Seni sevmek bende iman Türkiye’m

Ben aşkı vatanda arayan Türküm
Sebeb-i sadetim, siman Türkiye’m.
Bu vatan bu millet, aşkım ve ülküm,
Sığındığım kucak, liman Türkiye’m.

Yarını olmayan, tarihi köksüz,
İnsanı vatansız, kuşları göksüz.
Milletler bilirim garip ve öksüz,
Kimsesizler bekler aman Türkiye’m.

Allaha duam var, şükreder dilim,
Kitaplar yazdıysam, yaptıysam ilim.
İnandım, yükselen bahtımdır ilim,
Bilmem nasıl geçer zaman Türkiye’m.

Bir aşksın içimde, hakikate denk,
Yaşama sevincim, arzumdaki renk.
Savaşlar çağırsın, davet etsin cenk
Nice destanların yaman Türkiye’m.

Hakikat düşünde bir gün umduğum,
Tek aşkımsın, nice sevgi sunduğum.
Çok olmuştur gözyaşında yunduğum,
Benim senden sadet uman Türkiye’m.

Dilimde ki duam, sanatımda tarz,
Üstümde mavi gök, altımdaki arz;
İlk iman ettiğim, bağlandığım farz,
Seni sevmek bende iman, Türkiye’m.

Hamit Hayal / Gönen / 14.03.2014

Vatan, tarihin dili sevdanın aziz yurdu

Vatan, tarihin dili, sevdanın aziz yurdu,
Şafağın bahtımızdan nurla söktüğü diyar.
Nice hülyaya dalan bahtınca hayal kurdu,
Uğrunda yıldızların gözyaşı döktüğü yar.

Vatan, ezelden baki, zirvesi gök dağların,
İmanlara bir mührün kazıldığı son zemin.
Sonsuzluk kapısında ne hükmü var çağların,
Kaderin Arştan Arz’a yazıldığı son zemin.

Vatan, kâm almak değil bir rüyada felekten,
Son süngü savaşında vuslatı var bilenin.
Alır bizi bu toprak, geçeriz bir elekten,
Yazılan her destanda adı vatan çilenin.

Vatan, ateşin düşüp yaktığı an iç değil,
Allah ile uhuvvet, haşrolmak yeni baştan,
Belki bir hakikati elde tutmak hiç değil,
Manalar âlemine maddeden koşan kuvvet.

Vatan, nice kazılmış isim kalan bir taştan,
Her kim diyorsa yalan, kölesi olmak arz’ın.
Levh-i mahfûzda kader yazılır yeni baştan
Bir mana sevgilisi bulmaktır adı farzın.

Vatan aşka düşülen son hüküm, bağlayan söz,
Bir süngünün ucunda eceli bulmak taat.
Bir gün toprak dolsa da vuslata ağlayan göz,
Her kader secdesinde dönülmez tek itaat.

Vatan, Rabbe sunulan bir bağlanış aslında,
Allah’ı anmak ya da kalbin dilince zikir.
Cennete açılan ilk kapı hüküm faslında,
Topraktan kök almakmış özü sözü bir fikir.

Vatan, sevmek bir gülü, elinden tutmak aşkın,
Tabur tabur dizilmek, Arş’a varmak kanatla.
Bir hıçkırık deminde ruhta coşku, dil aşkın,
Vatanı sevmek, ancak Allah’taki sanatla.

Vatan, yarında dünü ayakta tutan kökler,
Ricat edilemez bir manası sonsuz tutku.
Vatan engin gönülde Arş’a açılan gökler,
Bir savaş meydanında Rabbe adanan utku.

Vatan, imanda aşkta aklın dua bestesi,
Hakkın yüceldiği an iflâh etmezdi illet.
Tarih denen akışta destandan bercestesi,
Kaderden imtihanın, çarklarında bir millet.

Vatan, kara toprakta kalp ve alınla secde,
Sonsuz var olmak aşkı ve yarına hicrettir.
Ki şahadet ehlinden, gönül geldikçe vecde,
En mukaddes hallerin diyarına hicrettir.

Vatan, nice uzun kış sonunda bahar düşü,
Dünden hatıramızda kalmış masum resimler.
Aşkı çileyen bülbül, dallarda kuş ötüşü,
Esaret zincirini kırmış rengin mevsimler.

Vatan, manada asıl ruhunu bulmuş beden,
Hasret ve haslet tatmış iş ve imanda birlik.
Vatan yorgun düşleri dinç ve hakikat eden
Nizami bir ülküden kurulmuş düzen, dirlik.

Vatan, bir narin safta arz edilen her tekbir,
Bir kudret kaleminden kader kitabında cüz.
Rabbim bizi bizden al, yüreklere ver tekbir,
Yarın mahşer gününde solmaz sima, bir ak yüz.

Hamit Hayal / Gönen / 05.12.2013

Memleketim, benim gülen talihim

Bir kader bu dönülemez biçimde,
Derin sevdam bir sevgiyi çilermiş.
Her gece bir hasret ağlar içimde,
Ülkem için kutlu bir baht dilermiş.

Ayrılık yok, bir atadan, bir ök’ten.
Zaman şahit olsun, tarihten mühür.
Yenilemez sevgimiz var ta kökten,
Biliyorum memleket şen, insan hür.

