Osmanlı İmparatorluğu ve İslâm

 

Osmanlı imparatorluğu bugün, gerek Türkiye Cumhuriyetinin yaşamakta olduğu iç ve dış problemler, gerekse vaktiyle sınırları dahilinde bulunan komşu devletlerde cereyan eden olaylar ve bunların Türkiye`ye yansımaları dolayısıyla, aktualitesini bütün canlılığıyla korumakta ve dolayısıyla tartışılmakta bulunan bir büyük imparatorluktur. Dünya Osmanlı tarihi araştırıcılığı, altı yüz yıl gibi çok uzun bir ömür sürmüş bu imparatorluğun siyasi ve idari yapısını, kurumlarını, onu meydana getiren, çeşitli etnik ve dini kökenlere, kültürlere mensup insanların oluşturduğu karmaşık, dev bir toplumsal yapıyı, bütün yönleriyle, bütün görüntüleriyle izlemek, anlayabilmek, açıklayabilmek, için yaklaşık bir yüz yıldır büyük bir emek ve gayret sarfetmekte ve yıllardan beri de önemli sonuçlar ortaya koymuş bulunmaktadır. Buna rağmen, daha araştırılacak pek çok problem olduğuna, bunların araştırıcıları ve bilim adamlarına daha yıllarca meşgul edeceğine hiç şüphe yoktur. » Devamını Oku

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş ve Olgunlaşma Süreci

Kökenler ve Tarihî Bağlam
Tarih sahnesine bir uç beyliği olarak çıkan Osmanlıların kuruluş süreci, konuya ilişkin kaynakların yetersizliği veya bu kaynaklar arasındaki bazı çelişkili ifadeler yüzünden farklı yorumlara sebebiyet vermiştir.[1] Bu farklılıklar daha çok “kurucu çekirdek”in mahiyeti üzerinde yoğunlaşmış olup Beyliği kuranların veya kuruluşta en önemli rolü oynayanların kabilevî bir topluluk mu, gaziler mi yoksa başka gruplar mı oldukları tartışılmıştır. Bu bağlamda, Osman Bey ve atalarının, ülkemizde genel kabul gören tezde olduğu gibi Kayı boyundan gelip gelmedikleri de tartışma konusudur.[2] » Devamını Oku

Osmanlı Hanedanının Yapısı(Kitap)

A.D. Alderson, Osmanlı Hanedanının yapısı ( THA Structure of Otoman Dynasty), Terc: Doç. Dr. Şefaattin Severcin, İstanbul, 1988, İz Yayıncılık, 312 sayfa. Türker’de Mete’den Osmanlılarca kadar bütün Türk devletleri olan; başlıca Hunlar, Göktürkler, Uygurlar, Karatanlılar, Gazveliler, Büyükselçuklular, Harizmşahlar, Anadolu Selçukluları, Anadolu Beylikleri ve Osmanlılar da Devlet ve Kağan ( Sultan, Padişah) kutsaldır.Türker’de Kağan, “yeryüzünün hükümdarı” olarak düşünülürdü. Türk Kağanı adeta “ göğün yerdeki bir temsilcisidir” fakat o. Tanrı değildir. Türkler, sonsuz kudreti olan Tanrı’ya ve onun cihan hâkimiyetini kendilerine ihsan ettiğine kesin olarak inanıyorlardı. Yani Türk devletlerinin Kağanı, yeryüzündeki bütün ülkelerin tek bir hükümdarı olarak telakki edilir ve Türk Kağanları “Tanırının Varlığı” ile bütün dünya ülkelerini yönetirdi. » Devamını Oku

En büyük hastalık kutsallaştırma

Kutsallaştırma ve yok sayma, memleketimizin en önemli ve hastalığı. Bu ikiye ayrılma ve yarılma yalnızca tarih konusunda değil, ortaya atılan her konuda kendini gösteriyor. Siyasiler ve medya da bu hastalığı giderek daha çok besliyor.Akademik çalışmalarını İslam Tarihi alanında yürüten ve özellikle erken dönemde İslam’ın yayılışı ve Hz. Ömer dönemi üzerinde çalışan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Fayda, İslam’ın doğru anlaşılmasında tarih bilinci üzerinde önemli duruyor. Prof. Fayda, Müslümanların geçmişini bilmeden dinine ve geleceğini sahip çıkamayacağının altını çiziyor.  Tarih bilgi ve bilincinin, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması açısından arz ettiği önem nedir?  Dinimizin iyi anlaşılmasında tarihin yeri tartışılmaz. Bu husus Kur’an’ı iyi anlamak için esbab-ı nuzul bilgilerine duyulan ihtiyaçta olduğu gibi, esbab-ı vürud bilgilerinin de hadislerin daha iyi anlaşılmasını sağladığını göz önüne alırsak, kendisini hemen gösteren bir zarurettir.  » Devamını Oku

Klasik Dönem Osmanlıı Siyasi Düşüncesi

On üçüncü yüzyılın son çeyreğinde, Anadolu Selçuklu Devletiin Moğol tahakkümü altında otoritesinin iyice zayıfladığı bir ortamda ortaya çıkan beyliklerin en mütevazılarından birisi olan ve fakat, gerek tarihî ve coğrafî şartların uygunluğu gerekse ilk Osmanlı beylerinin mahir siyasetleri sonucunda, tedricen bir cihan imparatorluğuna dönüşecek olan Osmanlı Beyliğiin hangi tarihî şartlarda kurulup büyüdüğü, oluşturduğu siyasî, sosyal ve kültürel yapıların tarihî temelleri vb. hususlar yüzyılımızın başından beri araştırıcıların ilgisini çekmekte ve çeşitli tartışmalara konu olmaktadır. Bu vesile ile Osmanlı kültürünün çeşitli veçheleri de tartışma gündemine girmektedir. Bu yazımızda biz Osmanlıların siyasî düşüncelerinin kaynakları ve bu düşüncenin niteliği hususunu incelemeye çalışacağız.İlk olarak şunu belirtmekte fayda var:Osmanlıların esas itibariyle tevarüs ettikleri tarihî mirası yeni şartlarda sürdürmenin dışında, İslam kültür ve düşüncesine orijinal katkılar yapmadıkları, sadece şerh ve haşiye niteliği taşıyan eserler kaleme aldıkları Osmanlılara yöneltilen tenkitlerin başında gelir

1 237 238 239 240 241 245