Geriye sadece bir düş kalıyor

Peşine düşünce nice hülyanın,
Sandım ki bir ömür hep hoş kalıyor.
Hâlâ bir meçhuldür, neden dünyanın,
Bir yanı karanlık, hep loş kalıyor?

Bir ömrü ben feda ettiğim biri,
Ruhunca ölmüştür, bedenen diri.
Sevince yüreği gölgemden iri,
İçimde bir yorgun sarhoş kalıyor.

Peşinden koştuğum bunca sevinçte,
Ne güman kalıyor ne ümit içte.
Bir yabancı gibi belki bir hiçte,
İnsanın elleri bomboş kalıyor.

Bu aşkın kaderi yazılmış, nesir,
Bir kudret yetmiyor, etmiyor tesir.
Ben seni beklemek vaktinde esir,
Geriye sadece bir düş kalıyor.

Hamit Hayal / Gönen / 04.02.2015

Ne varsa geçecek aşk, ihtirasta

Bir araya gelmez bil iki yakan,
Manayım, sözünde ben olacağım.
Aklına düştükçe sel olup akan,
Her damla gözünde ben olacağım.

Bir sahibi vardır varlık ve hiçin
Allah katındadır neden ve niçin.
Aklına düştükçe yanacak için,
Çilenim, özünde ben olacağım.

Hakikat ne ise siz ona tapın,
Bir halden anlar mı yüreğin, yapın?
Ne kaldı geriye, bir gönül kapın,
Ve alın yazında ben olacağım.

Kalplere düşer ya, bir heves gibi,
Alınan, verilen bir nefes gibi.
Çevrende pervane, bir kafes gibi,
Sevinç ve hüzünde ben olacağım.

Ne varsa geçecek aşk, ihtirasta,
Kaçırma elinden, bırakma rasta.
Muhakkak kaderdir hicranda, yasta,
Hazanda, güzünde ben olacağım.

Ve kime sorarsan sor, orda benim
Nereye gidersen git, orda benim.
Ateşte, alevde, her korda benim,
Kışında, yazında ben olacağım.

Hamit Hayal / Gönen / 03.02.2015

Bana; “Hasretin ne?”; Diye sordular

Yeni bir cihan bu, yeni ordular,
“Son şafak vaktine giriliş” dedim;
Bana; Hasretin ne?“ diye sordular,
Ben; “Bu millet ile diriliş” dedim.

İmanın düştüğü yerde küfr arsız,
Çağlarım zayolmuş, asırlar kârsız;
Neyleyim dünyayı sevgisiz, yarsız,
Küskün gönüllere; “Eriliş” dedim.

Allah kelamından öte ne ilke,
Ehl-i iman ile mamur bir ülke.
Elbet yakışırdı adalet mülke,
“Haklıya hakkınca veriliş” dedim.

Allah’ı bir bilmek, teslimiyet şan,
Secdemden iz olsun alnımda nişan.
Mürşid-i kâmilim Nebiy-i Zişan,
“Yolunda bir mümin görülüş” dedim.

İman bir bağlanış, züht ile akın,
Maziyi hayal et, Allah’a yakın.
Gönlüne bir keder düşmesin sakın,
“Sökülürse farzdır örülüş” dedim.

Bir hakikat değil elbette zahir,
Talih mi ters döndü, küfür mü mahir?
Hangi mümin vardır çekmesin kahir,
“Bir hicrete döner sürülüş” dedim.

Bir muhteşem zaman ile yine ben,
Devletimden ferman diye sine ben,
Ruh ve beden siper ettim dine ben,
“Kader her defter de dürülüş” dedim.

Hamit Hayal / Gönen / 28. 02. 2014

Nasıl sever insan yalan birini?

Yıllardır kanayıp dururken içte
Nasıl sever insan kalan birini?
Bir hayalden öte, belki bir hiçte
Nasıl sever insan yalan birini?

Nice ümidimi, hülyamı benden,
Gönül sığınağım rüyamı benden;
Bir virane edip dünyamı benden,
Nasıl sever insan çalan birini?

Dert bitti diyorum, yeniden başlar,
Demek ki gelmiyor imana taşlar.
Sonunda kahredip gözümden yaşlar,
Nasıl sever insan salan birini?

Uyuruz toprakta koyun koyuna,
Ben zaten meftunum selvi boyuna.
Hakikat var iken bir boş oyuna,
Nasıl sever insan dalan birini?

Sultanlar inletti, ağlattı şahı,
Nasıl sevdi gönül bilmem ki mahı.
Bir gün sorulacak varken bin ahı,
Nasıl sever insan alan birini?

