çilemle akıp giden her anımda sen varsın.
Ben bu yüzden gülmeni istiyorum bir ömür,
Bir yanımda kaderim, bir yanımda sen varsın.

Bir karşılık bulmayan yenilemez isyanım,
Belki de tutunduğum gafletimsin bir anlık.
Çözülemez ruhumda yaralı, vurgun yanım,
Anlıyorum ki sen de ölmüş artık insanlık.

Daldığın gözlerimin ışığı çoktan söndü,
Yıllardır öksüz kaldı coşkusu yüreğimin.
Yazı erken bitirdik, mevsimler artık döndü,
Boş hayalden başka ne kuşkusu yüreğimin?

Kırık pişmanlıklarla çıkmazlara yürürken,
Hayali bir sevdanın hallerinde evrildim.
Beni neden anlamak istemedin çürürken,
Tadılacak bir aşkım kalmadı da devrildim.

Ve solgun gözlerinde boşluğa düşüyorum,
Bir sıcaklık kalmamış dokunduğum ellerde.
Bir hüzün mevsiminde kederden üşüyorum,
Şimdi ben yağmurların coşturduğu sellerde.

Seni bulmak aşkıyla içim içimi yerken,
El olan sevgiliye yok diyecek bir sözüm.
Bir tanyeri zamanı, demek bu kadar erken,
Sürgün gönderildiğim yıllara daldı gözüm.

Bırak hayal edeyim tutmasam da elini,
Derininde ummanın çalkandığı gök gözler,
Zihnimde resmetmişim saçının her telini,
Bende yanan bir gönül seni, sevgini özler.

Hamit Hayal / Gönen / 10.08.2013

Kara topraktan sürgün vurulmuş gül say beni

Sana mektuplar yazdım, içimden geldiğince,
Sevenler yüreğinden yanarmış, bilemezdim.
Vuslat Ferhat’ın Şirin için dağ deldiğince,
Gönlümüzde bir yara kanarmış, bilemezdim.

Beni bir Kerem gibi yakarak kül edecek,
Neden hâlâ aklımdan çıkmıyor solmuş yüzün.
Ne gönlümde bir sultan ne de bir gül edecek,
Ne zaman anladım ki, sonu gelmez bu hüzün.

Sorma bunca suali, artık beni yormasan,
İçten emanet edip, kalbimi al demiştim.
Yıllar sonra geride ne kaldı hiç sormasan,
Sana bir ömrü vermiş, istersen al demiştim.

Bir hakikat olmayan aşkla bağlattın beni,
Akıp gittin gözümün durulmaz sellerimden.
Ne istedin gönlümden, neden ağlattın beni,
Bir yıldız gibi kaydın, tutmadın ellerimden.

Elimden aldın aşkı, ayrılık vuruşuyla,
Tutkulu bir sevdadan nihayet solmaktayım.
Ben bu aşkta kadersiz bir nefer duruşuyla,
Yenilmez hasretine bire esir olmaktayım.

Bütün fanilikleri yüreğimden silerim,
Kimin olursa olsun bu dünya senden başka,
Anla beni sen varsın bir hakikat dilerim,
Yeniden bir nazar kıl gönlümdeki bu aşka.

Dünyada ayrılıktan varsa daha ne ağır,
Bütün günahlarını silmez mi Hak, et niyaz.
Aşkının sürgünüyüm, burada duvarlar sağır,
Hasretinden üşüdüm, içimden aşkın ayaz.

Bir sevda firkatine davet etti ay beni,
Son bir defa başını yasla sen hayalime.
Kara topraktan sürgün, vurulmuş gül say beni.
İnandım eremezsin sen benim hayalime,

Aşkın kaderinde var ayrılık denen yasa,
Ah sevgili geç kaldın, hasretin yaktı beni.
Bu son gurbet deminde benimle bürün yasa,
Sen beni benden aldın, hasretin yaktı beni.

Meftunlar sevdasını düşlerinde ararmış,
İçimde zor dağlara vurduğumuz yokuşlar.
Bütün hatıralarda bir resimsin sararmış,
Bir daha dönmeyecek uçup giden son kuşlar.

Hamit Hayal / Gönen / 09.08.2013

Duyarsın bir gün elbet, aşkı ateşe verdim

Bilmiyorum belki de bir alev, kanındayım,
Sonsuzluğa dikilmiş, sessiz mezar taşımsın.
Geçen bir ömrün arda kalan son anındayım,
Sevdamın hasretinden yorgun düşen başımsın.
Sanki hiç ayrılmadık ve ben hep yanındayım,
Sen benim pişmanlığım, gözümdeki yaşımsın.

Bu ayrılık dediğim keşke olsaydı sürgün,
Geç kalmış bir vuslatı ölümüne denerdim.
Tükendim, çaresizim, artık kalmadı bir gün,
Ben ne dertleri yendim, ne sitemler yenerdim
Duygu denen ne varsa bende bıkkın ve üzgün,
Yolumun sonundayım, sensiz menzile erdim.

