Nasıl sever insan yalan birini?

Yıllardır kanayıp dururken içte
Nasıl sever insan kalan birini?
Bir hayalden öte, belki bir hiçte
Nasıl sever insan yalan birini?

Nice ümidimi, hülyamı benden,
Gönül sığınağım rüyamı benden;
Bir virane edip dünyamı benden,
Nasıl sever insan çalan birini?

Dert bitti diyorum, yeniden başlar,
Demek ki gelmiyor imana taşlar.
Sonunda kahredip gözümden yaşlar,
Nasıl sever insan salan birini?

Uyuruz toprakta koyun koyuna,
Ben zaten meftunum selvi boyuna.
Hakikat var iken bir boş oyuna,
Nasıl sever insan dalan birini?

Sultanlar inletti, ağlattı şahı,
Nasıl sevdi gönül bilmem ki mahı.
Bir gün sorulacak varken bin ahı,
Nasıl sever insan alan birini?

Hamit Hayal / Gönen / 30.01.2015

Bir vefasız zamana yazıldı yine adım

Bir şafakta Bursa’nın yolarına düşmüşüm,
Sanki zamandan öte çağlar var, aşıyorum.
Bekleyen bir kaderin kollarına düşmüşüm,
İçimde bir yorgunluk, küskünlük taşıyorum.

Akıp giden yıllarda yaralayıp düşümü,
Beni neden kadere küskün etti bu şehir?
Ben Bursa’dan almışım bu sarhoşluk ünümü,
Bir karar demindeyim, artık yetti bu şehir.

İhtişamın en eski yıllarından bir yapı,
Haysiyet ve onurun çatısında bir gurur.
Bursa esir gönlünden düne açmış bir kapı,
Gök kubbenin altında derin bir tarih durur.

Açılmış bir kucakta kara yazılı günler,
Tadılmış bir zamanın en eski adı acı;
Payitaht düştü burada, burada azılı günler,
Hâlâ bir meçhuldedir Sultan Orhan’ın tacı.

Yorgun zamanlarını bir tarihçi gözüyle.
Burada kalktı göğe ve burada düştü baş;
Yazmak bana farz artık Edebali sözüyle,
Bütün zamanlarını kucaklayan bengi taş.

Muhakkak coğrafyamda han bu ezeli belde,
Bir şafaktan az sonra doğacak güneş, yakın.
Yeni bir fethe meftun bekler ya başka elde.
Biliyorum daha dün düşmüştü en son akın.

Bu şehirde yeni bir kutlu zaman başlıyor,
Karşımda mazisini baş tacı eden Bursa.
Asırlar sonrasında yeni bir an başlıyor,
Gülleri meftun etmiş kendine neden Bursa?

Ulu Camide şimdi sabah zamanı, ezan,
Muazzez bir erenin kabul görmüş niyazı.
Bursa’nın tarihinde akıl, idrak ve izan,
Sonbaharı bir başka, bir başka Bursa yazı.

Asırlar öncesinden gölge düşmüş yüzünde,
Bir var olma sevdası dönmede aşka gördüm.
Kaç yıl kalırsa kalsın Bursa gönlün hüzünde,
Tarihin akışını bu sefer başka gördüm.

Bursa kapılarında yorgun bir dağı aşmak,
Zaten her uyanış bir sona ermiş rüyadan.
Bursa da bir zamana koşan bir çağı aşmak,
Paylaşmak bir sevinci, sonu gelmez hülyadan.

Yüreğimi keşfettim, verdi de bana beni,
Osman’ın rüyasından aşk okulu bu şehir.
Bir zaman aynasında verdi de bana beni.
Bursa’yı seviyorum, gül kokulu bu şehir,

Burda yazarken dünü suskun tarih çağrısı,
Muhakkak bir kadere kapı açacaktır Hak.
Çoğunca hissederim bir sarhoşluk ağrısı,
Bursa kapılarına dayanmışım, yüzüm ak.

Nihayet Bursa’dayım, düşlediğim bir çağda,
Uzak Asya’dan gelen her kervana bir selâm.
Timur henüz düşmedi, yıldırım coşkun, sağda,
Süleyman Çelebiden mevlit dillerde kelâm.

Şimdi ben kaderime kapın açmış bir handa,
Dünden kalan çağların seyrine dalacağım.
Bursa bir aşkın şehri, mülk-i İslâm cihanda,
Belki mesut bahtımla baş başa kalacağım.

Artık verecek Bursa aklaşan müjdesini,
Çok yıllar öncesinden beklediğim bir yüzün.
Bir gün tarih yazmalı yaklaşan müjdesini,
Bursa’da bırakmıştı kalbime aşk bir hüzün.

Bütün rüyalarımda bu şehirde kalbim boş,
Bursa’da dide destan kalbimi yakan güzel.
Yıllardır Bursa yorgun, ben ezeli bir sarhoş,
Bir vefasız, gelmedi gözümden akan güzel.

