Güzün var senin şehir

Belki zaman yenecek, açacak ya aramı
Hatıramdan silinmez yüzün var senin şehir.
Kadim zamandan beri onulmaz bir yaramı,
Neden sokaklarında hüzün var senin şehir?

Ey Gönen, ey sevgili, nice gönlümdeki yar,
Kader rüzgârlarımın savurduğu son diyar;
Kudretten mi düştün, belki gönlün ihtiyar,
Yaşamaya verilmiş sözün var senin şehir.

Bir kader mührü sanki zamanlara adınca,
Bildiğim hep aydınlık şafakların tadınca;
Gurbetim olan şehir ansam da hep yâdınca,
Sırlar alemi denen özün var senin şehir.

Yağmurlarla ıslanmış, rahmetinle sözde yaş,
Belki de kaderin bu, ta derinde, özde yaş;
Neden Gönen denince saçımda kar, gözde yaş,
Yüreğinde bir ateş, közün var senin şehir.

İçten içe yanmada, savrulmadayken küller,
Aydan simalar gördüm kuşanmış rengin tüller;
Bütün ihtişamıyla belki açacak güller,
Oysaki yaşanacak güzün var senin şehir.

Ağlayan gözlerimden hayat buldukça yaşta,
Bütün faniler göçer, Gönen kalır en başta;
Bir gün yazarlar seni adın bir bengi taşta,
Kaderden bir kitapta cüzün var senin şehir.

          Hamit Hayal/Gönen/ 06.09.2009

Ey gümüş şehir

Hayale daldığım bu gümüş şehrin,
Kudret ikliminde kanmaya geldim.
Adı Harşit olan sonsuz şah nehrin,
Ruhumda izi var anmaya geldim.

Ey şehir gördüm ki sarmış da dağlar,
İrem bahçesinde gül açmış bağlar;
Ayrılık yıl değil, sürse de çağlar,
Hayali hakikat sanmaya geldim.

Yıllar yılı yaktın beni narınca.
Anladım boş değil sevdan varınca,
Çok uzun yolda ben topal karınca,
Bahtiyar kalbimi sunmaya geldim.

Gönül dolu sevgilerle aktım ben,
Yükselen bir kudret ile yaktım ben;
Dönüp te arkama her gün baktım ben,
Hasretten arınıp, yunmaya geldim. 

İnleyen bir nağme titreyen telde,
Bu gümüş şehirden hasret var elde,
Gurbette savruldum, kavruldum yelde,
Ah çekip derinden yanmaya geldim.

                                                  Hamit Hayal

Bursa da gülüm hasta

En uzun mesafeler tükenmez derken Bursa,
Sabahın uykusunda daha çok erken Bursa.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Bir sokak yokuşunda akıp giderken Bursa.

Demek ki vaktindeyiz, arzdan arşa bu çağrı,
Nurlaşan bir zamanın ezan dolarken bağrı.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Çekilmez bir lodostan başımdaki son ağrı.

Son demi uykusunun, son ölümü bu anda,
En aheste uyanış sanki eski bir handa.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Kimsesiz ve yalnızım Bursa denen cihanda.

Bütün ihtişamıyla Bursa ovasında gün,
Bugün biraz yorulmuş, sanki birazcık ölgün.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
İçimden gelen dalga çoktan körelmiş sürgün.

Nereden bilsin beni, başı gökte Uludağ,
En derin rüyasında, bunca asır, bunca çağ.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Yorgunluklar içimde bir kör düğüm, bir kör ağ.

                                             Hamit Hayal

1 2 3 4