Habur şafağında

                              Anadolu’yu vatan yapanlara…

Habur şafağında nur, yıldızlar katar, katar,
Bütün ihtişamıyla haburdan doğar, batar.
Verilen en son emre itaat ile Türk tabur.
Şaha kalkmış yürekte yarından emin atar.

Bir ebedi bağlanış varlığına andında.
Karlı dağlarla kardeş, vatan ile yandında.
Verilen en son emre taat ile Türk tabur,
Belki arş’ın kapısı, bir anka kanadında.

Yıldız yıldız akarken ufkun ötesi Irak,
Belki bir kirli mayın, bir kurşun belki firak.
Verilen en son emre vaat ile Türk tabur,
Dağlarda binbir yılan kuyruğunda çıngırak.

Vatan elbet hürriyet toprağında, taşında
Bayraklar dalgalanır eğilmez dağ başında.
Verilen en son emre saat ile Türk tabur,
Varlığın bekasına şimdi zor savaşında.

Şafağında akarken Habur son savaş değil,
Bir yıldız kayışında, son sürat, yavaş değil.
Verilen en son emre naat ile Türk tabur,
Varlığım armağandır, yalnız kuru baş değil

              Hamit Hayal / Gönen / 04.09.2011

Çağlar bekliyor

Ey rabbin muazzez kıldığı millet,
Şahlan, aşılacak dağlar bekliyor.
Bu zamandan öte nice zaman var,
Belki şaşılacak çağlar bekliyor.

Çözülmüş bağlanış, tükenmiş yaşam,
Basra harap olmuş, hüzne dalmış Şam.
Nerede o mazi denen ihtişam,
Gülü solmuş, viran bağlar bekliyor.

Anlıyor ki insan gönül verince,
Bin yıllık hasretten daha derince;
Bir diriliş, yeni baştan erince,
Ölen ölmüş, kalan sağlar bekliyor.

Ne mazi derinde, ne ati ırak,
İbretler alınsın nişane bırak.
Ey ustam, hayata başlayan çırak,
Vatan örülecek ağlar bekliyor.

Bu millet tarihte koşup en başta,
Var olma aşkıyla doldu her yaşta.
Nerede yenildik, hangi savaşta,
Kör talih güler mi, ağlar bekliyor.

Hamit Hayal / Gönen / 04.09.2011

Türkler

Bükülmez bileğin, eğilmez başla,
Allah’ın adıyla durulan millet.
Gözün ırmağında bir engin yaşla,
Arşın gölgesine kurulan millet.

Yenilmez iraden, ismin ile denk,
Allah rızasına adanmış her cenk.
Ayrılıklar gördün, acılar renk, renk,
Elbet “kader” deyip burulan millet.

Kudretin bağlanış, varlığın iman,
Rabbin katındadır verdiğin aman,
Mekânlar biliyor, şahittir zaman,
Sadece sevmekten yorulan millet.

Müjde şafağında nöbette erin,
Yeniden “yürü” der sahibi yerin;
Kirlenmiş insanlık, çıkmazlar derin,
Nicedir beklenen, sorulan millet.

Engin hatıralar, bunca köklü şan,
Dilerim ey mazi yeniden yaşan.
Çağların içinde zor dağlar aşan,
Zamanda yarına kurulan millet.

Hamit Hayal / Gönen / 04.09.2011

Haramdır

Geniş günler bitti, şimdi darlığım
Kahrolası melun azmış diyorlar.
Yine tükenmede bugün varlığım
Kader bir şahadet yazmış diyorlar.

Mazimin sitemi nar dudağında
Nice hal arz eder var bucağında.
Ateşler yakarken yar kucağında,
Küfür bize mezar kazmış diyorlar.

Gökler yere iner, yer pare, pare,
Ağlasın gözlerden çekilsin hare.
Hakikat ehlinden vuslat var yâre
Şehidin varması nazmış diyorlar.

Vuslata yürürken bunca erimiz
Yemende, Balkanda nerde çerimiz?
İmanla yoğrulmuş alın terimiz,
Allah’ın katına arzmış diyorlar.

Ezelden verilmiş vuslata sözler
Bu fani dünyayı görür mü gözler?
Her kim ki hasretle Allah’ı özler
Allah nizamınca tarzmış diyorlar.

Vatandan küffara taşın düşmesi
Haramdır gözlerden yaşın düşmesi.
Allah kitabınca başın düşmesi
Din ve vatan için farzmış diyorlar.

Hamit Hayal/ Gönen / 05.11.2009

Şehitler

Hakikat yurduna hicret deminde,
Nöbet bitmiş, silah çatmış şehitler.
Hakkın rızasından kalbim eminde, 
Hüsran bilmeyecek zatmış şehitler.

Bu fani alemin yunup kirinden,
Nihayet Allah’a erme fikrinden.
Arşın kapısında vuslat zikrinden,
Kalbinden korkuyu atmış şehitler.

Asil ve yüce kan kudret denginde,
Bayrağa renk vermiş kızıl renginde.
Ölümü yenerken kutsal cenginde,
Vatana bir ömür katmış şehitler.

Şehitler şanından ebed mirliğim,
Düzenim kurulu, çökmez dirliğim.
Bugün varsa bir çözülmez birliğim,
Vatan için ölüm tatmış şehitler.

Hakikat sırrının arif gülleri,
Dilim nasıl etsin tarif gülleri.
Cennet bahçesinin zarif gülleri,
Ufkumda bir güneş batmış şehitler.

Vatan sevdamızın engin nakışı,
Artık hürdür ırmağımın akışı;
Dinmez hasret, ayrılığın yakışı,
Kalbimde sonsuza yatmış şehitler.

                         Hamit Hayal

1 4 5 6