Öyle gel

Eski acıları yaktım özümde,
Bir tek yüreğini alda öyle gel.
Hep halâ o eski sensin gözümde,
Sen kendin olarak kal da öyle gel.

Nere de arasam, hangi zemini,
Bulamam ömrünün o ilk demini.
Artık gözlerinin silip nemini,
Sonsuz hayallere dalda öyle gel.

Hasret dolu esen sevda yeline,
Ayrılık dönmede gözüm seline.
Sorarım bir şey mi geçti eline,
Dağıt saçlarını, salda öyle gel.

Sen beni ömründen ittiğin yerde,
Yalnızım bırakıp gittiğin yerde.
Yeniden dirilip bittiğin yerde,
İstersen bir eski şalda öyle gel.

        Hamit Hayal / Gönen / 02.08.2012

Osmanlı Türkiyesindeki İslamcılık Düşüncesine Genel Bir Bakış

Bir din adı olarak İslam, son onlu yıllarda siyasal İslam, fundamental İslam, radikal İslam, modem İslam gibi terimlerle birlikte anılarak sosyal hayatımızda farklı algılamalara yol açacak şekilde kullanılmaya başlamıştır. Esasen bu terimlerin kullanmasından önce İslam kelimesi, nisbe edatıyla birlikte “İslamcılık” şeklinde ifade edilip, daha geniş bir anlam kümesine sahip olmuştur.1 Diğer bir ifadeyle Cumhuriyet Türkiye‟sinde homojen bir yapıya sahip olmayan bu düşüncenin mensupları, görüşlerinin ve hareketlerinin istikametinde farklı terimlerle nitelenmişler, İslamcılık ise şemsiye bir terim olarak bütün hareket ve akımları içine alan niteliğini korumuştur. İslamcılık adı altında derlenen dinî-fikrî düşüncenin oluşumu ve bunun sosyal hayatımıza yansıyan biçimleri diğer pek çok olgu gibi Cumhuriyet Türkiye‟sine Osmanlı‟dan miras kalan kültürel olgular arasındadır. Bu makalede, terminolojik bir analizden ziyade, tarihî perspektiften İslamcılığın oluşumu, gelişim süreci ve günümüze intikalini genel hatlarıyla ortaya koymaya çalışacağız. Burada geniş bir coğrafyaya ve milletler topluluğuna sahip İslam âlemi yerine konuyu Türkiye ile sınırlandırmamızın sebebi; XIX. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlıların -Fas ve İran hariç- neredeyse bütün İslam âlemini temsil eden bir hükümranlık alanına sahip olması, batıyla direkt ilişkiler içinde bulunması, ilk ciddi değişimleri kendi bünyesinde tatbik etmesi ve yaşamış olmasına binaendir. » Devamını Oku

Annem

Gurbet gecesinde düştün içime
Ağladım ta içten savruldum annem.
Bu ayrılık pek gidiyor gücüme,
Yüreğim kurudu, kavruldum annem.

Haber almışım da nicelerinden 
Bıktım bu ayrılık hecelerinden.  
Şu zalim gurbetin gecelerinden ,
İnce hasretinle yoğruldum annem.

Yine bana öyle engin baksana,
İçimde bir alev derin yaksana.
Nice kudret dolu duygun aksana,
Gözlerin ufkumda doğruldum annem.

Bir el gözümde ki yaşımı siler,
İçimde yorulmuş bir bülbül çiler.
Kalbim bakışından ümitler diler,
Yeniden bu aşka kuruldum annem.

Ayrılık kahreder, gider ağrıma,
Vuslatın bir çare gönül ağrıma.
Bugün ateşleri sardım bağrıma,
Ben sensiz gurbette vuruldum annem.

       Hamit Hayal / Gönen / 13.05.2012

Sen varsın annem

Bir çağ dönümü bu, bir kader anı
Bu gece rüyamda sen varsın annem;
Bir sonsuz mutluluk, keder bir yanı,
Bu gece rüyamda sen varsın annem.

Gözlerin kuşatsın, sarsın ferinden,
Ben hal arz ederken sana derinden;
Belki kalbim fırlar korkma, yerinden,
Bu gece rüyamda sen varsın annem.

Görünmez kudretler benden alarak,
Annesiz yaşadım her gün dalarak;
Ruhun bedenimde sonsuz kalarak,
Bu gece rüyamda sen varsın annem.

Bütün şükürlerim yüce Allah’a,
En mutlu anımı tatmadan daha;
Nice duygularım kalkma da şaha,
Bu gece rüyamda sen varsın annem.

Bu sır umanında ne dil, ne hece;
Dilersen çözülür bunca bilmece.
Uzasın, bitmesin bu sonsuz gece,
Bu gece rüyamda sen varsın annem.

        Hamit Hayal / Gönen / 13.05.2012

Nerede?

Anladım düşermiş eğilmez başlar
Bu dünyaya sığmaz canlar nerede?
Söyleyin duvarlar, söyleyin taşlar,
Peygamber muhibbi hanlar nerede?

Şimdi bakıyorum viran saraya,
Bir çare var mı bu eski yaraya?
Ne zamanlar girmiş dünle araya.
Asırlar, seneler, anlar nerede?

Yurdunu bırakıp göçeden atlar,
Düzen bırakmadı, bozuldu tatlar.
Aksakallı, pir-i fani son zatlar,
Kaldı mı derdi mi anlar, nerede?

Yurdu için ölen kalpte mah imiş,
Koçyiğidin her biri bir şah imiş.
İnsan murad etse kader bah imiş,
Destanlarda yazan sanlar nerede?

Alnımın ateşi ne zaman söner?
Kim diyorsa göçen geriye döner.
Kalbim tefekkür et, ey dilim öner,
Şafak mı gecikti, tanlar nerede?

Zamanın abide, anıt ve büstü,
Ecdadın zaferi bir eski süstü;
Perdeler indi bu son akşamüstü,
Dilden dile düşen şanlar nerede?

        Hamit Hayal / Gönen / 24.04.2012

1 165 166 167 168 169 178