Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın,
Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız.
Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,
Bir sonsuzluk deminde hiç bitmesin rüyamız.

Ne bir engin, yorulmuş hasretlere erilir,
Ne de hakikat olur, şahlanır Onsuz düşler.
Her kimin bir hasreti varsa eğer, verilir.
Kırılmış gönüllerde yaşar mı sonsuz düşler,

Neden hâlâ anlamsız insanın savaşları,
Neden Hakka bakışta kahreden bunca sığlık?
Bazen Filistin olmuş dünyanın gözyaşları,
Bazen çok ötelerden, Sincan’da derin çığlık.

Hakikati arayan kalplerde hâlâ kırık,
Bir zamanlar Bosna’ydı ateşler altında kül.
Ve hâlâ müminlerin kalbinde bir hıçkırık,
Bilmiyorum, bu çağda kalmış mıdır açmış gül?

Parmakları kınalı nineler şimdi yasta,
Ölüm tarlalarında esir kalmış ya Gülşen.
Medeniyet denilen bu bakış dünden hasta,
En uzak diyarlardan en yakına kimdir şen?

Hani nerde diriltip, aşka umut verenler,
Çözülmüş ve çürümüş her gönülde bir şaki.
Oysa ne yiğitlikler kaldı ne alperenler,
Bir yanda zulüm ve kin, bir yanda puştluk baki,

Veda edip ebedi içimizde putlara,
İbrahim makamından çağlar ötesi çağrı,
Koşun ey sevgililer gökten inmiş kutlara,
Ne hasret kalsın bugün, ne kalplerde bir ağrı.

Bir hayal ötesinden kapıyı çalan kimdi,
Dilimde bir isyanla istiyorum haykırmak.
Gönül sadetle dolan eski zamanda şimdi,
Heyhat, hatıralardan zihnimde coşkun ırmak.

Nemrutun ateşinde yanan kimin günahı,
Ey nefsim tutun artık, anlamak için yanda.
Anlarız elbet bir gün yandığımız gün ahı,
En mübarek bayramlar diliyorum bu anda.

Her zalim günahınca inşa eder bir eser,
Maveradan öteye geçmesin, burda kalsın.
Kardeşlik denen ahtın yerinde yel mi eser,
Bir ilahi hüküm mü, bu dünya kurda kalsın?

Ne ayrılık sevdanın vuslatla biten faslı,
Ne Ferhat’ı bekleyen Şirin kaldı âlemde.
Ve hâlâ bilinmeyen ölüm ne, nedir aslı.
Yoruldu günahları yazan mahzun kalemde,

Ümitsizlik ruhumu dirilten aşka engel.
Tatmak varken âlemde nice günler nice ak;
Umulmadık yerlerden çıkıyor başka engel.
Bir sonsuz duam kaldı yüreğimde bir de Hak,

Nice yanmış gönülde ümit olmak isterdim,
Daha kaç yıl sürecek dünyada bunca hüzün?
Neden böyle bitmiyor ebed mi benim derdim,
Şimdi mahzun olmaya doğru yanmış bir yüzün.

Aslında kapıları ardınca açık Hakkın,
Bir vedaya elveda değil ruhumda ki güz.
Şimdi dualarında kim Hakka öyle yakın,
Bu bayram sabahında gülsün kaderden bir cüz.

Yeniden bir diriliş ile gönül bağımız,
Tutmalıyız elinden, yücelmeli umutlar.
Hep böyle yanmamalı biliyorum çağımız,
Bu bayram sabahında dağılmalı bulutlar.

Ve kim ki yüreğini hakikate açarsa,
Zamanlar ötesinden Arş’a yakın yerdesin.
Kim bir yudum hayatın baharında naçarsa,
Ne hükmü olur adı bayram olsa her dersin.

Bayramlar güzelliğin zirve yaptığı zemin,
Gönül coşkunluğuyla şaha kalktığı zaman;
Her kim ki yaradanın merhametinden emin,
Gerçek sadet deminde gözler aktığı zaman.

Ey insanlık! İlahi hükümce varsa cezan,
Karanlık gecelerin nurlu sabahında dil;
Bir başka manasıyla bu şafakta ilk ezan,
Hem gözler ağlamalı hem gönüller bunu bil.

Ruhlar ve bedenlerle secdede iken başlar,
Bir düşünme faslında bitsin bu soysuz cinnet.
Teslimiyet kalplerde gül açtığı an başlar,
Bilmeliyim bu bayram keşfederken bir cennet,

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın,
Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız.
Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,
Bir sonsuzluk deminde hiç bitmesin rüyamız.

