Dedin…

Bir gizli emelle özünü yordum,
“Nicedir inliyor bende iç” dedin.
Ben içten dilekle derdini sordum,
Uzaklara dalıp bana “hiç” dedin.

Hangi ömür vardır olmasın talan,
Artık gözlerine var mı bir dalan.
“Bu sevda bir heves, bu aşk bir yalan,
Ben ektim günahı, sende biç” dedin.

Ruhumsa inlesin sızlayan tende,
Yeter ki gönlümde hep varsın den de.
İstersen gururum kalmasın, yende,
“Tükendi, kalmadı bende güç” dedin.

Hani hep sorardım gözün elamı,
Sonunda tutuldum, buldum belamı.
Sense artık benden kesip selamı,
“Kaderime doğru gider göç” dedin.

Senin için zor dağları yararken,
Ne kudretin vardı beni sararken.
Yinede ben sende seni ararken,
“Bir ümit kalmadı bende geç” dedin.

Hamit Hayal / Gönen / 15.02.2012

Önce Allah’ı sevdim

İman dolu ruhumun kuşattığı bedenle,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.
Ben aklımın gösterip yücelttiği nedenle,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Ne hayat bir tesadüf, keşfedip gen’de beni,
Görmek istedim ruhla kuşatan tende beni.
Anladım ki hakikat yaratmış ben de beni,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Nice sırlara ayna kılan gönül gözümü,
Keşfedince anladım bende benin çözümü.
Bana benden çok yakın doldururken özümü.
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Yüreğim biliyorum örtüşmez dilsiz taşla,
Allah nuruyla bakan gönülden göze yaşla;
İman eden, yücelmiş, alnımda nur bir başla,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Kâinat dilince ben zikrim dönünce vecde,
Ruhum ve bedenimle alnım yapmalı secde.
Ölüm gelmeden önce, toprak dolmadan bec’de,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Elbet içimde sevinç, elem, keder, umutlar,
Kat kat aşılsa gökler ötesinde buutlar;
Nasıl ibret almazdım ağlayınca bulutlar,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Ey ezelin, ebedin sahibi yüce Allah,
Biliyorum sahipsin rahmetten güce Allah;
Ne zaman ki keşfettim meyletmez öce Allah,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Keşfeden gönül için çıkmış aradan perde,
Kim ki derman arıyor onulmaz denen derde;
Zaman, mekân üstünde, kuşatmış ve her yerde,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

Ey nefsim itaat eden edepten bir kul olda,
Anladım ben nedenim Rabbin dediği “ol” da.
Ben aklımın gösterip yürü dediği yolda,
Önce Allah’ı sevdim, sonra yine Allah’ı.

              Hamit Hayal / Gönen / 06.11.2011

Gül bana

Dikenler içinde kızıl güllere
Çattığımı kim bilecek sevdiğim.
Yüreğimi ateş ateş küllere
Kattığımı kim bilecek sevdiğim.

Buradayım fırsat varken gül bana,
Senin için göz ağlarken gül bana.
Nice ümit ben bağlarken gül ban,
Gittiğimi kim bilecek sevdiğim.

Sevdan ile yüreğimden taşkınım
Ben ki senin bin bir yıllık aşkınım.
Bir gün daha çekti gitti şaşkınım
Bittiğimi kim bilecek sevdiğim.

Bir başka âlem bu, bir başka zemin
Hep olmak isterdim aşkından emin.
Bir daha dönmemek üzere yemin
Ettiğimi kim bilecek sevdiğim.

Bu aşkın sonuna düştü karanlık
Gözümün önünde çöktü bir hanlık.
Gördüm ki dünya da her şey bir anlık
Yittiğimi kim bilecek sevdiğim.

Hamit Hayal / Gönen / 08.10.2011

Tarihim

Sordum “ Gülecek mi yine talihim”
“ Muhteşem yaşanan o anlar” diyor.
Hangi sayfasını açsam tarihim,
“Boşa mı döküldü bu kanlar” diyor.

İman kudretiyle yoğrulmuş, bedi,
Hak ile dostluğum benim ebedi.
“Yeter ki çökmesin gönül mabedi,
Allah’a adanır ne canlar” diyor.

“Perdeler açmaya varsa talibi,
Küfür zelil olur, iman galibi.
Baş eğsin, tabi kıl hükme salibi,
Susar ebediyen bu çanlar” diyor.

“Bir şafak düşünde geçen ömür az,
Kışın arkasından bahar, sonra yaz.
Kalp iman ettiyse ve diller niyaz,
Allah’ın indide ak hanlar” diyor.

Kudretin sahibi yüce Allah bir,
Resul-i zişandan öte var mı pir?
Cihat meydanına yeni baştan gir,
Gökten yere iner ne şanlar” diyor.

“Bu millet vahdete adanmış nefer
Ferman mı bekliyor, fetva mı sefer?
Kim vardır hüsranda, kim tadar zafer,
Kurandan bir hüküm nişanlar” diyor.

Hamit Hayal / Gönen / 04.09.2011

Padişah secdede

Viyana üstüne yeni bir sefer,
Taçlansın asrımız, anımız bizim.
Kalmasın nizama girmedik nefer,
Allaha adanmış canımız bizim.

Bu hangi çağ demem, bu zemin nere,
Cennet yakışmaz mı müminden ere?
Atamın cihan da gittiği yere,
Bir bayrak dikmekmiş şanımız bizim.

Cihan devlet ister, bekler günümüz,
Gaza da, cihat ta geçti dünümüz.
Garp ta tarih yazdık, şark ta ünümüz,
Sultan Süleyman’dır hanımız bizim.

Asrı zayi olan “ettim” der mi kâr,
Küfür beyan olmuş, ayandır inkâr.
Ferman et katınca, öne düş hünkâr,
Zafer için aksın kanımız bizim.

Zafere “el aç” der, ökten isteriz,
Özenir, şan, şeref kökten isteriz.
Yerden niyaz eder, gökten isteriz,
Vatandır, gül açar ban’ımız bizim.

Şafak sökmesine saatler kala,
Padişah secde de, kıyam da lala.
Serhat boylarında yine dört nala,
Sarılsın ön, arka, yanımız bizim.

Hamit Hayal / Gönen / 04.09.2011

1 167 168 169 170 171 178