Ben senin hayatından mevsimler alacağım,
Dünyada senden başka beni kim var anacak?
Yüzün hiç gülmeyecek, kalbinde kalacağım,
Daha kaç yıl bilemem, alevde kim yanacak.
Ve hep hayal kuracak, düşlere dalacağım,
Bu aşkı bilmeyenler çoktan bitti sanacak.

Dilerim ki seninde gözlerin yaşla dolsun,
Kalbin yansın özlemle, dilinde bin şikâyet.
Kalmasın bir ümidin, bir yaprak gibi solsun,
Aşk bir masal diyorsun ve çoğunca hikâyet.
Gönül sitemlerime bakmadın bir kez olsun,
Gözün aydın sevdiğim, bu aşk buldu nihayet.

Bilseydim sonu böyle dağlara vuracaktı,
Uzun ince yolların yolcusu ben olmazdım.
Hiçbir şey yıkılmadan yerinde duracaktı,
Ne yanardım aşkından, ne sararıp solmazdım.
Senden başka kim bana bir dünya kuracaktı,
Hüzün benim hayatım, bir sevinçle dolmazdım.

Duyarsın bir gün elbet, aşkı ateşe verdim,
Senden kalan ne varsa anılarımla yaktım.
Tükendi senden kalan ne varsa, sona erdim,
Bir rahmet gecesinde gözlerinden ben aktım.
Bir daha onmayacak, çaresiz benim derdim,
Ruhumun derininde bir kör noktaya baktım.

Ne olan bir sevgili, ne esrarlı nazımız,
Keremin hicranından kül oldu ya Han Aslı?
Bir imtihan dünyası, zaten yanar bazımız,
Her düşte bir vuslat var, sonu ayrılık faslı.
Kış bizim gönlümüzde, uzun sürmez yazımız,
Her son bir kara toprak, her baş bir taşa yaslı

Hamit Hayal / Gönen / 08.08.2013

Aşkınla ruhuma vermeden şekil

Aşkınla kuşattın, sardın dört koldan,
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.
Belki ölümüne girdiğim yoldan,
Aldığım nefesten “vazgeç”, diyorsun;
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.

Ben seni sevmişlim, gözleri karam,
Benim için senden başkası haram.
Zalimsin, içimde kanarken yaram,
Aldığım nefesten “vazgeç”, diyorsun;
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.

Ne hayalim vardı ve bunca hülyam,
Hakikat olmuyor gördüğüm rüyam.
Yıkıldı üstüne kurduğum dünyam,
Aldığım nefesten “vazgeç”, diyorsun;
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.

Bir sonsuz ummana dalana kadar,
Ömrümden bir güzüm kalana kadar;
Beklerim, senden söz alana kadar.
Aldığım nefesten “vazgeç”, diyorsun,
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.

Ayrılık derdine yok mu bir yasa,
Neden hâlâ sensin bende gam, tasa?
Sen beni bir mahkûm ettin de yasa,
Aldığım nefesten “vazgeç”, diyorsun;
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.

Bu ayrılık böyle durup dururken,
Tükendim ben yüreğimden vururken.
Gözyaşlarım çöl ruhumda kururken,
Aldığım nefesten “vazgeç”, diyorsun;
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.

İçimde yalnızsın, kudretin tekil,
Bir ferman yazmışsın, “Yolumdan çekil.”
Aşkınla ruhuma vermeden şekil,
Aldığım nefesten “vazgeç”, diyorsun;
“Gel bunca hevesten vazgeç”, diyorsun.

Hamit Hayal / Gönen / 03.08.2013

Hangi aşkın yalanısın, sevdiğim?

Bil isterim, aşkın, cismin, resminle,
Sen gönlümün alanısın sevdiğim.
Yıllar yılı unutulmaz isminle,
Bir hatıra kalanısın, sevdiğim.

Vuslatına bu bendeki kalp atan,
Ellerinden tutmaya bir can atan;
Sense her gün acımasız kanatan,
Yüreğimin talanısın, sevdiğim.

Sığınağım, uykularım kaçınca,
Ne sevgiler sundum sana saçınca.
Yaz, baharda gül misali açınca,
Güz gelmeden solanısın sevdiğim.

İsterdim ki yüreğime er düşte,
Bir fısıltı; “Bu da yalan”, der düşte;
Ümidime veda ettim her düşte,
Bu sevdanın falanısın, sevdiğim.

Git istersen acılara kalmadan,
Bu yokluklar seni benden almadan,
Yaşanmıyor bir hayale dalmadan,
Gözyaşımın salanısın, sevdiğim.

Hasret yüreğime etti de akın,
Bir türlü uzaklar olmuyor yakın.
Siz beni dönülmez bir aşkla yakın,
Hangi aşkın yalanısın, sevdiğim?

Hamit Hayal / Gönen / 07.08.2013

1 107 108 109 110 111 144