Beni sen yaraladın

Beni sen yaraladın, sen ağlattın içimde,
Yaşama sevincimi alıp gittin sevgilim.
Anlıyorum ki bugün sensiz ben bir hiçimde,
Benden mutluluğumu çalıp gittin sevgilim.

İsterdim ki bir hatır sor ve beni arada,
Erişilmez yollar var, mesafeler arada.
Sana olan hasretim inleten bir yarada,
En sonunda bir ufka dalıp gittin sevgilim.

Oysa ben sana dair nice düşler ördüğüm,
Dönüşün olmayacak benim sende gördüğüm.
Sanki çözülmez bir sır, neden işler kördüğüm,
İçimde hep bir yara kalıp gittin sevgilim.

Nerdesin, hangi elde, arkanda bir iz bırak,
Ben ustası olmayan, yol bilmez garip çırak.
Akıp gidecek yıllar ve sen benden hep ırak,
Sen benim gözyaşımı salıp gittin sevgilim.

Ne bülbül kaldı şimdi, ne derin inleyen gül,
Zaten Kerem de yandı, Aslı arkasından kül.
Artık ağla gözlerim, göz yaşım sessiz dökül,
Beni kendine köle kılıp gittin sevgilim.

                                     Hamit Hayal

Bursa da gülüm hasta

En uzun mesafeler tükenmez derken Bursa,
Sabahın uykusunda daha çok erken Bursa.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Bir sokak yokuşunda akıp giderken Bursa.

Demek ki vaktindeyiz, arzdan arşa bu çağrı,
Nurlaşan bir zamanın ezan dolarken bağrı.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Çekilmez bir lodostan başımdaki son ağrı.

Son demi uykusunun, son ölümü bu anda,
En aheste uyanış sanki eski bir handa.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Kimsesiz ve yalnızım Bursa denen cihanda.

Bütün ihtişamıyla Bursa ovasında gün,
Bugün biraz yorulmuş, sanki birazcık ölgün.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
İçimden gelen dalga çoktan körelmiş sürgün.

Nereden bilsin beni, başı gökte Uludağ,
En derin rüyasında, bunca asır, bunca çağ.
Ben şafak yolcusuyum, Bursa’da gülüm hasta,
Yorgunluklar içimde bir kör düğüm, bir kör ağ.

                                             Hamit Hayal

Şehr-i Ramazan

Mümin arınma da, yüzler nurani,
Kuranın kalplere indiği aydır,
Yeniden bir hayat başlar kurani,
Rahmetin ruhlara sindiği aydır.

Perdeler çekilir, müminler tanış,
Yüce Peygambere hasretle yanış;
Kadr-i mutlak olan Allah’ı anış,
Korkunun, kederin dindiği aydır.

Hesabın günüdür, bir ön duruşma,
Bu ayda simada yoktur buruşma;
Mümin sükut eder, nefis vuruşma,
Müminin nefsini yendiği aydır.

Rahmani akışla varlığın keşfi,
Gönülden yakışla varlığın keşfi;
Yeni bir bakışla varlığın keşfi,
Nar-ı cehennemin söndüğü aydır.

Bu ay bir ömre bedel bin ayla,
Bir derin tefekkür, imani sayla,
Ruhları diriltir, yüceltir hayla,
Dünyanın rahmetle döndüğü aydır.

Mümin biat edip kurdukça bağlar,
Ölmüş kalp dirilir, uyanır sağlar.
Şehr-i ramazan ki rahmetten çağlar,
“Kulum cennet’e gir” dendiği aydır.

                            Hamit hayal/Gönen/15.08.2010

 

Yasal Uyarı: Bu site de yayınlanan şiirler üzerinde ki tüm haklarımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca saklıdır. Sitemizde yayınlanan tüm şiirler yazar adı ve alıntı yapılan sayfa belirtilerek kullanılabilir.

Yenilmişim ben

Ne hayalim gerçek, ne hakikat düş,
Hayatta ne erken yenilmişim ben;
Her şey zihnimde bir aksi görünüş,
Var olmak isterken yenilmişim ben.

Neyim varsa düne ait sararmış,
Bir el değdi sanki bahtım kararmış,
Çok zamandır ölüm beni ararmış,
Bugün, yarın derken yenilmişim ben.

Gördüm en sonunda beni, nerdeyim,
Geri dönsem dönülmez bir yerdeyim,
Dert içimde, ben dışında perdeyim,
Beni sessiz yerken yenilmişim ben.

Çok oldu ben işi, gücü asalı,
Her şey yalan afakanlar basalı;
Anlıyorum ömür bir dert masalı,
Her gün dert ederken yenilmişim ben.

Nice hayat dersi bende hep bıkış,
Dirensem de üstün geldi her yıkış;
Nerede var, hangi yönde bu çıkış,
Gayretim hederken yenilmişim ben.

                                           Hamit Hayal 

Bilmezsin

Düşlerimden çıkıp gittikten sonra,
Bana mecnun dendiğini bilmezsin;
Bu yangın başlayıp bittikten sonra,
Aşkın beni yendiğini bilmezsin.

Nice rüyalarım var yarım kalan,
Sen olsan da benden ömrümü alan;
Bana senden başka her şey bir yalan,
Gözümden yaş indiğini bilmezsin.   

Hergün düşlerimi ettikçe tehir,
Ömrüm bir virane, hayatım zehir;
Özümden sonsuza doğru bir nehir,
Nice hasret sindiğini bilmezsin.  

En sonunda bir hakikat yıkışı,
Bulamadım ben bu aşkta çıkışı,
Nere de bu aşkın boranı, kışı,
Fırtınalar dindiğini bilmezsin.   
 

Bunca ümit ettim, kattım emeli,
Hani yıkılmazdı aşkın temeli;
Günü geldi, hakikati demeli,
Ateşlerin söndüğünü bilmezsin.   
 

Bitti bu yol, ta sonuna varılmış,
Bundan sonra sitem ile karılmış,
Nedir dersen bir gölgeye sarılmış,
Bir pervane döndüğünü bilmezsin.   
 

                             Hamit Hayal

1 188 189 190 191