Osmanlıdan Cumhuriyete Tarih Anlayışına Tesir Eden Faktörler

Tarih anlayışı, ( tarihi anlama / anlatma biçimi veya anlama gücü ) konusunda benimsenen düşünceler ve inançlar incelenirken, geçmişin tanımlanmasında belirleyici rol oynayan siyasî kültürün göstergesi siyasî iktidarın niteliği göz önünde bulundurulmalıdır. Islâhat, inkılâp, ihtilâl, devrim gibi kavramlarla ifade edilen büyük değişme ve gelişmeler, o ülkede yaşayan bir topluma yeni bir kimlik kazandırır. Böylece, o toplumu tanımlamanın ve tanımın unsurları da değişir. Tarih de değişme ve gelişmelere paralel olarak tamamen veya kısmen değişikliğe uğrar. Tarih anlayışında yeni akımların meydana gelmesi, büyük ölçüde / genellikle siyasî düşünce akımlarına paralel bir gelişme sonucudur. Osmanlı tarih yazıcılığının 15’inci yüzyılın sonunda yükselme göstermesi “ büyük bir imparatorluk kurma sonucu “ ile bağlantılı görülmektedir . 19’uncu yüzyıl Fransız tarih yazıcılığının ana özelliği Fransız İhtilâli’nin yoğun etkisi altında şekillenmesidir. Fransa’da tarih yazımına ilham teşkil eden siyasî düşünce akımları içinde en etkili olanı milliyetçiliktir.  Devamını oku… » Devamını Oku

Osmanlı Tarihçileri

Osmanlılarda tarih yazıcılığı, Osmanlı Beyliği’nin kuruluşundan 100-150 yıl sonra başlamıştır. Osmanlı tarih yazıcılığının geç başlaması, Anadolu’da Osmanlılardan önce tarih yazıcılığının gelişmemesi ile bağlantılıdır.
A.Beylikler Dönemi (1243 – 1318)
Anadolu’da 13. ve 14. yüzyılda yazılmış olan eserlerde Anadolu Selçukluları ve Anadolu Beyliklerinin tarihi anlatılmış, olaylar Osmanlı devletinin kuruluşuna kadar getirilmiştir.Anadolu Selçukluları ve Beylikler döneminde (1075-1318) Anadolu’da daha çok Arapça ve Farsça eserlerin yazıldığı görülmektedir. Bu dönemde Arap dili “din ve hukuk” alanında, Fars dili “sanat ve edebiyat” konularında egemen olmuştur.Türkçe olarak yazılmış “Danişmendname” ve “Battal’name” gibi eserler, Anadolu’da Türkçe tarih yazıcılığını başlatmıştır. Ayrıca Taberi, İbn Kesir gibi İslam tarihçilerinin eserleri Türkçeye çevrilmiştir. Dönemin ünlü tarih kitapları
El-Evamirü’l-Alaiyye di’l-umüri’l-Alaiyye, İbn Bibi
Müsameretü’l-ahbar ve Müsayeretü’l-ahyar (Tezkire-i Aksarayi), Aksarayi
Menakıbü’l-arifin, Eflaki » Devamını Oku

Niçin geri kaldık?

 

Geride bıraktığımız yüzyılda en ciddi aydınlarımızdan birisi şüphesiz Peyami Safa'dır.Ona göre Avrupa'nın idrakini Yunanlılardan daha çok Romalılar doldurmuştu. Belçikalı Dumant Wilde'nin "Avrupa Kafasının Tekamülü" adlı kitabındaki şu satırların kanaatinde rol oynadığını belirtiyor: "Avrupa'nın Roma'da bulduğu en büyük miras şudur: Devletin bölünmezliği; Asya monarşilerinde devlet, hanedan sülalesinin mülkü telakki edilirdi. Hükümdar onu büyütebilir, ötekine berikine dağıtabilir; çocuklarına verebilirdi. Roma devleti ise herkesin malı, Res Publica'dır." » Devamını Oku

En büyük hastalık kutsallaştırma

Kutsallaştırma ve yok sayma, memleketimizin en önemli ve hastalığı. Bu ikiye ayrılma ve yarılma yalnızca tarih konusunda değil, ortaya atılan her konuda kendini gösteriyor. Siyasiler ve medya da bu hastalığı giderek daha çok besliyor.Akademik çalışmalarını İslam Tarihi alanında yürüten ve özellikle erken dönemde İslam’ın yayılışı ve Hz. Ömer dönemi üzerinde çalışan Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Fayda, İslam’ın doğru anlaşılmasında tarih bilinci üzerinde önemli duruyor. Prof. Fayda, Müslümanların geçmişini bilmeden dinine ve geleceğini sahip çıkamayacağının altını çiziyor.  Tarih bilgi ve bilincinin, dinin doğru anlaşılması ve yaşanması açısından arz ettiği önem nedir?  Dinimizin iyi anlaşılmasında tarihin yeri tartışılmaz. Bu husus Kur’an’ı iyi anlamak için esbab-ı nuzul bilgilerine duyulan ihtiyaçta olduğu gibi, esbab-ı vürud bilgilerinin de hadislerin daha iyi anlaşılmasını sağladığını göz önüne alırsak, kendisini hemen gösteren bir zarurettir.  » Devamını Oku

Bana soyadını söyle…

                                                                                        Gürkan HACİR *
23 Temmuz 2011 Cumartesi 10:46 | Son Güncelleme: 23 Temmuz 2011 Cumartesi 10:46

Nereden geliyor hepimizin ikinci isimleri… Dönüp başa baktığımızda, her zamanki adaletsizliğin soyadlarımızda da olduğunu görüyoruz. Önce elitlere ve asil ailelere, yağlı ballı soyadları dağıtıldı. Sonra kalan siyah Türklere ise verilen listeden ne denk gelirse o soyadı olarak takıldı. Çok tuhaf olanlar da buradan yadigar kaldı: Yalak Memeci, Hıyarcı, Dönek, Sıçan, Korkak Kıro, Kalça, Damızlık, Angut, Eşekcanbazı, Öküz, Tavuk, Gıcık, Öldürür, Şebek
Ülkemizde ışık hızıyla değişen gündemi örneklemek için hep şu örneği verirdim. ‘Bizdeki bir haftalık gündemle Norveç bir yıl idare eder.’ Sanki birileri duymuş olacak ki Norveç de, Güney ülkelerinin bir türlü başlarını alamadıkları terör belasına çattı. Şimdi mutlu ve huzurlu Kuzey ülkesi de bizim gibi diken üstünde uyuyacak. Ne yazık… Bu hafta izninizle akıp giden gündemin biraz dışına çıkayım. Uzun zamandır yazmak istediğim bir konuya gireyim.

» Devamını Oku

1 2