“Sevda bu, yürekte ölmez”; Dediler

“Kerem bile yandı Aslı Han için,
Kim aşk rüyasına dalmaz”; Dediler;
Bu hasret nedendir, ayrılık niçin,
“Sevenler bir murat almaz”; Dediler.

Tek bildiğim bir sevdaya kurgunum,
Gönül yorgun, yüreğimden durgunum;
Ela göze, hilâl kaşa vurgunum,
“Dünyada sevenler gülmez”; Dediler.

Âşık muradını söyler saz ile,
Maşuk ömrü tüketir bir naz ile;
Düş yollara bahar ile, yaz ile,
“Sevenin halinden bilmez”; Dediler.

Tükendim bu aşktan, yüreğim neyler,
Bundan sonra bizi bir gurbet eğler.
Eğilmez ağalar, kudretli beyler
“Ağlasan yaşını silmez”; Dediler.

Hasret değdi, ateş düştü özüme,
Felek neden yol vermez bir çözüme?
Rahmet olup, yaş inerken gözüme,
“Her sevilen bir yar olmaz”; Dediler.

Her andıkça gözlerim yaş dolacak,
Bilmiyorum bu hal böyle nolacak?
Hazan geldi, yine güller solacak,
“Sevda bu, yürekte ölmez”; Dediler.

Hamit Hayal / Gönen / 10.07.2013

Hiç kimse döndürmedi aşkı basit oyuna

Geç olsa da anladım, senin gibi zalimi,
Ruhumu sana köle, etmek zorunda mıyım?
Keşke anlatabilsem, sana yorgun halimi,
Senin her imdadına, yetmek zorunda mıyım?

Zincir vurdun kalbime, dillerince haşlandım,
Vefa nedir bilmedin, sitemince taşlandım,
Gençliğim elden gitti, her dakika yaşlandım,
Ben senin hep hoşuna, gitmek zorunda mıyım?

Seni hep üzerinde, taşıdım ben başımın,
Bunca kahrına isyan, manası gözyaşımın;
Demek ki sonu hüsran olacak her düşümün,
Derdin ile eriyip, bitmek zorunda mıyım?

Kuşattığın dünyamda aşkı elimden alın,
Gönül duvarlarını, ördün de böyle kalın;
Sen ihtişam kokarken, benim düşlerim yalın,
Senin her günahına, batmak zorunda mıyım?

Başımı eğerim de, senden gelen her söze,
Dönülmez bir yoldayım, sevdan işledi öze;
Hasretinden yüreğim varsın dönsün de köze,
Aşkın bunca kahrını tatmak zorunda mıyım?

Ben sende bulmuşum ki, yüreğimin dengini,
Çözmek bende dert oldu, hasretimin rengini;
Bunca yıkımlar yedim, kaybettim aşk cengini,
Her ismini anana çatmak zorunda mıyım?

Ver artık ey sevdiğim, sen de kendine ayar,
Güvenme her zemine, bir gün altından kayar;
Kaldı mı benim gibi, vuslata bir gün sayar,
Nice ulvi gayeler, gütmek zorunda mıyım?

Vicdanın kara senin, günahkâr ve hileli,
Yorgun düşlerimdesin, seni bildim bileli;
Nice yollara vurdum sonu gelmez, çileli,
Yasımı bunca uzun tutmak zorunda mıyım?

Sen beni yine ağlat, ihanet etmem asla,
Yeter ki sen başını benim göğsüme yasla;
Aşkın son mevsiminde, geldik yeni bir fasla,
Bir sevda meçhulünde, yitmek zorunda mıyım?

Hiç kimse döndürmedi aşkı basit oyuna,
Nice seven toprakta şimdi koyun koyuna;
İstersen bir aynaya bak ta dal bir boyuna,
Kapanan her kapıyı itmek zorunda mıyım?

Hamit Hayal / Gönen / 09.07.2013

Sen benim gönül yaram olduğun günden beri

Dalıma hasret değmez, ne de yaralı güldüm,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri;
Ne sevdam oldu benim, ne tat alarak güldüm,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Seninle bir vuslata, ermek benim kararım,
Bir Ferhat olup belki, bende dağlar yararım;
Ömrüm yollarda geçti, gurbet gurbet ararım,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Aşkın yakar ateşi, dünyada kim söndüren,
Belki hiç olmayacak, bahtımızı döndüren;
Bulamadım gözümde, yağmurları dindiren,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Aşkın hicran bağında, gül diye derip sevdim,
Aşılmaz yollar aştım, hasretle erip sevdim;
Ben tükendim bu bende, bir ömür verip sevdim,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Haftalar, aylar böyle, yıllarca yandı özüm,
Sanma ki yüreğine ansızın düşmüş közüm;
Uzakta bir noktaya takılıp kalmış gözüm,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Sensiz her gün derdime, yeni dertler ulanır,
Yaşam sevincim biter, ümitlerim bulanır;
Ne zaman bir gül görsem, kirpiklerim sulanır,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Aşkın sanatı oldun, heybemde ve kilimde,
Sen benim gurbetimsin, bil ki gönül ilimde;
Kalemimden bir şiir, türkü oldun dilimde,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