Hamit Hayal / Gönen / 30.01.2015

Bir vefasız zamana yazıldı yine adım

Bir şafakta Bursa’nın yolarına düşmüşüm,
Sanki zamandan öte çağlar var, aşıyorum.
Bekleyen bir kaderin kollarına düşmüşüm,
İçimde bir yorgunluk, küskünlük taşıyorum.

Akıp giden yıllarda yaralayıp düşümü,
Beni neden kadere küskün etti bu şehir?
Ben Bursa’dan almışım bu sarhoşluk ünümü,
Bir karar demindeyim, artık yetti bu şehir.

İhtişamın en eski yıllarından bir yapı,
Haysiyet ve onurun çatısında bir gurur.
Bursa esir gönlünden düne açmış bir kapı,
Gök kubbenin altında derin bir tarih durur.

Açılmış bir kucakta kara yazılı günler,
Tadılmış bir zamanın en eski adı acı;
Payitaht düştü burada, burada azılı günler,
Hâlâ bir meçhuldedir Sultan Orhan’ın tacı.

Yorgun zamanlarını bir tarihçi gözüyle.
Burada kalktı göğe ve burada düştü baş;
Yazmak bana farz artık Edebali sözüyle,
Bütün zamanlarını kucaklayan bengi taş.

Muhakkak coğrafyamda han bu ezeli belde,
Bir şafaktan az sonra doğacak güneş, yakın.
Yeni bir fethe meftun bekler ya başka elde.
Biliyorum daha dün düşmüştü en son akın.

Bu şehirde yeni bir kutlu zaman başlıyor,
Karşımda mazisini baş tacı eden Bursa.
Asırlar sonrasında yeni bir an başlıyor,
Gülleri meftun etmiş kendine neden Bursa?

Ulu Camide şimdi sabah zamanı, ezan,
Muazzez bir erenin kabul görmüş niyazı.
Bursa’nın tarihinde akıl, idrak ve izan,
Sonbaharı bir başka, bir başka Bursa yazı.

Asırlar öncesinden gölge düşmüş yüzünde,
Bir var olma sevdası dönmede aşka gördüm.
Kaç yıl kalırsa kalsın Bursa gönlün hüzünde,
Tarihin akışını bu sefer başka gördüm.

Bursa kapılarında yorgun bir dağı aşmak,
Zaten her uyanış bir sona ermiş rüyadan.
Bursa da bir zamana koşan bir çağı aşmak,
Paylaşmak bir sevinci, sonu gelmez hülyadan.

Yüreğimi keşfettim, verdi de bana beni,
Osman’ın rüyasından aşk okulu bu şehir.
Bir zaman aynasında verdi de bana beni.
Bursa’yı seviyorum, gül kokulu bu şehir,

Burda yazarken dünü suskun tarih çağrısı,
Muhakkak bir kadere kapı açacaktır Hak.
Çoğunca hissederim bir sarhoşluk ağrısı,
Bursa kapılarına dayanmışım, yüzüm ak.

Nihayet Bursa’dayım, düşlediğim bir çağda,
Uzak Asya’dan gelen her kervana bir selâm.
Timur henüz düşmedi, yıldırım coşkun, sağda,
Süleyman Çelebiden mevlit dillerde kelâm.

Şimdi ben kaderime kapın açmış bir handa,
Dünden kalan çağların seyrine dalacağım.
Bursa bir aşkın şehri, mülk-i İslâm cihanda,
Belki mesut bahtımla baş başa kalacağım.

Artık verecek Bursa aklaşan müjdesini,
Çok yıllar öncesinden beklediğim bir yüzün.
Bir gün tarih yazmalı yaklaşan müjdesini,
Bursa’da bırakmıştı kalbime aşk bir hüzün.

Bütün rüyalarımda bu şehirde kalbim boş,
Bursa’da dide destan kalbimi yakan güzel.
Yıllardır Bursa yorgun, ben ezeli bir sarhoş,
Bir vefasız, gelmedi gözümden akan güzel.

Hasrete verdin beni, ayrılıkla yarıştın,
Ey vefasız sevgili, kalbin döndü de taşa.
Gözyaşlarımdan aktın, rüzgârlara karıştın,
Ben yine sensiz kaldım yollar ile baş başa.

Bir vefasız zamana yazıldı yine adım,
Çağların değiştiği bir anda şimdi Bursa.
Arkamda bırakırken, yaşansa da bir tadım,
Bekliyor yine bir gün bu handa beni Bursa,

Ben dün ile bugünü ayıran bir eşikte,
Gözyaşıma ak diyor tutulduğum hıçkırık.
Bir sevgili büyüttüm tarih denen beşikte,
Bursa’dan dönüyorum küskün ve kalbim kırık.

Hamit Hayal / Gönen / 26.07.2013

1 65 66 67 68 69 178