Elveda gözyaşımın sessiz aktığı acı

Sen varken yaşamanın tadını aldım aşkta;
Ben bugün hüzünleri gönlümde ettim de linç;
Dönülmez hülyalara daldım ben bugün aşkta.
Bugün dünya bambaşka, bugün kalbimde sevinç,

Körelttiğim kalemim hicranlar yazmayacak,
Gülecek bundan sonra yas bağlamış kâğıtlar;
Bundan sonra kalbimde ağrım hiç olmayacak,
Bundan sonra hiç masum olmayacak ağıtlar.

Sen benim içimde ki boşlukları doldurdun,
Yürüdüğüm yolların sonu geldi nihayet;
Rüyada var sandığım olmazları oldurdun,
Ferhat’ta Şirin için dağı deldi nihayet.

Seni çok seviyorum ben kalbimle, ta içten,
Ruhunla, bedeninle rüyamdasın gördüğüm;
Bir el verip alırsan beni tükenmiş hiçten,
Kalmayacak ömrümde çözülmedik kördüğüm.

Yalancı gecelerin sonunda var bir şafak,
Muhatabım aşkına, yerim senden tarafta;
Bana kalbini açan sevgilim, yar bir şafak,
Acırım kim kalmışsa bundan sonra arafta,

Bu ikinci baharın adını senden aldım.
Sende hatırım için bir başka sayfa çevir,
Sevgilim ben sevmenin tadını senden aldım;
Nihayet ömrümüzde başlar yeni bir devir,

Gözyaşların akarsa, ağlaman benim için,
Kalbinde yer verdiğin aşk benim aşkım olsun,
Gönlündeki yarayı bağlaman benim için,
Bir murada erdiğin aşk benim aşkım olsun.

Bilmelisin, yıllardır çürüyen içimde şen,
Yakalarsan yüzümde mezarım olsun hüzün;
Yıllar sonra yeşerdi içimdeki bir gülşen,
Kaderimden bir mühür, kalbimde gülen yüzün

Ellerini elime ver yapalım bir ahit,
Seni hep sevdiğimi âleme haykırdım ben.
Benim seni sevmeme geçen yıllarım şahit,
Yüreğime dolanan zincirleri kırdım ben;

Elveda ey aşkımın beni yaktığı acı,
Bundan sonra ebedi dönüp duracak dünyam.
Elveda gözyaşımın sessiz aktığı acı,
Bundan sonra başlıyor belki en mutlu rüyam.

             Hamit Hayal /Gönen / 28.05.2013

Değişmez Aslı Han’ın Kerem’i yakma huyu

Ben senin gözlerinde rengini almış gülden,
Sabır denen kudreti dokumayı öğrendim;
Kerem niçin yanmıştı, niçin yakmıştı Aslı,
Aşk denen bilinmezi okumayı öğrendim.

Kaderde ne yazıyor, bulmaya çalışarak,
Meçhuller ülkesinde dost yürekten bir ülkü;
Yenildim ben özümde, hasrete çalışarak,
Bulamadım gönlünde vatanım olan mülkü.

Aslında duygularım birbirine karışmış,
Nedir beni özümden özüne mahkûm eden?
Sevgiler var bilirim, sevgiliyle barışmış,
Neden beni hep yaktın sevgilim söyle neden?

Kolay mı sanıyorsun, yüce katına varmak,
Bunca çöllerden geçip, Mecnun nasıl aşıyor?
Ben ömrümce diledim her an zatına varmak,
Demek ki aşk insanda bilinmezle yaşıyor.

Yürüdüğüm yolların menzilinde ay söner,
Karanlığın içine dalsam bir anda yorgun;
Bu kader çıkmazında bana kurtuluş öner,
Bekliyorum sonumu, yıkık bir handa yorgun

Coşkusunu yitirmiş, ömrün ırmağı durgun,
Yüreğim artık değil, aşka tutkun ve sağır;
Gözlerinden almışım kalbime onmaz vurgun,
Benim bahtıma yokta, bahtım mı bana dargın?