İçimdeki dumanlı havayı gel de dağıt,
Birlikte yapmadık mı bu aşka dair bağıt?
Çalan hasret türküsü, şarkılar birer ağıt,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Benden yıları aldın, ne bir an katıyorsun,
Yorulmuş bedenime, ne bir can katıyorsun;
Bir hayalsin, zihnime hâlâ zan katıyorsun,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Felek ölüm adına kızıl kurdele keser,
Ne zaman tamamlanır bu aşk denilen eser?
Gönlümde bir fırtına, yıllar yılı hep eser,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Bazen insanın olur içinde yara ahtı,
Neyleyim ben gölgene, kurulmadıkça tahtı ;
Anladım ki dünyada sevenin gülmez bahtı,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Hiç bitmeyen bir ümit, hâlâ yerinde durur,
Gözlerinden bir ışık düşer, alnıma vurur;
Yüreğim parelenir, titrer, dudağım kurur,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Sanki bir asır sürdü, kısa ayrılık demi,
Bir gülün yaprağına düştü gözümün nemi;
Sevdanın limanında, bekler yorgun bir gemi,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Ben attım ilk adımı, yeter ki gel sevdiğim,
Girmesin aramıza, ne yol, ne el sevdiğim;
Gözlere perde indi, büküldü bel sevdiğim,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Yine kirpiklerin ok, yine hilâlden kaşın,
Bir murada mı erdin, göğe mi değdi başın?
Hasretle bekliyorum, gölgesinde bir taşın,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Gönlümü sana mahkûm edeni bulda aşkta,
Bu dünyada sevdiğim nedeni bulda aşkta;
Muhakkak yorgun düştü yıllarda, kulda aşkta,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Yüzünde ayrılığın izi olmasın, hoş gel,
Ümit getir gönlünce, yenilmez hisle coş gel;
Ah sevdiğim! Ne dedim sana ben durma koş gel,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Benimle paylaş dünü, yüzüme bir gülünde,
Sense hep hasret oldun, aşkın solmuş gülünde;
Ben yine oradayım, bir yangının külünde,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Seven gönüller mesut, ayrılık olmayacak,
Keşke hüküm olsaydı, yüzde gün solmayacak;
Analdım ki içimde boşluk hiç dolmayacak,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

İnsan yiyen toprağa, baş üstünde, salda git,
Yarım kalmış bir aşkın düşlerine dalda git;
Bittin yaralı ömrüm, hicranını alda git,
Sen benim gönül yaram olduğun günden beri.

Hamit Hayal / Gönen / 07.07.2013

Nerdeydin?

Yol aradım sana yorgun dağlarda,
Yeller beni ağlatırken, nerdeydin?
Aşka muhtaç olduğum zor çağlarda,
Eller beni ağlatırken nerdeydin?

Zarafette, güzellikte baş olan,
Hasretinden gözlerimde yaş olan;
Her biri bir ayağımda taş olan,
Yollar beni ağlatırken, nerdeydin?

Felek bize ayrılıklar dokusun,
Gönül hasret mektupları okusun.
Yasak etmiş al sevdalı kokusun,
Güller beni ağlatırken, nerdeydin?

Attığım adımlar birer heceydi,
Sensiz geçen ömür yorgun geceydi;
Bu sevda nihayet bir bilmeceydi,
Fallar beni ağlatırken, nerdeydin?

Kader benim ile yazmış yazını,
Benden başka kimse çekmez, nazını.
Mızrap değip inletirken sazını,
Teller beni ağlatırken, nerdeydin?

Gönlüm vuslat ümidini taşıyor,
Ömür bitti, gün tepemden aşıyor;
Ruhum yorgun bir bedende yaşıyor,
Çöller beni ağlatırken, nerdeydin?

Bu yer, bu gök, bu yıldızlar boş imiş,
Yar dilinden gönül almak hoş imiş;
Bu dünyada seni sevmek düş imiş,
Haller beni ağlatırken, nerdeydin?

Hamit Hayal / Gönen / 06.07.2013

Bir gün olsun, ıslandı mı yastığın?

Nasıl durulsun ki, gönül gözyaşım,
Aşkın son resmine, güz düştü erken.
Bir sadet deminde, dönerken başım,
Aşkın son resmine, güz düştü erken.

Bir vuslat düşlerken, hasret ördüğüm,
Benim hep ayrılık, sonda gördüğüm.
Nasıl çözülsün ki, bu aşk kördüğüm,
Aşkın son resmine, güz düştü erken.

Gönül arzu eder, vermez ya felek,
Eler ömrümüzü, bir sinsi elek;
Ey dili cennetten süslenmiş melek,
Aşkın son resmine, güz düştü erken.

Bendim sen de sevda ile barışan,
Bendim sana varmak için yarışan;
Şimdi bir gönülde yaşa karışan,
Aşkın son resmine, güz düştü erken.

Diyorlar, “Ara ver sevda koşuna”,
Ben bunca çekmişim, kürek boşuna.
Sanmam ki bu hüsran, gitsin hoşuna,
Aşkın son resmine güz düştü erken.

Keşke bilebilsen, bir kalp sarstığın,
Ayaklar altında, bir gül bastığın.
Bir gün olsun, ıslandı mı yastığın,
Aşkın son resmine, güz düştü erken.

Hamit Hayal / Gönen / 04.07.2013

1 137 138 139 140 141 178