Çileli, yorgundur Bursa’da zaman

Dünün gölgesinde ihtiyar çınar,
Maziye vurgundur Bursa’da zaman.
Yanmış yüreklerde coşkun bir pınar,
Maziye kurgundur, Bursa’da zaman.

Belki düşler yalan, rüyalar kısır,
Bursa’da göçtü de saysam kaç asır.
Düşüş anlaşılmaz, çözülmez bir sır.
Çoğunca durgundur Bursa’da zaman.

Doğudan güneşi almışta Batı,
Hak temel üstünde batıldır çatı.
Ne zaman açılır göğün son katı,
Kadere dargındır Bursa’da zaman.

Ey şehir yaraşır bir kudreti sun,
Nerede efsunlar, ne yanda füsun?
Kökler çürümede, gövde de yosun,
Gönüllü sürgündür Bursa’da zaman.

Bu şehir zamanı tadıp ta dünden,
Nice saltanatlar sarhoşken ünden;
Geceyle yoğurdu, yaşattı günden,
Tarihten görgündür Bursa’da zaman.

Bursa bir milletin en yüce tahtı,
Güçlü bir irade bekliyor bahtı.
Eskir mi yazılmış sultanlık ahtı,
Biraz da kırgındır Bursa’da zaman.

Bursa olmak idrakine varılsa,
Bu aşk bir gün yeni baştan karılsa;
Anlıyorum, gök çökse, yer yarılsa,
Köklere sargındır Bursa’da zaman.

Daha kaç yıl sürer zamanda akış,
Doğmalı özünden doğru bir bakış.
Bir bahar bekliyor, belki bu son kış,
Çileli, yorgundur Bursa’da zaman.

Hamit Hayal / Gönen / 25.04.2013

Bir çığlık, belki bir çığdın içimde

Gel gönül eğleme, kalma ellerde
Viran olup gider gülün sevdiğim.
Ümitler tükenir coşkun sellerde
Bir gün solup gider gülün sevdiğim.

Sen yalnız aşkınla sığdın içimde
Sonsuz hasretleri yığdın içimde.
Bir çığlık, belki bir çığdın içimde
Ömür alıp gider gülün sevdiğim.

Aylar, yıllar geçer uzar da ara
Aşkın bir dert olur, hasretin yara.
Bir gün çullar giyer, bürünür kara
Garip kalıp gider gülün sevdiğim.

Ayrılık sel olur bir yol başında
Kalbimin ağrısı gözün yaşında.
Bir muamma isim kabrin taşında
Anla, ölüp gider gülün sevdiğim.

Nice hatıramda gölgeli yüzün
Nice yaz düşünün ardında güzün.
Bir beşinci mevsim kalbinde hüzün
Düne dalıp gider gülün sevdiğim.

Belki hâlâ durur yorgun masanda
Aşk için yazdığın hasret yasanda.
Artık sen koklasan, koklamasanda
Gerçek, solup gider gülün sevdiğim.

Hamit Hayal / Gönen / 24.07.2013

Gönlümde derledim gül, senin için

Senin için gördüm ben her rüyayı,
Âlemde bin bir renk, al senin için.
Neyleyeyim ben bu yalancı dünyayı,
Dillerim olduysa lal, senin için

Yılları yaşadım senden uzakta,
Bedenden uzağım, tenden uzakta.
Gönül mesafen var benden uzakta,
Bu bende mecnunca hal, senin için.

Tükendim ben bende, beni yiyerek,
Her sevende bir dert vardır diyerek.
Sen şallara bürün, ben çul giyerek,
Bekliyorum bunca yıl, senin için.

Türküm oldu dilimdeki heceler,
Beni yalnız kucaklardı geceler.
Bakışımı bekliyor da niceler,
Bütün sevgilerim al, senin için.

Farkımız yok bizim gülüp, ağlardan,
Kolay değil, aştım geldim çağlardan.
Sevda ülkesine şu zor dağlardan,
İnleyip, aştığım yol, senin için.