Bilmiyorum sonunda var mı bu aşka çözüm,
Ya da mahkûm edecek gözden akan yaşlara?
Derinden kanayacak, yanacak sensiz özüm,
Vuracağım başımı merhametsiz taşlara.

Güzeldi düşlerime cemalinin dolması,
Ümitle tutunmuştum, uzandığım dallarda;
Şimdi başıma bela bir sevdanın olması,
Hicran ve gözyaşı var, karalarda allarda.

Gönül dalgalarım var hırçın, rıhtıma vuran,
Yorulmuş kanatlarda aşkı taşımakta zor;
Artık ben değilim ki nice hayaller kuran,
Bir yangın yüreğimde, alevden, ateşten kor.

Zaten bu aşktan sonra, ben eski ben değilim,
Ömre sığmaz dünyamın küçüldü gitti çapı;
Bir yaşamak mı desem, ölmeye mi eğilim,
Kapanıyor yüzüme her gönülden bir kapı.

Bir sebeple meçhulde sevgiliyi aratan,
Düşmem için yaratmış deniz gözlerde kuyu;
Biliyorum, kalbimde ümidim var, yaratan,
Değişmez Aslı Han’ın Kerem’i yakan huyu.

                Hamit Hayal / Gönen / 27.05.2013

Erilmez bir hüküm yoran sanmıştım

Adın kaç heceli, göz rengin nedir,
Bir dinmez fırtına, boran sanmıştım.
Kaderin çözülmez sırrında saklı,
Erilmez bir hüküm yoran sanmıştım.

Bir alın yazısı karala artık,
Ne inlet, ne beni yarala artık.
Gönül kapımı çal, arala artık,
Gönülden gönüle soran sanmıştım.

Bu hayat çekilmez, döndü harama,
Bir çare sunmadın hâlâ yarama.
Yoları koyup ta senle arama,
Beni ta kalbimden vuran sanmıştım.

Saçlarını verip hasretten yele,
Dokunma gönlümde inleyen tele.
Zaten kapılmışım bir azgın sele,
Geçip de karşımda duran sanmıştım.

Andıkça içimde alev azardı,
Ya bahtın dönmüştü, ya bir nazardı.
Gözlerin bir zaman ferman yazardı,
Hasret tuzağını kuran sanmıştım.

Hamit Hayal / Gönen / 21.05.2013

Anlarsın yerini gözümden düşte

İstersen yangın ol, kalbimde sönme,
Hasretin hicranla karıldı artık;
Çekil, git istersen, bir daha dönme,
Kalp denen şey bende kırıldı artık.

Bir hüzzam şarkıda duygu olur ney,
Art arda tükenir kadehlerde mey;
Zor gelecek belki ilk anda her şey,
Dört yanım hasretle sarıldı artık.

Bilirsin, hasretin hep acı tadı,
Kalpte bir hüzündür gidenin yâdı;
Çok sevmek yanmanın bir başka adı,
Kalbim sana küstü, darıldı artık.

Neden hâlâ varsın, bilmem ki düşte,
Anlarsın yerini gözümden düşte;
Bunca gözyaşında ve her gülüşte,
Hasret menziline varıldı artık.

Hamit Hayal / Gönen / 21.01.2013

Kim yaktı içimde bir sor ateşi

Bir yıldız kayması sanki gecemde,
Gurbetten gurbete yollar ayrılık;
Ne bir gün yüzüme kapanan kapı,
Ne araya giren yollar ayrılık.

Ayrılık yakıyor bir kor ateşi,
Yüreğim çekmiyor bu zor ateşi;
Kim yaktı içimde bir sor ateşi,
Neden çekmededir kullar ayrılık?

Dilimin ucunda, sözün başında,
Ben seni tanırken yirmi yaşında;
Şimdi bir ismin var mezar taşında;
Her gün bir pusuyu kollar ayrılık.

Özünden başka bir özüm kalmadı,
Sensiz bu dünyada gözüm kalmadı;
Artık söylenecek sözüm kalmadı,
Bırakmaz giyeyim allar ayrılık.

 Hamit Hayal / Gönen / 26.05.2013

1 119 120 121 122 123 144