Nerede?

Anladım düşermiş eğilmez başlar
Bu dünyaya sığmaz canlar nerede?
Söyleyin duvarlar, söyleyin taşlar,
Peygamber muhibbi hanlar nerede?

Şimdi bakıyorum viran saraya,
Bir çare var mı bu eski yaraya?
Ne zamanlar girmiş dünle araya.
Asırlar, seneler, anlar nerede?

Yurdunu bırakıp göçeden atlar,
Düzen bırakmadı, bozuldu tatlar;
Aksakallı, pir-i fani son zatlar,
Kaldı mı derdi mi anlar, nerede?

Yurdu için ölen kalpte mah imiş,
Koçyiğidin her biri bir şah imiş;
İnsan muradetse kader bah imiş,
Destanlarda yazan sanlar nerede?

Alnımın ateşi ne zaman söner?
Kim diyorsa göçen geriye döner,
Kalbim tefekkür et, ey dilim öner,
Şafak mı gecikti, tanlar nerede?

Zamanın abide, anıt ve büstü,
Ecdadın zaferi bir eski süstü;
Perdeler indi bu son akşamüstü,
Dilden dile düşen şanlar nerede?

                       Hamit Hayal

Göreceksin

Bütün mazlumların elbet yüzü ak,
Gel diyen açık bir el göreceksin.
Sisli bir gecenin şafağından bak,
Ağlayan gözlerde sel göreceksin.

Muazzez bir mah’ı kuşatan tüller,
Bir kara duman ve önünde küller;
Daha goncasında solmuştur güller,
Yüzünü yalar bir yel göreceksin.

Zannetme dünyanın dönüşü boşa,
Bunca ayrılık var gitmez ya hoşa;
Birgün nihayete hep koşa koşa,
İnsanda bir meçhul hal göreceksin.

Düşkünü görürsen bil ki itilmiş,
Ümitler tükenmiş, yollar bitilmiş;
Bir çöl serabında çoktan yitilmiş,
Dilleri söylemez lal göreceksin.

Yürek vuruyorsa kabından taşar,
Koç yiğide dağlar yollardan aşar;
Ruhunda dirilik var mı bir yaşar,
Omuzlar üstünde sal göreceksin.

İlk adım boşlukta, düşüş bidayet,
Kimi hüsran tadar kimi hidayet;
Bir perde kapanır, iner nihayet,
“Sende artık ibret al” göreceksin.

                   Hamit Hayal

Çok istiyorum

Benim bu garip halimi
Bilmeni çok istiyorum.
Bir ırmaktan öte yaşım,
Silmeni çok istiyorum.

Tut elimden ve itmeden,
Bir daha mı hiç gitmeden.
İçimde ki yaz bitmeden,
Gelmeni çok istiyorum.

Yağmurla, yelle yarışıp,
Gitme ellere karışıp.
Artık benimle barışıp,
Gülmeni çok istiyorum.

Ne bir hayal ne bir yalan,
Ömrümüz olmasın talan.
Bu gönlümü benden alan,
Olmanı çok istiyorum.

Düşüm, hayalim, anımda,
Sevdan alevdir kanımda.
Gitmeyip sonsuz yanımda,
Kalmanı çok istiyorum.

Bilmiyorum hal delimi,
Ayrılık büker belimi.
Sana uzattım elimi,
Almanı çok istiyorum.

       Hamit Hayal

Yok işte…

Biz neden büyümedik sımsıcak bir kucakta,
Yok işte arayacak, anacak yar yok işte,
Hep bir sevgiye muhtaç, mahrum köşe bucakta,
Saçımı tarayacak, kanacak bir yar yok işte.

Birgün öğrendim ki ben insan denen ruh ve et,
Çözülmez bir varlıktır, öğrenmeye devam et,
Yenilmek belki kader, imdadına kendin yet,
Bizimde sevdamızla yanacak yar yok işte.

Ebedi sevgiliye aç elini et niyaz,
Açan gülleri gördüm, ömrü bahar belki yaz.
Sımsıcak sevgiler var, gönüller kış, yüz ayaz,
Kanayan yaramızı onacak yar yok işte.

Tattığın elemin ne, kederini tarif et,
Ne bekledin hayattan, hederini tarif et.
Hangi marifetin var, kaderini tarif et,
Akgögsümüz üstüne konacak yar yok işte.

Ezel denen zamandan ebede çağlar insan,
Düşer, kalkar ve koşar hep ümit bağlar insan.
Hayat dersinde gördüm, güler ve ağlar insan,
Bize mutlu bir ömür sunacak yar yok işte.

İster içine sığın, ister gözün nemine,
Her şey bir gölge sanki asıl ötede mi ne?
Ömür nedir bak anla bir zerrenin demine,
Gözyaşıma elini banacak yar yok işte.

Uyan artık rüyadan, düşünü kendince yor,
Ne anlamsız diller var, kendi dilin ne diyor?
Varlık yokluk bahane, yol hep devam ediyor,
Bütün korkularımı yenecek yar yok işte.

Kimin umurundadır sendeki bu alınmak,
Hayatın bir ucundan bir ucuna salınmak.
Nice mutlulukların kaderinde çalınmak,
Bu dünyada vefakar denecek yar yok işte.

                                Hamit Hayal