Hasrete verdin beni, ayrılıkla yarıştın,
Ey vefasız sevgili, kalbin döndü de taşa.
Gözyaşlarımdan aktın, rüzgârlara karıştın,
Ben yine sensiz kaldım yollar ile baş başa.

Bir vefasız zamana yazıldı yine adım,
Çağların değiştiği bir anda şimdi Bursa.
Arkamda bırakırken, yaşansa da bir tadım,
Bekliyor yine bir gün bu handa beni Bursa,

Ben dün ile bugünü ayıran bir eşikte,
Gözyaşıma ak diyor tutulduğum hıçkırık.
Bir sevgili büyüttüm tarih denen beşikte,
Bursa’dan dönüyorum küskün ve kalbim kırık.

Hamit Hayal / Gönen / 26.07.2013

Ey gönlün çizgisi, ey aşkın yolu

Kader mi yazgı mı, adı her neyse,
Bir tadım mutluluk, belki bir içim;
Kızıl dudağından bir rüzgâr değse,
Kavrulur bir sonsuz acıyla içim.

Senle geçti ömür, hep senin ile,
Kalbimde varlığın bir arsız çile.
Her şeyi zamana bıraksam bile,
İlle sensin sevdam, yok başka seçim

Hüzün ötesinden üflendi bir ney,
Gel ne ağlat beni ne kalbime değ.
Çözülmez bir sırra döndü de her şey.
Yalnızım köşemde, şimdi bir hiçim.

Ayrılık bir yangın, işler özümde,
Yağmurlar sel oldu, coştu gözümde.
Umudum kalmadı, yok bir çözümde,
Hala bilmiyorum, sevmek mi suçum.

Sanki bir kadehten içtim de dolu;
Sarhoştum, oynadım ben aşkta rolü.
Ey gönlün çizgisi, ey aşkın yolu,
Başıma kar yağdı, ağardı saçım.

Hamit Hayal / Gönen / 24. 01. 2015

Artık biliyorum, bir taşa sözüm

Ömür geldi geçti bir boş rüyada,
Hancıdan usandım, handan usandım.
Yordun beni şu üç günlük dünyada,
Canandan usandım, candan usandım.

Hakikat olmadın, sevsem ne sefa,
Sevmek yürek ister aşk bin bir cefa.
Anladım dünyada yok imiş vefa,
Sultandan usandım, handan usandım.

Gönül itaatte, kalp boyun eğer,
Ben senin gözünde bir hiçsem eğer;
Bin yıl ömrüm olsa ki neye değer,
Zamandan usandım, andan usandım.

Taç olmaz ehlince bir başa sözüm,
Gam kasavet çekme, var yaşa sözüm;
Artık biliyorum bir taşa sözüm,
Gıybetten usandım, zandan usandım.

Günüm sadet verir, gülerdi gecem,
Aşkın kitabında sendin baş hecem.
Dilden dile düştün artık sen ecem,
Şöhretten usandım, şandan usandım.

Bu ayrılık aramızda perde mi,
Bir gölgesin göklerde mi, yerde mi?
Bundan sonra hüzün verir her demi,
Başından usandım, sondan usandım.

Hamit Hayal / Gönen / 21.01.2015

Dünyaya bağlandım, sen varsın diye

Seni bengi taşa kazmak isterdim,
Bende hüsran dolu bir iç mi kalsın?
Öfkemi bir çağa yazmak isterdim,
Bu aşktan geriye bir hiç mi kalsın?

Her şey beni yakan bir ah misali,
Sensin pişmanlığım, bir vah misali;
Aşkını kaybetmiş bir şah misali,
Geriye taht ile bir taç mı kalsın?

Nice gönül yakan bir zor perisin,
Bir başka âlemden, burdan berisin.
Fakat neden hala yolda gerisin,
Menzilden menzile bir göç mü kalsın?

Ne bu alev yaksın, ne sarsın diye,
Dünyaya bağlandım, sen varsın diye.
Hep sustum bir ömür ağlarsın diye,
Alınmayı bekler bir öç mü kalsın?

Kalbinde bir yerim olmadıysa yan,
Günahım pek sabit, suçum mu ayan?
Uyan bu gafletten sevgilim uyan,
Ardımda zulmeden bir güç mü kalsın?

Öyle bir sevda ki, ağır bir şelek,
Dostum haset etti, kıskandı felek.
Yaptığın bu zulüm ey süslü melek,
Üstümde bir leke, bir suç mu kalsın?

Kırık bir testiden içerken suyu,
Gözlerin içine düştüğüm kuyu.
Sen benim zihnimde var bin yıl uyu,
Yüreğim sevgine hep aç mı kalsın?

Hamit Hayal / Gönen / 29.09.2014

1 63 64 65 66 67 172