Neden kimi baştır, kimi baş eğer,
Bulmasam da varlık, yokluk farkını.
Ölmek malum, yaşamaya ne değer,
Ne döndürür memleketin çarkını?

İçim yanık, hasret sarmış dışımı,
Gönül yakan türküler var sazlarda.
Bahar gelsin, alsın gitsin kışımı,
Sevdam tüter benim engin yazlarda.

Nice hasret yazar benim tarihim
Bir gün aşka dönecek ya umutlar;
Memleketim, benim gülen talihim,
Arzdan Arş’a gönlümdeki hudutlar

Hamit Hayal/ Gönen/ 23.10.2010

Çileli, yorgundur Bursa’da zaman

Dünün gölgesinde ihtiyar çınar,
Maziye vurgundur Bursa’da zaman.
Yanmış yüreklerde coşkun bir pınar,
Maziye kurgundur, Bursa’da zaman.

Belki düşler yalan, rüyalar kısır,
Bursa’da göçtü de saysam kaç asır.
Düşüş anlaşılmaz, çözülmez bir sır.
Çoğunca durgundur Bursa’da zaman.

Doğudan güneşi almışta Batı,
Hak temel üstünde batıldır çatı.
Ne zaman açılır göğün son katı,
Kadere dargındır Bursa’da zaman.

Ey şehir yaraşır bir kudreti sun,
Nerede efsunlar, ne yanda füsun?
Kökler çürümede, gövde de yosun,
Gönüllü sürgündür Bursa’da zaman.

Bu şehir zamanı tadıp ta dünden,
Nice saltanatlar sarhoşken ünden;
Geceyle yoğurdu, yaşattı günden,
Tarihten görgündür Bursa’da zaman.

Bursa bir milletin en yüce tahtı,
Güçlü bir irade bekliyor bahtı.
Eskir mi yazılmış sultanlık ahtı,
Biraz da kırgındır Bursa’da zaman.

Bursa olmak idrakine varılsa,
Bu aşk bir gün yeni baştan karılsa;
Anlıyorum, gök çökse, yer yarılsa,
Köklere sargındır Bursa’da zaman.

Daha kaç yıl sürer zamanda akış,
Doğmalı özünden doğru bir bakış.
Bir bahar bekliyor, belki bu son kış,
Çileli, yorgundur Bursa’da zaman.

Hamit Hayal / Gönen / 25.04.2013

İstiyoruz ki yorgun kuşlarda özgür olsun

Biz memleket diyoruz içimizdeki aşka,
Umut gökte bulutlar, nehir gözlerdeki yaş.
Öyle bir memleket ki, derdi, sevdası başka,
Bağrında sarmış toprak, yastık ettiğimiz taş.

Yoksunlar sevdasını bir seraptan içerde,
Engin bir şeref anne ve mukaddes bacımız.
Her hayat kavgasında ölüm bizi biçerde,
Göklerdeki al bayrak düşse sonsuz acımız.

Dünden alınan ilham ile başımız hep hoş,
Ölüm aşka son vuslat, ölüm ezeli zimmet.
Bu memleket sevdası bizi ettikçe sarhoş,
Elbet yüce göklerden yere inecek himmet.

Tarih dünden işlenmiş memleketime nakış,
Her zafer türküsünde bizim kudret nutkumuz.
Nice çağlar boyunca sonsuzluğa bir akış,
Kara sevdamız bizim, yollar aşan tutkumuz.

Kökünü mazimizden alıp akan nehirler,
Medeniyet tezince yüceye bir yürüyüş.
Ne aldatma kudreti yıkar, ne yük zehirler,
Ne günaha meylettik, ne bizde var çürüyüş.

Bir hasret türküsünü çalıp, söyledikçe saz,
Aslına hicret etmiş, sevincinden kök ağlar.
Ne zaman gelse bahar, dayanır kapıya yaz,
Hüzün yurduna koşar, neşe dolar gök dağlar.

Kucaklar bildiğimiz zaman bile yavaşlar,
Bizi içine çeker bu memleket rüyamız.
Ayrılığı yenmeye vicdan dolu savaşlar,
Memleket ile döner bizim bir tek dünyamız.

Nasıl diyebilir ki bana gafil, köksüzüm,
İlahi bir emanet ruhum, bedenim, etim.
Kuşlar kadar hür şimdi âleminde öksüzüm,
Bir hükümle yazılmış, şahtır başlarda yetim.

Bizim için çekildi, çıktı dağlar aradan,
Aşkın en derininden nam salarak ad aldık.
Memleket sevdamıza ferman yazdı yaradan,
Biz bize hayat veren ölümlerden tad aldık.

Kalmasın çile sözde ve andımız gür olsun,
Ölmek, uğrunda ölmek, yüceltmek için yasa.
İstiyoruz ki yorgun kuşlarda özgür olsun,
Biz yarından eminiz, ne gam bizde, ne tasa.

Gökkuşağında saklı bulduk, aşk denen rengi,
Bir memleket sevdamız var ki aşılamaz tür.
Bayramımız, yasımız kucaklar her ahengi,
Biz tarihte meşk ettik kader denen bir kültür.

Yediden yetmişine genç, ihtiyar neferler,
Şu memleket denilen, sevgiden bir kucakta.
Yükselen bir bayrakla gönüllerde seferler,
İmanla aşk edindik, dört köşe, her bucakta,

                  Hamit Hayal /Gönen / 01.06.2013

1 2 3 4 5 6