Ne diyeyim hasret artık haz bana,
Kışlar gelsin, cemalinde yaz bana.
Kuvvet verir, kudret verir naz bana,
Düşüp de yandığım çöl, senin için.

Yüreğinde hâlâ var mı izlerim,
Hasretimi sensizlikte gizlerim.
Her ne kadar tutmasada dizlerim,
Emrine amade kul, senin için.

Ne ararsın beni boşa zanlarda,
Tatmak zormuş yalnızlığı anlarda.
Gönülce yıkıldım, viran hanlarda,
Ben yanıp olduysam kül, senin için.

Bir hançerde, bir okta mı, nerdesin,
Kaderimde bir nokta mı, nerdesin?
Varlıkta mı, her yokta mı nerdesin,
Gönlümde derledim gül, senin için.

Hamit Hayal / Gönen / 22.07.2013

Yakmaz artık yaka yaka kor beni

Talihim vasiyet, kaderim vasi,
İflah etmez derdin ile yor beni.
Hükmünü devrettim, say beni asi,
Yakmaz artık yaka yaka kor beni.

Akıyorum mazi denen çağlara,
Fayda gelmez artık benden sağlara.
İstiyorsan şu yol vermez dağlara,
Kaderinde neredeyim, sor beni.

Kaldı mı bir ardımızdan bakacak,
Giden dönmez, köprüleri yakacak.
Zaman durmaz kaderince akacak,
Bu dünyada ağlatıyor zor beni.

Mevsimlerin tükendiği bir demde,
Gözyaşından bir nehir var didemde.
Neler çektim, ne acılar sinemde,
İflâh olmaz hasretin var, yer beni.

Benim dünyam yüreğimde bin pare,
Çaresizmiş aşk denilen zor yare.
Baktım gözlerinde yeşil bir hare,
Bir perdenin arkasından gör beni.

Görülmedi aşka defter dürdüğüm,
Nasıl çözülecek bunca kördüğüm?
Çevresinde bir pervane döndüğüm,
İstiyorsan “Vefasız”; de, vur beni.

Hamit Hayal / Gönen / 24.07.2013

Senden önce ölmek olsun kaderde

Kara kışım, ilkbaharım, yaz gecem,
Bilmiyorum nedir derdin, sevdiğim?
Neden bitmez sen de bunca naz ecem,
Demek bir murada erdin, sevdiğim.

Hani senin ömründe bir an vardı,
Aşk dilinde candan öte can vardı;
Bahtı kara, gönlü kırık han vardı,
Şimdi onu kime verdin, sevdiğim?

Biraz insaf eyle, beni yakarken,
Sel sel oldun gözlerimden akarken.
Doldum taştım, yollarına bakarken,
Sen de benim gibi kördün, sevdiğim.

İsmin çınlar bülbüllerin sesinde,
Bir hasretsin gönlümdeki esinde.
Bu dert beni ta içimden yesin de,
Akıbetim nedir, gördün sevdiğim?

Durma doldur zamanımı, anımı,
Ayrılıklar sarmış dört bir yanımı.
Vuran vursun kervanımı, hanımı,
“Bu da gelir geçer”, derdin sevdiğim.

İçimde bir hasret seni ünlerde,
Sitemim var ağlattığın günlerde.
Takılıp kaldıysam bil ki dünlerde,
Bunca günahıma girdin, sevdiğim.

Bir uzun yol, daha yeni başlarda,
Çıplak ayaklarım yorgun taşlarda;
Sevda nedir bilmediğim yaşlarda,
Neden bana ümit verdin, sevdiğim?

Aşkın beni her gün mahzun ederde,
Bin parçamı bıraktım bir kederde.
Senden önce ölmek olsun kaderde,
Söyle nice düşler ördün, sevdiğim?

Hamit Hayal, Gönen / 23.07.2013

1 133 134 135 136 137 178