İçeriğe geç

Kategori: Makaleler

Frenk kralların Türkçe merakı *

Kategori: Makaleler, ve Tarih Yazıları

Tarih boyunca Osmanlı’ya iltica edenler arasında Avrupalı krallar da vardı. Bu krallardan bazıları Türk diline ilgi duydular, Türkçe öğrendiler ve yazdıkları eserlerde Türkçe kelimeler kullandılar. Türkçe öğrenmekle yetinmeyip Türkçe gramer kitabı yazanlar da oldu.
Osmanlı Devleti tarih boyunca hem doğudan hem de batıdan dini ve siyasi nedenlerle ülkelerini terk eden binlerce mülteciye kapılarını açmıştır. Osmanlı’ya sığınanlar arasında üst düzey asker ve bürokrat bulunduğu gibi Avrupa siyasetine damgasını vuran krallar da vardır. Osmanlı’ya sığınan bu krallardan bazıları Türk diline ilgi duydular, Türkçe öğrendiler ve yazdıkları eserlerde Türkçe kelimeler kullandılar. Hatta bu krallardan 1849 yılında Osmanlı Devleti’ne sığınan Macar Kralı Lajos Kossuth Türkçe öğrenmekle yetinmeyip Türkçe gramer kitabı yazacak kadar Türkçe ile ilgilendi.

Tarihi ve Sosyolojik Açıdan Osmanlı Beyliği

Kategori: Makaleler, ve Tarih Yazıları

 

Anadolu’da beyliklerin kuruluş sürecini anlamak için, bir zamanlar merhum Fuad Köprülü’nün belirttiği gibi, 13-14. Yüzyıllarda Anadolu’nun siyasî, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmelerini ilmî bir şekilde tahlil etmeliyiz. Tabiatıyla bunu daha geriye götürmemiz mümkündür, yani, meseleyi, Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşması süreci çerçevesinde de düşünebiliriz; ancak, beyliklerin kuruluşunda birinci dereceden etkili âmilleri ararken 13. Yüzyılda Anadolu’ya bakmamız gerekir.
Bu bağlamda Moğol istilası, Anadolu Selçuklu Devleti’nin tedricen Moğol-İlhanlı denetimine girişi ve merkezî otoritesinin zayıflaması, bu süreçte vuku bulan göçler, merkezî otoritenin zayıflamasına paralel olarak Beyliklerin teşekkülü, Bizans’ın uç boylarındaki kontrolünün zayıflaması, İlhanlılarla rekabet halindeki Altın Ordu ve Memluk devletleri vb. etkenleri anmamız gerekir.

Osmanlı İmparatorluğu ve İslâm

Kategori: Makaleler, ve Tarih Yazıları

 

Osmanlı imparatorluğu bugün, gerek Türkiye Cumhuriyetinin yaşamakta olduğu iç ve dış problemler, gerekse vaktiyle sınırları dahilinde bulunan komşu devletlerde cereyan eden olaylar ve bunların Türkiye`ye yansımaları dolayısıyla, aktualitesini bütün canlılığıyla korumakta ve dolayısıyla tartışılmakta bulunan bir büyük imparatorluktur. Dünya Osmanlı tarihi araştırıcılığı, altı yüz yıl gibi çok uzun bir ömür sürmüş bu imparatorluğun siyasi ve idari yapısını, kurumlarını, onu meydana getiren, çeşitli etnik ve dini kökenlere, kültürlere mensup insanların oluşturduğu karmaşık, dev bir toplumsal yapıyı, bütün yönleriyle, bütün görüntüleriyle izlemek, anlayabilmek, açıklayabilmek, için yaklaşık bir yüz yıldır büyük bir emek ve gayret sarfetmekte ve yıllardan beri de önemli sonuçlar ortaya koymuş bulunmaktadır. Buna rağmen, daha araştırılacak pek çok problem olduğuna, bunların araştırıcıları ve bilim adamlarına daha yıllarca meşgul edeceğine hiç şüphe yoktur.

Osmanlı Devleti’nin Kuruluş ve Olgunlaşma Süreci

Kategori: Makaleler, ve Tarih Yazıları

Kökenler ve Tarihî Bağlam
Tarih sahnesine bir uç beyliği olarak çıkan Osmanlıların kuruluş süreci, konuya ilişkin kaynakların yetersizliği veya bu kaynaklar arasındaki bazı çelişkili ifadeler yüzünden farklı yorumlara sebebiyet vermiştir.[1] Bu farklılıklar daha çok “kurucu çekirdek”in mahiyeti üzerinde yoğunlaşmış olup Beyliği kuranların veya kuruluşta en önemli rolü oynayanların kabilevî bir topluluk mu, gaziler mi yoksa başka gruplar mı oldukları tartışılmıştır. Bu bağlamda, Osman Bey ve atalarının, ülkemizde genel kabul gören tezde olduğu gibi Kayı boyundan gelip gelmedikleri de tartışma konusudur.[2]

Klasik Dönem Osmanlıı Siyasi Düşüncesi

Kategori: Makaleler, ve Tarih Yazıları

On üçüncü yüzyılın son çeyreğinde, Anadolu Selçuklu Devletiin Moğol tahakkümü altında otoritesinin iyice zayıfladığı bir ortamda ortaya çıkan beyliklerin en mütevazılarından birisi olan ve fakat, gerek tarihî ve coğrafî şartların uygunluğu gerekse ilk Osmanlı beylerinin mahir siyasetleri sonucunda, tedricen bir cihan imparatorluğuna dönüşecek olan Osmanlı Beyliğiin hangi tarihî şartlarda kurulup büyüdüğü, oluşturduğu siyasî, sosyal ve kültürel yapıların tarihî temelleri vb. hususlar yüzyılımızın başından beri araştırıcıların ilgisini çekmekte ve çeşitli tartışmalara konu olmaktadır. Bu vesile ile Osmanlı kültürünün çeşitli veçheleri de tartışma gündemine girmektedir. Bu yazımızda biz Osmanlıların siyasî düşüncelerinin kaynakları ve bu düşüncenin niteliği hususunu incelemeye çalışacağız.İlk olarak şunu belirtmekte fayda var:Osmanlıların esas itibariyle tevarüs ettikleri tarihî mirası yeni şartlarda sürdürmenin dışında, İslam kültür ve düşüncesine orijinal katkılar yapmadıkları, sadece şerh ve haşiye niteliği taşıyan eserler kaleme aldıkları Osmanlılara yöneltilen tenkitlerin başında gelir