Bu bendeki bir heveste

Kapattın gönül babını,
Kıracak gücüm kalmadı.
Senden aşkın hesabını,
Soracak gücüm kalmadı.

Tattırdın bana hüzünü,
Göstermiyorsun yüzünü.
Belki aşkın son güzünü,
Görecek gücüm kalmadı.

Gözde yaş ol, deli akta,
Beni ateşlerde yakta.
Yorgunum artık ayakta,
Duracak gücüm kalmadı.

Sevenin gider arına,
Bu sevda kalmaz yarına.
Artık aşkın diyarına,
Varacak gücüm kalmadı.

Beni mecnun edenimi,
Bulamadım nedenimi.
Bir hayale bedenimi,
Yoracak gücüm kalmadı.

Belki hayal, belki hülya,
Ömür bir tadımlık rüya.
Sana yeni baştan dünya,
Kuracak gücüm kalmadı.

Hamit Hayal / Gönen / 21.06.2013

Hasretten ağlarsan, beni de çağır

Sevdanın tükenmez, uzun kışında,
Bahara erersen, beni de çağır.
Aşkın bir hakikat olmaz düşünde,
Bir vuslat derersen, beni de çağır.

Gözlerimde coşar sel ara ara,
Sevdiğim düştün mü sen de hiç dara?
Sevenin gönlünde bir onmaz yara,
Nihayet sararsan, beni de çağır.

Toplasam bir eder mevsimin dördü,
Dördü de başıma hep çorap ördü.
Bu dünya kim bilir ne aşklar gördü,
Göreni sorarsan, beni de çağır.

Gönlümden gönlüne sevgimden akın,
Bedenim uzaksa, yüreğim yakın.
Aklına bir fitne düşmesin sakın,
Fikrini yorarsan, beni de çağır.

Dünyada gitmiyor her iş yolunca,
Bülbül hicran eder, güller solunca.
Gözünün ırmağı bir gün dolunca,
Hasretten ağlarsan, beni de çağır.

Hamit Hayal / Gönen / 20.06.2013

Ey sevgisi aşktan yüce, nerdesin?

Yalnızım, yorgunum, içim üşüyor,
Ey gözleri deniz ece, nerdesin?
Hasretime yine gölgen düşüyor,
Söylemiyor seni gece, nerdesin?

Beni bana bırak, ömrümden çekil,
Bir bilsen içimde derdi ne şekil;
Gölgeni aslına edemem vekil,
Dilimde adın bir hece, nerdesin?

Sen beni hâlâ hep düşünde sanda,
Hasretin koymuyor mecal insanda.
On bir ay bitirdim, umut Nisanda,
Yenildim bir zalim güce, nerdesin?

Hal-i pür mealim yorgun şu anda,
Aradım ben seni içimde, canda.
Ey kalbim ateşler içinde yanda,
Sevgisi aşktanda yüce, nerdesin?

Hamit Hayal / Gönen / 20.06.2013

Yüreğime düşürdün seni sevmek korkusu

İçimdeki yarayı uçuruma döndürdün,
Bütün sevgilerini topla artık, sarılmaz;
Sen benim gözlerimin ışığını söndürdün,
Kafdağı’nda düşlerim, dilesem de varılmaz.

Bilmiyorum ebedi ayrılıklar mı tatsam;
Beni esir aldığın yorgun gecelerden sor,
Fark etmiyor ömrümü verip ömrüne katsam.
Sana küskünlüğümün hududunu çizmek zor,

Bana kalan bir aşkın bitişine inlemek,
Bütün fesatlar senin, aşkı koynuma soktun;
Geçse aklından beni yüreğinle dinlemek,
Konuşmaya ihtiyaç duyduğum anda yoktun.

