Gül deminde bir Leyla’yı görmüşüm

Bağlandım ben saçının her teline,
Bir çıkmazda koydun beni, dardayım.
Bilmiyorsun, gönlüm düştü eline,
Bir sevdaya döndün bende, nardayım.

Boşlukları tutuşturdun elime,
Ak ak düştün saçımda her telime
Ne söz kaldı artık ne bir kelime,
Her hayalim her düşümde, yardayım

Dert görünür hasretimi deşince,
Aşk yıldırım, şu gönlüme düşünce;
Fikrim bitti, kalmadı bir düşünce,
Şimdi bir yoklukta ya da vardayım

Kader ile ağlarımı örmüşüm,
Aşkı bilmeyecek kadar körmüşüm.
Gül deminde bir Leyla’yı görmüşüm,
Hem ateşte hem dağlarda kardayım.

Ömrüm sende, getir geri ver beni,
İçimde bir ince dert var, yer beni;
Bundan sonra sazlar sözler der beni.
Ne gün kaldı ne gecem var, zordayım.

Şu aşk nedir, bir diyarda saklı mı,
Mecnun bir gün çöle düştü, haklı mı?
Bir gül için yitirdim ben aklımı,
Zaman zemin bilmiyorum, nerdeyim?

Hamit Hayal / Gönen / 08.06.2014

Hasretin var yara gönül

Hani nerde dostla bağın,
Neden bunca ara gönül?
Yola düş geçmeden çağın,
Dostu dostta ara gönül.

Allah aşka etmiş ferman,
Zor olsa da bir gün varman.
Yıllar var ki bekler derman,
Sende ki bu yara gönül.

Hangi gönülde var büstün,
Kimden yüz çevirdin, küstün?
Hak katında aşk en üstün,
Yakar seni nara gönül.

Hüzün dışta değil, içte,
Özrün çare değil hiçte.
Görürüsün ne ektin, biçte.
Düşme bir gün dara gönül.

Dikerler bengi taşını,
Kaldır Allah’a başını.
Keşke bilsen gözyaşını,
Derdine bir çare gönül.

Bazen sarhoş, bazen kanık,
Senden başka var mı sanık?
Anlıyorum, gönlün yanık,
Hasretin var yara gönül.

Hamit Hayal / Gönen / 08.06.2014

Bu yaşanan belki düş kırıkları

Aşkın dünyasında renkli neonlar,
Loşluğun içinde bir loşluk vardır.
Ne biz anlıyoruz aşkı ne onlar,
Boşluğun içinde bir boşluk vardır.

Ne olursa olsun aşkın bedeli,
Bırakmak olmasın tuttuğum eli.
Desinler gam yemem ömrümde deli.
Sarhoşluk içinde sarhoşluk vardır.

Sahte âlemleri at gönlünden at,
Düşünmek gökleri hep böyle kat kat.
Alanlar bilir ki bu dünyadan tat,
Hoşluğun içinde bir hoşluk vardır.

Her insan mı susar, çıkmaz gıkları,
Bu yaşanan belki düş kırıkları.
Mazlumun ölmüştür hıçkırıkları,
Gördüm ki nefiste hep puştluk vardır.

Hamit Hayal / Gönen / 07.06.2014

Ne insan günahkâr ne de kir vardı

Ey nefsim hakikat tek onu bil de,
Ve varlıkta yekûn bir fikir vardı.
Rahmetin manası rahmani dilde,
Kün fe Yekün denen bir zikir vardı.

Ne ararsın nefsim ervah-ı hamda,
Ne zaman hakikat zay oldu namda?
İlk asra denk gelir bu zaman tam da,
Ne insan günahkar ne de kir vardı.

Denizler dolmadan, yeri göl iken,
Bu dünya bir kara kızıl çöl iken;
İnsan ilk rahminde daha döl iken,
Kâinat dilinde bir şükür vardı.

O ne bir kabile, ne de bir soyken,
İnsanlık alemde bir yeni boyken;
Habil ile Kabil daha çok toyken,
Belki de ne münker ne nekir vardı.

Ne zaman ki Adem getirdi cinnet,
Şimdi yeryüzünde arıyor cennet.
Ne kuldan bir kula edilen minnet,
Ne şeytan, yüzüne ne tükür vardı.

Hamit Hayal / Gönen / 07.06.2014

Ve insan çürümüş, muktedir riya

Nice hatıradan destanlar ördüm,
Her kederde gözden coşan sel ağlar.
Dünyanın bin türlü halini gördüm,
Anladım ki yaran ağlar, el ağlar.

İnsan ki özünde kalmış bir naçar,
Dünyada aşk var mı, kim ümit saçar,
Kim gönül fetheder, kim bir çağ açar,
Bir ağızda garip kalmış dil ağlar.

Bu bağlar bu dağlar, kuşu kurdumu,
Nice atan kalpler vardı, durdu mu?
Özledim ben eski gönül yurdumu,
Şimdi bir virane kalmış il ağlar.

Ne Hak düşer ne Hakkı kurt boğardı.
Şafaklar geç kalmaz, güneş doğardı.
Ağrıyan başımı bacım oğardı,
Zülfünün ucunda şimdi tel ağlar.

Cananların meyli elbet canaydı,
Gönül kudretimiz cennet anaydı.
Sevgi güldü, aşklar Haktan yanaydı,
Mecnun nerde, garip kalmış çöl ağlar.

Varsın dönsün yine bu köhne dünya,
Dün geri gelecek, gördüm bir rüya.
Ve insan çürümüş, muktedir riya,
Sunam çekip gitmiş, şimdi göl ağlar.

Bir zamanlar ceddim, atam sağlarken,
Tarih yazdı, sevincimden ağlarken.
Bugünden yarına ümit bağlarken,
Bir bahara hasret kalmış gül ağlar.

Hamit Hayal / Gönen / 07.06.2014

1 160 161 162 163 164 245