İçeriğe geç

Aylar: Ağustos 2011

Bayramınız mübarek olsun

Kategori: Din Tasavvuf Şiirleri, ve Şiirler

Hasretin sonunda mutlu çağa biz,
Dostlar bayramınız mübarek olsun;
Yine vuslat ettik kutlu çağa biz,
Dostlar bayramınız mübarek olsun,

Bitsin içimizde derin çatışma,
Ne bu kavga, ne bu yersiz atışma;
Gönül sükut bulsun, kalpler yatışma,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

Hakkı bulmak, nail olmak erince,
Rahmet kapısından sevgi derince;
Kul dilesin verir Rabbim verince,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

Sessiz kapıları çalıp bu bayram,
Sevgi deryasına dalıp bu bayram;
Gönüller yapalım alıp bu bayram,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

Mümin taat eder, özde umutlar,
Terkedin dünyayı kara bulutlar;
Bu bayram aşılsın derin buutlar,
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

İç dünyanı yeni baştan kur bugün,
Yüce Rabbin huzurunda dur bugün,
Tevekkül et, gökten insin nur bugün;
Dostlar bayramınız mübarek olsun.

                       Hamit Hayal

Niçin geri kaldık?

Kategori: Genel

 

Geride bıraktığımız yüzyılda en ciddi aydınlarımızdan birisi şüphesiz Peyami Safa'dır.Ona göre Avrupa'nın idrakini Yunanlılardan daha çok Romalılar doldurmuştu. Belçikalı Dumant Wilde'nin "Avrupa Kafasının Tekamülü" adlı kitabındaki şu satırların kanaatinde rol oynadığını belirtiyor: "Avrupa'nın Roma'da bulduğu en büyük miras şudur: Devletin bölünmezliği; Asya monarşilerinde devlet, hanedan sülalesinin mülkü telakki edilirdi. Hükümdar onu büyütebilir, ötekine berikine dağıtabilir; çocuklarına verebilirdi. Roma devleti ise herkesin malı, Res Publica'dır."

Yasta Filistin

Kategori: Şiirler, ve Tarih ve Kahramanlık Şiirleri

Ulu hakan Abdülhamit Han gitti,
Nicedir perişan, hasta Filistin.
Dostun gölgesinde bir rüya bitti,
Mazluma bin nişan, yasta Filistin.

Gönül gözü açık nice kalpte fer,
Yüce Salahaddin ne zaman sefer?
Kuşanmış bekliyor, yüz binler nefer.
Yeniden uyansın sarsta Filistin.

Kisralar tükenmez, firavunlar hiç,
Nesiller türemiş, peyda olmuş piç.
Kopulmuş asıldan, çürümüş ya iç,
On yıllar muhtaçtır dosta Filistin

İşte zamanıdır belli olsun hak.
Çeçenistan düşmüş, ağlıyor Irak.
Kimin yüzünde nur, kimin alnı ak,
Tükenmiş Pakistan, Fas’ta Filistin.

Bugün Filistin de Müslüman mülke,
Zalim hükmetse de düşmez bu ülke.
Nerede insanlık, hak, hukuk, ilke,
Türkler sessiz, suskun Fars’ta Filistin.

Anladım şah olmuş bunca simanın,
Özünde körelmiş aşkı imanın.
Adı İslam olan sonsuz limanın,
Rahmeti çaredir kast’a Filistin.

İmandan bir sine ve setiyle biz,
Bir cenkte ruhumuz ve etiyle biz;
Yavuzun muhteşem heybetiyle biz,
Mü’miniz, kardeşiz nas’ta Filistin.

                        Hamit Hayal

Frenk kralların Türkçe merakı *

Kategori: Makaleler, ve Tarih Yazıları

Tarih boyunca Osmanlı’ya iltica edenler arasında Avrupalı krallar da vardı. Bu krallardan bazıları Türk diline ilgi duydular, Türkçe öğrendiler ve yazdıkları eserlerde Türkçe kelimeler kullandılar. Türkçe öğrenmekle yetinmeyip Türkçe gramer kitabı yazanlar da oldu.
Osmanlı Devleti tarih boyunca hem doğudan hem de batıdan dini ve siyasi nedenlerle ülkelerini terk eden binlerce mülteciye kapılarını açmıştır. Osmanlı’ya sığınanlar arasında üst düzey asker ve bürokrat bulunduğu gibi Avrupa siyasetine damgasını vuran krallar da vardır. Osmanlı’ya sığınan bu krallardan bazıları Türk diline ilgi duydular, Türkçe öğrendiler ve yazdıkları eserlerde Türkçe kelimeler kullandılar. Hatta bu krallardan 1849 yılında Osmanlı Devleti’ne sığınan Macar Kralı Lajos Kossuth Türkçe öğrenmekle yetinmeyip Türkçe gramer kitabı yazacak kadar Türkçe ile ilgilendi.

Tarihi ve Sosyolojik Açıdan Osmanlı Beyliği

Kategori: Makaleler, ve Tarih Yazıları

 

Anadolu’da beyliklerin kuruluş sürecini anlamak için, bir zamanlar merhum Fuad Köprülü’nün belirttiği gibi, 13-14. Yüzyıllarda Anadolu’nun siyasî, sosyo-ekonomik ve kültürel gelişmelerini ilmî bir şekilde tahlil etmeliyiz. Tabiatıyla bunu daha geriye götürmemiz mümkündür, yani, meseleyi, Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşması süreci çerçevesinde de düşünebiliriz; ancak, beyliklerin kuruluşunda birinci dereceden etkili âmilleri ararken 13. Yüzyılda Anadolu’ya bakmamız gerekir.
Bu bağlamda Moğol istilası, Anadolu Selçuklu Devleti’nin tedricen Moğol-İlhanlı denetimine girişi ve merkezî otoritesinin zayıflaması, bu süreçte vuku bulan göçler, merkezî otoritenin zayıflamasına paralel olarak Beyliklerin teşekkülü, Bizans’ın uç boylarındaki kontrolünün zayıflaması, İlhanlılarla rekabet halindeki Altın Ordu ve Memluk devletleri vb. etkenleri anmamız gerekir.