Ne olur artık beni hülyalara daldırma,
Dile gelse de artık, ne olacak yanlışlar;
Artık yanıma düşen kollarımı kaldırma,
Bütün yananlar böyle aşk için mi yanmışlar,

İyileştirme gücün varsa yüreğinle ver,
Sevenler sevdiğini belki bir gün anlarda;
Yollarım sonundayım ara, bana orda er,
Nice hükümran yürek sustu, nice hanlarda.

Bütün acılarımı al gör, gizli kalmasın,
Belki kararan içim bir sevginle aklaşır;
Güzelliğine söyle, beni benden çalmasın,
Yollar hasrete döner, gurbetim uzaklaşır.

Sen de şu anda bütün kudretin ile yüklen,
Bir sevda ülkesinde sensiz kalmış bucağım;
Aşkı senden öğrendim, yüreğince büyüklen,
Küskün artık açılmaz sana yorgun kucağım.

Güzelim rüzgârlarda ayrılığın kokusu,
Çare yoktu gönlümü sana açmaktan başka;
Yüreğime düşürdün seni sevmek korkusu,
Sen ki beni özümle mahkûm edip bir aşka.

               Hamit Hayal / Gönen / 16.06.2013

Ehl-i iman bir asrın kundaktaki çilesi

İmanın sarsılmayan kudreti ile yetin,
Uyan yüce milletim, şafaktan önce uyan.
İçimizde bir savaş gamdan, kederden çetin,
Susturulmuş çığlığın var mı tonunu duyan?

Neden uzun geceler, şafak sökmüyor, niçin,
Bizi bizden çalan bir düzenin uşağıyız.
Şimdi savaş dağlarda değil sevdamız için,
Tarih yapan bir neslin yenilmiş kuşağıyız.

Gafletin cephesini, öze varmak düşünde,
Vatan coğrafyamıza vurup imandan mühür.
Dalga dalga yayılan zulmü yarmak düşünde,
Yenmeden olmayacak başlarımız dik ve hür.

Anladım ki sahipsiz vatan bir sahip arar,
Toprağı aşk edinip baktım garip ekene.
Belki henüz vermedi tarih kesin bir karar;
Kim varsa burda bizden önce garip sekene.

Biz bir millet olarak, neyi ve nasıl yaptık,
Bekleyen güçlükleri çözüyor mu aklımız?
Hiç şüphesiz var olan ve bir Allah’a taptık,
Hangi dillerde destan, kaldı mı bir saklımız?

Yine de ey ellerim, beynim birlikte çalış,
Bir gaflete dalmaya gelmiyor yalan dünya;
Masumiyet yenilir, mazlumda düşer, alış,
Belki hiç yetmeyecek bir günde kalan dünya.

Masumiyet nerede, hangi elde vurulur,
Nice günahkâr nefsi tatmin için eğilsek;
Bilmeliyiz yeni bir dünya nasıl kurulur,
Kim vatanın sahibi, sen, ben ve biz değilsek.

Akmalıyız dillerden, gönül etmeli zikir,
Uçurumdan dönmeli artık yenilmiş talih;
Bu millette tek yürek, aynı iman, tek fikir,
Yeni baştan yapmalı, yazmalı masum tarih.

Nice rüyalarımı zaman tehirler gibi,
Bize reva gördüler bir avuç cüce düşü;
Aşkın sonsuzluğuna akan nehirler gibi,
Ülkemi yeni baştan fethetmek yüce düşü.

Köhne ve kokmuş düzen ile hemhal hilesi,
Kolay değil yürümek Allah’a koşan yolda;
Ehl-i iman bir asrın kundaktaki çilesi,
Bitsin yüce Allah’ım, sen bize rahmet olda.

Elbet nice Fatihler, ne Yavuzlar çıkarak,
İlahi bir rahmetle yeşerecek han kökler;
Biliyorum ki bir gün gafletleri yıkarak,
Perdelenmiş gözlere kapı açacak gökler.

Hamit Hayal /Gönen / 14.06.2013

1 139 140 141 142 143 178