Gönlüne bir yüz düşünce ağladın

Zihnindeki mazi denen bir resim,
Gönlüne bir yüz düşünce ağladın.
Varla yoğun arasında bir mevsim,
Ömrüne bir güz düşünce ağladın.

İstiyorsan benden beni al ve git,
Belki bir an, birkaç saat kal ve git;
En sonunda bir hayale dal ve git,
Aklına bir giz düşünce ağladın.

Dünyada tutsaktır aşkın erdemi,
Bir kere sevdin mi zordur her demi.
Giderken meçhule doğru son gemi,
Yoluna bir iz düşünce ağladın.

En muazzez derdimdir bu çekerim,
Belki bundan sonra dönmez tekerim.
Kalp niyaz ederse Mevla’mız kerim,
Kaderden bir cüz düşünce ağladın.

Hayal Beyi bilmiyorum noldun da,
Gönlün ağlar, gözlerinle doldun da;
Gitmeyen bir şey mi var ki yolunda,
Özüne bir köz düşünce ağladın.

Hamit Hayal / Gönen / 08.10.2014

Gir içeri, kalma yorgun eşikte

Sürme artık, bulamazsın izimi,
Mazi olmuş yıllarımda sen varsın.
Pişman olup dövsem de boş dizimi,
Gurbet gurbet yollarımda sen varsın

Şahlar düştü, geldi geçti hanlarda,
Günahım sen, dilimde ki zanlarda.
Gönlü olan bir bakışta anlarda,
Benim yorgun hallerimde sen varsın.

Hasret beni yüreğimden vururken,
Bu hal nedir böyle durup dururken?
Ümitsizim, gözyaşlarım kururken,
Bütün çıkmaz fallarımda sen varsın.

Tatmadıysan hasretin en zorunu,
Çözmek zordur aşka dair sorunu.
Görmez gözün yüreğimin korunu,
Yanıp gittim, küllerimde sen varsın

Beni katsan hayat denen koşuna,
Nasıl gitmez seni sevmem hoşuna?
Ne demiştin; “Kürek çekme boşuna.”
Gözyaşından sellerimde sen varsın

Gir içeri, kalma yorgun eşikte,
Duygularım öyle delik deşikte;
Kırk yıl önce uyuttuğun beşikte,
Her düşümde kollarımda sen varsın.

Hamit Hayal / Gönen / 06.10.2014

Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın,
Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız.
Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,
Bir sonsuzluk deminde hiç bitmesin rüyamız.

Ne bir engin, yorulmuş hasretlere erilir,
Ne de hakikat olur, şahlanır Onsuz düşler.
Her kimin bir hasreti varsa eğer, verilir.
Kırılmış gönüllerde yaşar mı sonsuz düşler,

Neden hâlâ anlamsız insanın savaşları,
Neden Hakka bakışta kahreden bunca sığlık?
Bazen Filistin olmuş dünyanın gözyaşları,
Bazen çok ötelerden, Sincan’da derin çığlık.

Hakikati arayan kalplerde hâlâ kırık,
Bir zamanlar Bosna’ydı ateşler altında kül.
Ve hâlâ müminlerin kalbinde bir hıçkırık,
Bilmiyorum, bu çağda kalmış mıdır açmış gül?

Parmakları kınalı nineler şimdi yasta,
Ölüm tarlalarında esir kalmış ya Gülşen.
Medeniyet denilen bu bakış dünden hasta,
En uzak diyarlardan en yakına kimdir şen?

Hani nerde diriltip, aşka umut verenler,
Çözülmüş ve çürümüş her gönülde bir şaki.
Oysa ne yiğitlikler kaldı ne alperenler,
Bir yanda zulüm ve kin, bir yanda puştluk baki,

Veda edip ebedi içimizde putlara,
İbrahim makamından çağlar ötesi çağrı,
Koşun ey sevgililer gökten inmiş kutlara,
Ne hasret kalsın bugün, ne kalplerde bir ağrı.

Bir hayal ötesinden kapıyı çalan kimdi,
Dilimde bir isyanla istiyorum haykırmak.
Gönül sadetle dolan eski zamanda şimdi,
Heyhat, hatıralardan zihnimde coşkun ırmak.

Nemrutun ateşinde yanan kimin günahı,
Ey nefsim tutun artık, anlamak için yanda.
Anlarız elbet bir gün yandığımız gün ahı,
En mübarek bayramlar diliyorum bu anda.

Her zalim günahınca inşa eder bir eser,
Maveradan öteye geçmesin, burda kalsın.
Kardeşlik denen ahtın yerinde yel mi eser,
Bir ilahi hüküm mü, bu dünya kurda kalsın?

