Türkler

Bükülmez bileğin, eğilmez başla,
Allah’ın adıyla durulan millet.
Gözün ırmağında bir engin yaşla,
Arşın gölgesine kurulan millet.

Yenilmez iraden, ismin ile denk,
Allah rızasına adanmış her cenk.
Ayrılıklar gördün, acılar renk, renk,
Elbet “kader” deyip burulan millet.

Kudretin bağlanış, varlığın iman,
Rabbin katındadır verdiğin aman,
Mekânlar biliyor, şahittir zaman,
Sadece sevmekten yorulan millet.

Müjde şafağında nöbette erin,
Yeniden “yürü” der sahibi yerin;
Kirlenmiş insanlık, çıkmazlar derin,
Nicedir beklenen, sorulan millet.

Engin hatıralar, bunca köklü şan,
Dilerim ey mazi yeniden yaşan.
Çağların içinde zor dağlar aşan,
Zamanda yarına kurulan millet.

                      Hamit Hayal

Padişahım

Osmanlı Yenilmiş, düşmüş son akın,
Cihanı kuşatmış kir padişahım;
Belki emel uzak, ümit var yakın,
Yeniden Budin’e gir padişahım.

Arabistan çökmüş, Kafkaslar hasta,
Rumeli perişan, Balkanlar yasta;
Yeni bir ferman yaz, bir mühür basta,
Emrine amade mir padişahım.

Arşidük’te gurur, kibirlenmiş çar,
Cihanda şah idik, şimdi bir naçar;
Şüphesiz yaradan bir kapı açar,
Bu millet, bu ümmet bir padişahım.

Ocaklı, tımarlı, zülüf ehliler,
Akıncı şahlanmış, coşmuş deliler;
Ak sakallı pir-i fani veliler,
Hakikat ehlinden şir padişahım.

Tuna boylarında gül deste, deste,
Bülbülün çilesi hicrandan beste;
Şafakta sefer var, kulağım seste,
Bir daha şaşmasın tir padişahım.

Düşüşe nihayet, kalkmak ahtımız,
İnsanı tacetsek, iman tahtımız;
İstersek yeniden güler bahtımız,
Çözülsün artık bu sır padişahım

Bu ızdırap yoktur gürz yarasında,
Bunaldık geceyle gün arasında;
Osmanlı var dünün hatırasında,
Şu makus talihi kır padişahım.

Bir zaman kuvette, kudrette izam,
İmanım eksilmiş, eğrilmiş hizam,
Senden başka yoktur verecek nizam,
Çevremde günahtan sur padişahım.

Ehl-i iman millet, secde de bir han,
Nur ile kurulmuş yeni bir cihan;
Hakikat şah olsun, çözülsün nihan,
Resul-i Zişan’dır pir padişahım.

                      Hamit Hayal

Şehitler

Hakikat yurduna hicret deminde,
Nöbet bitmiş, silah çatmış şehitler;
İnandım yaradan Rabbin katında,
Hüsran bilmeyecek zatmış şehitler.

Bu fani alemin yunup kirinden,
Nihayet Allah’a erme fikrinden;
Arşın kapısında vuslat zikrinden,
Kalbinden korkuyu atmış şehitler.

Ölümü yenerken kutsal cenginde,
Asil ve yüce kan kudret denginde;
Bayrağa renk vermiş kızıl renginde,
Ömrünü vatana katmış şehitler.

Şehitler şanından ebet mirliğim,
Düzenim kurulu, çökmez dirliğim;
Bugün varsa bir çözülmez birliğim,
Vatan için ölüm tatmış şehitler.

Hakikat sırrının arif gülleri,
Dilim nasıl etsin tarif gülleri;
Cennet bahçesinin zarif gülleri,
Ufkumda bir güneş batmış şehitler.

Elbet zordur ayrılığın yakışı,
Vatan sevdamızın engin nakışı;
Bir sitem olsa da gözün akışı,
Kalbimde sonsuza yatmış şehitler.

                                Hamit Hayal

Şahlan milletim

Gecenin şafağından yeni bir nura doğru,
Artık sabah olmada kalk ve şahlan milletim;
Zaman akıp gitmede belki de sura doğru,
Yürüyen yol almada, kalk ve şahlan milletim.

Zamanı halden hale yaşayıp, evirmeye,
Çağlar var aşılacak, dağları devirmeye;
Zulüm beklerken bizi kuşatıp, çevirmeye,
Gül çocuklar solmada, kalk ve şahlan milletim.

Uzun, ince yollarda pusu kurmuş yılana,
Meyletme, gönül verme hakkı esir alana,
Gurbet bedende kalsın, dön ruh denen sılana,
Gönül efkâr dolmada, kalk ve şahlan milletim.

Küfrün tohumlarını yeşertmeden kefere,
Rabbin yücelen adı ilham olsun nefere;
Nizam-ı alem için belki bu son sefere,
Kervan geri kalmada, kalk ve şahlan milletim.

Şaştın, sindin ve döndün, sığın yüce Fatır’a,
Küfrü yenmiş zaferler dünden kalsın hatıra;
Tarih denen kitapta işlenmiş her satıra,
Arayanlar bulmada, kalk ve şahlan milletim.

Yalnız Allah’a meftun, Zat-ı Zişan’dan lehli,
Nerede hakikat var, bulmak imanda ehli;
Çürüyüp, çözülürken zaman yüceltip cehli,
Üstümüze salmada, kalk ve şahlan milletim.

Kim görürse gafildir, değiliz ki cüce biz,
Rabbin ulu katında makbulce ve yüce biz;
Yalnızca baş eğeriz Allah denen güce biz,
Gün geceye dalmada, kalk ve şahlan milletim.

                                      Hamit Hayal

Yastayım hanım

Diriliş denilen o son seferde,
Talihim ters döndü, yastayım hanım.
Yere düştü son imanlı neferde,
Son ışıklar söndü, yastayım hanım.

Hesapta zor eski günün dökümü,
Rahmet kuşatmıyor artık gökümü.
Aslımı keşfettim, buldum kökümü,
Yerimiz hep öndü, yastayım hanım.

Çağlar geçti ta derinden “ah” edip,
Bu milleti yeni baştan şah edip,
Gün görmedik zaferleri bah edip,
Fırtınalar dindi yastayım hanım.

Şimdi bize uzak nice yakınlar,
Kılıçlar paslandı, çözüldü kınlar.
Artık hudutlardan aşmaz akınlar,
Öze hasret sindi, yastayım hanım.

O eski illeri basarken yağı,
Hanımın muhteşem kıldığı çağı;
Kaybettik kalmadı bir gönül bağı,
Bize garip dendi, yastayım hanım.

Bir vatan, bir bayrak, ilahi dinle,
Düşlerim dolardı nazlı Budin’le.
Bu dinmez hasrete kulak ver, dinle,
Küffar bizi yendi, yastayım hanım.

Bir aşkımız vardı engin ve ulya,
Bu bir hayal desem, ya da bir rüya;
Yenildik, küçüldü koskoca dünya,
Gökten bayrak indi, yastayım hanım.

                              Hamit Hayal

1 3 4 5 6