Hüzün yurdu bu şehir

Kök almışta efsaneler külünden
Çalımlıdır, hüzün yurdu bu şehir.
Hülyası var aşkın kızıl gülünden
Alımlıdır, hüzün yurdu bu şehir.

Muratsızdır bencileyin üryandan
Sılam davet eder beni bir yandan.
Uyan diyor hayal yüklü rüyandan
Dalımlıdır hüzün yurdu bu şehir.

Hayat zindan, hasretimin kafesi
Zorla alıp verdim ben her nefesi.
Neden fani değil gönlün hevesi
Kalımlıdır, hüzün yurdu bu şehir.

Erimiyor, yıllar var ki kar yerde
Hani güneş, hani gülüş düş nerde?
Nicesi var, uğrar ince bir derde
Salımlıdır hüzün yurdu bu şehir

Kader görür elbet ümit et, sevin
Keşke bahtı gülse yoksul her evin.
Ne gülüm var ne bekleyen bir Nevin
Yalımlıdır hüzün yurdu bu şehir.
                         Hamit Hayal

Gurbet diyorum ya

Hicran türküleri söyletir saza
Aşkı gözyaşıyla belerdim köyüm.
Gurbet toprağında hasretken yaza
Zamanı elekte elerdim köyüm.

Derman kabul etmez, nice bu acı
Hasretten beslenir, büyür şu acı
Boğazımdan geçmez, içsem su acı.
Öksüz yağmurları dilerdim köyüm.

Girizgah ister ya her destan başı
Her aşkın sonunda vardır gözyaşı.
“Muradıma engel” Der kalpsiz taşı
Bende Ferhat olur delerdim köyüm.

İntizar et bana, sitem söyle sen
Değiştin, kalmadın elbet öyle sen.
Güz düşmüş sabahın aşkı öğle sen
Bir anne ardınca melerdim köyüm

Bir ferman yazdılar idraksiz, ussuz
Gurbet diyorum ya bir çöl ve susuz
Bitmez düşlerimde yorgun, uykusuz
Çocuk umutlarla gülerdim köyüm.
                       Hamit Hayal

Seraba döndü

Neyim ve nasılım, halimi sor ki
Gurbette kapımı çalmadı şehir.
Sevdasız yaşamak o kadar zor ki
Elimi uzattım, almadı şehir.

Sanki bir çıkmazda yazıldı belam
Özüne düşmez mi ehlinin selam?
Sözler mi tükendi, bitti mi kelam
Özgürlük istedim, salmadı şehir.

Bin hatıra kalır belki şu andan
Aşkın gerçeğine uyan rüyandan.
Adına gül dedim, namına handan
Benimle sonsuza dalmadı şehir.

Bir sevdanın ateşini yak bende
Yardan önce yaralara bak bende.
Ne zaman tecelli etti Hak bende
Bir seraba döndü, kalmadı şehir.
          Hamit Hayal /  11.12.2018

Gönlümde bir yere düşen Trabzon

Maliksin sır denen yüce saklıma
Ey gönül yurdumda gülşen Trabzon.
Hasret alevinde her gün aklıma
Ne zaman kavrulsam düşen Trabzon.

Belki hiç solmayan ilk o gül tacım
Bir şuh kahkahaydı gönül ilacım.
Orda ilk hasretim, orda ilk acım
Onulmaz yaramı deşen Trabzon.

Ölüm elbet yalnız bedenler için
Hep kördüğüm derim nedenler için.
Bir aşk bu, bahta tac edenler için
Bir sonsuz kahkaha neşen Trabzon.

Rengin hatıralar var, nice anım
Aklıma düştükçe yanmaz mı canım.
Sağımda zor gurbet, hicran sol yanım
Ne olur bir mektup döşen Trabzon.

Ömrü var bu şehrin sevda ağımda
Kalbi tutkularım, kopmaz bağımda.
Aşkın düş mevsimi, gençlik çağımda
Gönlümde bir yere düşen Trabzon.

Hamit Hayal / Gönen / 02.06.2016

Belki hiç olmadı bildiğin şehir

Senin bu hasretle kopmaz mı bağın
Bir güzelle kavl-i karar gibisin.
Bir kader hükmü mü, hüzün her çağın
Her Mayıs bir gülü arar gibisin.

Ey gönlüm kederler içinde ilen
Kimsin sen, var mı bir adını bilen?
Belki bitmeyecek bir ömür çilen
Hep böyle bir yara sarar gibisin.

Hayal et bu aşkın rengini mor da
Her seven yanar bir kızılda, korda.
Bir gönül kapısı açmak hep zorda
Sanki yüce dağlar yarar gibisin.

Hazan değip, hüzünlerle solmayan
Hangi gül var bir gün yeri dolmayan?
Yıllar sonra bile senin olmayan
Bir yarin zülfünü tarar gibisin.

Hüzün çiçekleri Mayısta açar
Bir gölge düşlersin, o senden kaçar.
Aşkın mevsiminde kalmış ta naçar
Bu aşka verilmiş zarar gibisin.

Kader bu, düşünü etmişte tehir
Hüzün yüreğinde bir arsız nehir.
Belki hiç olmadı bildiğin şehir
O şimdi nerdedir, sorar gibisin.

Hamit Hayal / Gönen / 28.01.2016

1 2 3 4 6