Ne ayrılık sevdanın vuslatla biten faslı,
Ne Ferhat’ı bekleyen Şirin kaldı âlemde.
Ve hâlâ bilinmeyen ölüm ne, nedir aslı.
Yoruldu günahları yazan mahzun kalemde,

Ümitsizlik ruhumu dirilten aşka engel.
Tatmak varken âlemde nice günler nice ak;
Umulmadık yerlerden çıkıyor başka engel.
Bir sonsuz duam kaldı yüreğimde bir de Hak,

Nice yanmış gönülde ümit olmak isterdim,
Daha kaç yıl sürecek dünyada bunca hüzün?
Neden böyle bitmiyor ebed mi benim derdim,
Şimdi mahzun olmaya doğru yanmış bir yüzün.

Aslında kapıları ardınca açık Hakkın,
Bir vedaya elveda değil ruhumda ki güz.
Şimdi dualarında kim Hakka öyle yakın,
Bu bayram sabahında gülsün kaderden bir cüz.

Yeniden bir diriliş ile gönül bağımız,
Tutmalıyız elinden, yücelmeli umutlar.
Hep böyle yanmamalı biliyorum çağımız,
Bu bayram sabahında dağılmalı bulutlar.

Ve kim ki yüreğini hakikate açarsa,
Zamanlar ötesinden Arş’a yakın yerdesin.
Kim bir yudum hayatın baharında naçarsa,
Ne hükmü olur adı bayram olsa her dersin.

Bayramlar güzelliğin zirve yaptığı zemin,
Gönül coşkunluğuyla şaha kalktığı zaman;
Her kim ki yaradanın merhametinden emin,
Gerçek sadet deminde gözler aktığı zaman.

Ey insanlık! İlahi hükümce varsa cezan,
Karanlık gecelerin nurlu sabahında dil;
Bir başka manasıyla bu şafakta ilk ezan,
Hem gözler ağlamalı hem gönüller bunu bil.

Ruhlar ve bedenlerle secdede iken başlar,
Bir düşünme faslında bitsin bu soysuz cinnet.
Teslimiyet kalplerde gül açtığı an başlar,
Bilmeliyim bu bayram keşfederken bir cennet,

Gönül ister ki bunca acılar dünde kalsın,
Bir bayram sabahına uyanırken dünyamız.
Garip, yoksul ve yetim dünyadan murat alsın,
Bir sonsuzluk deminde hiç bitmesin rüyamız.

Hamit Hayal / Gönen / 04.10.2014

Nasıl sevdim senin gibi sanemi

Ak düşlerde hasretime hep kara,
Çalan seni sevdiğime pişmanım.
Ben bu aşktan yüreğimde bir yara,
Kalan seni sevdiğime pişmanım.

Nasıl sevdim senin gibi sanemi,
Ateşlerde yakıp durdun sinemi.
Hiç uğrun benim bunca senemi,
Alan seni sevdiğime pişmanım.

Sevgi nasıl olur döner nefrete,
Rahmet derken tutuldum bir afete.
En sonunda dönülmez bir gaflete,
Dalan seni sevdiğime pişmanım.

Elde değil, gönül düşer ulyaya,
İnsan sever, bağlanır bir hülyaya.
Bunca zaman beni bir boş rüyaya,
Salan seni sevdiğime pişmanım.

Senin için tutuşurken özümden,
Kıymetin yok, düştün artık gözümden.
Aşk dediğim varlığımı özümden,
Çalan seni sevdiğime pişmanım.

Hasret engel, ayrılıklar barikat,
Ne yol kaldı önümde ne tarikat.
Benim sende bildiğim tek hakikat,
Yalan, seni sevdiğime pişmanım.

Hamit Hayal / Gönen / 16.09.2014

Sen aklıma düşünce bu çağlarda

Ümidimin tükendiği bir an ki,
Gözyaşımı silecektin, ne oldu?
Yoruldum sevmekten seni inan ki,
Derdim nedir bilecektin, ne oldu?

Ateşlerde yandı nice sineler,
Bir rüyada gibi geçti seneler.
Bana neler vadetmiştin sen neler,
Yüzüme hep gülecektin, ne oldu?

Yangınlar misali hasretin diri,
Bir yürek taşırdım, devlerden iri.
Oysa ben değildim her hangi biri,
Düşlerimi bölecektin, ne oldu?

Yine gönül yangınlarım azınca
Aramadın son mektubu yazınca.
Gözümde bir değerin var nazınca,
Hasretimden ölecektin, ne oldu?

Gönlüm bir düş âleminde ağlarda,
Aşk kalmadı, koptu gitti bağlarda.
Sen aklıma düşünce bu çağlarda.
Bir gün dönüp gelecektin, ne oldu?

Hamit Hayal / Gönen / 30.09.2014

1 75 76 77 78 79 172