Hamit Hayal / Gönen / 04.10.2014

Rahmetin bir başka cüzü bayramlar

Hasret kapısının çalacak zili,
Rahmetin bir başka sözü bayramlar.
Yitiktir, bu çağın ne desin dili,
Rahmetin bir başka özü bayramlar.

Ey dili bağlanmış zincirli köle,
Sanki hiç merhamet inmedi çöle.
Kaç asır sürecek şu nankör çile,
Rahmetin bir başka izi bayramlar.

Hicranda kurumuş kalmış köksüzler,
Merhamet dilenin bugün göksüzler.
Garip ve kimsesiz, yalnız öksüzler,
Rahmetin bir başka gizi bayramlar.

Yas mı var bitirin, tütün ocaklar,
Uyanın rüyaya dalmış bucaklar.
Allahım! En güzel aşkla kucaklar,
Rahmetin bir başka, bizi bayramlar.

İnin yeryüzüne inin melekler,
Ebedi bir sadet bekler felekler.
En coşkun hasretle yüklü bellekler,
Rahmetin bir başka yüzü bayramlar.

En mutlu zamana hâl ördüğümüz,
Çileyle karılmış bir kördüğümüz.
Şunun şurasında tek gördüğümüz,
Rahmetin bir başka cüzü bayramlar.

Hamit Hayal / Gönen / 28.07.2014

Ne insan günahkâr ne de kir vardı

Ey nefsim hakikat tek onu bil de,
Ve varlıkta yekûn bir fikir vardı.
Rahmetin manası rahmani dilde,
Kün fe Yekün denen bir zikir vardı.

Ne ararsın nefsim ervah-ı hamda,
Ne zaman hakikat zay oldu namda?
İlk asra denk gelir bu zaman tam da,
Ne insan günahkar ne de kir vardı.

Denizler dolmadan, yeri göl iken,
Bu dünya bir kara kızıl çöl iken;
İnsan ilk rahminde daha döl iken,
Kâinat dilinde bir şükür vardı.

O ne bir kabile, ne de bir soyken,
İnsanlık alemde bir yeni boyken;
Habil ile Kabil daha çok toyken,
Belki de ne münker ne nekir vardı.

Ne zaman ki Adem getirdi cinnet,
Şimdi yeryüzünde arıyor cennet.
Ne kuldan bir kula edilen minnet,
Ne şeytan, yüzüne ne tükür vardı.

Hamit Hayal / Gönen / 07.06.2014

Kimin yazmaz ”Hüvelbaki”, taşında

Bir gölgeden bir hakikat var olmaz,
Duçar olan derdi ile ağlarmış;
Bu dünya hiçbir kimseye yar olmaz,
Aşkı buldum diyen bile ağlarmış;

Kimi uçmak ister, arar bir kanat,
Kimi için zulüm sonsuz bir sanat;
Tahtlar düşer, viran olur saltanat,
İnsan için hayat çile, ağlarmış.

Bir kapıya yaklaş, bir kalbe sokul,
Ne öğretir hayat denen bu okul?
Ey Âdemden doğma aşktan olma kul,
El ağzında düşer dile, ağlarmış.

Aşıkların kurumuş gözyaşında,
Sevda vardır her sözünün başında.
Kimin yazmaz “ Hüvelbaki”, taşında,
İçten yanar döner küle, ağlarmış.

Hamit Hayal / Gönen / 02.11.2013

Ölüme al dedin, toprağa ısır

Bedene diriliş, ruha şevk ver de,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.
Döner bir değirmen, gam bizi yer de,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Ayrılık kahırdır, sitemi oktur,
Dünyada mihnet var elemi çoktur.
Aradım derdime bir dermen yoktur,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Hasret bir cemalde tüle bürünür,
Aşk bir kuru dalda güle bürünür;
Ezelden firak var, küle bürünür,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Kim isterse onun olsun altın taç,
Aynalar kırıldı, ak düşünce saç.
Bir edna kulum ben, himmete muhtaç,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Ey dilim, ne incit artık ne taş at,
Bin bir günahım var, her biri başat.
Nefsimden azat et, bir hakkı yaşat,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

İçim de kendimle her kavgam kısır,
Bir gün çözülecek, kalmayacak sır.
Ölüme “al”; Dedin, toprağa “Isır”,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Nicedir ben de bir yorgun beden var,
Bir derman düşleyip, hayal eden var;
Her varlık bir hüküm, bir de neden var,
Çaresi olmayan dert verme Rabbim.

Hamit Hayal / Gönen / 21.10. 2013

1 3 4 5 6 7